Playwright türkçesi Playwright nedir

  • Tiyatro alanında kullanılır.
  • Piyes yazarı.
  • Oyun yazarı.
  • Dramaturg.
  • Tiyatro için oyun yazan kimse. tiyatro yapıtları yazan kimse.
  • Tiyatro sanatının kurallarına ve gereklerine uygun, seyirci karşısında oynanmak üzere oyun yazan kimse. yazarlık konusunda, belli ilkeler ve teknik bilgiler gerektirdiğinden, doğuştan yaratıcılık dışında, öğrenme gerektiren yazarlık kolu.
  • Tiyatro yazarı.

Playwright ile ilgili cümleler

English: Ali is a playwright and a painter.
Turkish: Ali oyun yazarı ve ressamdır.

English: A student visited the house of the great playwright.
Turkish: Bir öğrenci büyük oyun yazarının evini ziyaret etti.

Playwright ingilizcede ne demek, Playwright nerede nasıl kullanılır?

Playwrights : Oyun yazarı. Piyes yazarı. Tiyatro yazarı. Dramaturg.

İngilizce Playwright Türkçe anlamı, Playwright eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Playwright ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Acting style : Oyunun oynandığı yer, oyunun oynandığı düzeyin tümü. Oyun alanı.

Literary advisor : Oyun sanatını ve uygulayımını bilen kimse. başlangıçta oyun yazarı ve oyun yöneticisi için kullanılmıştır. bugünkü anlamı ile tiyatronun bilim ve sanat danışmanı. oyun sanatı uzmanının görevleri çeşitlidir : çalıştığı tiyatro için seyirciyi, tiyatronun uygulayım olanaklarını ve sanatçı kadrosunu dikkate alarak oyun seçmek ve önermek, 2-gönderilen yapıtlar üzerinde, gerektiğinde yazarı ile çalışmalar yapmak, yeni oyun yazarları bulmak, 4 -dünya tiyatrosundaki gelişmeleri izleyerek çalıştığı tiyatroya yol göstermek, 5 - kimi konularda yönetmene danışmanlık yapmak ve ön çalışmalar yaparak gerekli bilgi ve belgeyi sağlamak, 6 - seyirciler için yayınlanan tiyatro dergisini yönetmek, 7 - tiyatro belgeliğini ve kitaplığını kurmak, yönetmek, tiyatro için gerekli olan kitapları seçmek, 8 - çalıştığı tiyatronun olanakları varsa tiyatro ile ilgili çeşitli sanat etkinliklerini düzenlemek. Oyun sanatı uzmanı. Dram yazarlığının tekniğini bilen uzman. ilk anlamı ile: oyun yazarı ve yönetici. sonra oyun uzmanı ve eleştirmeni. şimdiki anlamı ile: tiyatro yönetkesinin tiyatro bilim ve sanat danışmanı. başlıca görevleri şunlardır: dünya tiyatro merkezlerinde yeni sanat akımlarını gözlemek, buralarda ortaya sürülen yeni yapıtları incelemek ve oyun çizelgesine alınması gerekenleri ana dile çevirtmek. gönderilen yapıtlar arasından seçme yapmak, yapıtın sahneye aktarılışında edebi değerini korumak, repertuvar için öneri hazırlamak, eski yapıtları yeniden sahneye uygulamak seyirciler için, program dergisini yönetmek, böylelikle de tiyatro çalışmalarını yaymak ve tanıtmak, tiyatro konusunda araştırmalar yapmak tiyatro arşivini ve kütüphanesini düzenlemek ve yönetmek. aynı görevler, radyo ve televizyon dramaturgları için de söz konusudur.

 

Allegory : Alegori. Kinaye. Orunlama. Bir konunun yerine onunla benzerlikleri olan başka bir konuyu geliştirerek öbürünü anlatma. birtakım soyut ya da somut kavramları kişileştirerek seyirciye iletme. Dokundurma. Yerine.

 

Dramatist : Drama yazarı. Yazar. Drama oyun yazarı.

Abstractionism : Soyutlama. Soyutçuluk. Xx. yüzyılın başında çıkan ve sanatta konunun yalnız genel ve soyut biçimini hatırlatacak anlatış araçları kullanan öncü akım. (bk. saltçılık.). Abstraksiyonizm. Sanatta soyut ifade etme teorisi.

Writer : Haber yazan. Müellif. Redaktör. Yazdırma programı. Yazar. Oyunluk yazarı. Muharrir. Opsiyon satan kişi veya kuruluş. Yazan. Gazete ve dergilere yazılar yazan ya da ortaya bir kitap koyan kimse.

Abstract theatre : Soyut tiyatro. Olay dizisini ve oyunculuk anlayışını gerçekçilik erklerinden ve alışılagelmiş mantık dizgesinden soyutlamak amacını güden tiyatro. iç dünyayı gerçek olarak aldığından, oyun kişileri ve bunların konuşmaları anlamsal ve biçimsel açıdan bozularak karikatürleştirilir. Önce resim sanatında kullanılan "soyut" terimi daha sonra, biraz değişik anlamda tiyatroya girmiştir. olaylar dizisini ve oyuncu türünü gerçekçilik erklerinden ve alışılagelmiş mantık düzeninden kurtarmak amacını güden, bir bütünlüğü olan tiyatro türü. iç dünyayı gerçek olarak alır. konuşmalar ve oyun kişileri biçimsel ve anlamsal yoldan bozulur (deforme edilir), karikatürleştirilir.

After piece : Art oyun. Rönesans döneminde ingiltere'de asal oyuna ek olarak oynanan ve genellikle güldürücü olan kısa yapıt. Asıl oyunun sonunda, oyuna bağlı olmadan oynanan kısa oyun. Ek oyun. Asıl oyunun sonunda, ona bağlı olmayan bir gösteri ya da oyun.

Author : Bir kitabın yazılmasından ya da derlenmesinden sorumlu olan özel ya da tüzel kişi. Yazar. Gazete ve dergilere yazılar yazan ya da ortaya bir kitap koyan kimse.

Playwright synonyms : dramatic author, scriptwriters, absurd theatre, active hero, alto, acrobacy, scriptwriter, actor manager, playwrights, amateur theater, acting manager, script editor, dramaturgist, adaptability, alley theme, dramatists, analyze, act drop, screenwriter.

Playwright ingilizce tanımı, definition of Playwright

Playwright kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A maker or adapter of plays.