Postponing türkçesi Postponing nedir

Postponing ile ilgili cümleler

English: Ali is always postponing things.
Turkish: Ali işleri her zaman erteliyor.

English: There are no other choices than postponing our departure.
Turkish: Gidişimizi ertelemekten başka seçeneğimiz yok.

English: He said they were postponing it.
Turkish: O, onlar onu erteliyordu dedi.

English: Until then, we are postponing the execution.
Turkish: O zamana kadar, infazı erteliyoruz.

English: Ali couldn't persuade his classmates to change their minds about postponing the dance.
Turkish: Ali sınıf arkadaşlarını dansı erteleme hakkındaki fikirlerini değiştirmeleri için ikna edemedi.

Postponing ingilizcede ne demek, Postponing nerede nasıl kullanılır?

Postpone : Rafa kaldırmak. Geciktirmek. Tecil etmek. Rafa koymak. Ötelemek. Sonraya bırakmak. Tehir etmek. Ertelemek.

Postponed : Ertelenen. Tecilli. Ertelenmiş.

Postponed debt : Ertelenmiş borç. Ana para ve faiz ödemeleri süresinin değiştirildiği borç.

Postponement : Talik. Erteleme. Tehir. Ödenmesi gerekli olan bir borcun, bir belgite ilişkin ödeme işleminin geciktirilmesi, ileride belirli bir güne bırakılması. Yargılamanın geriye bırakılması. Geciktirme. Sonuna ekleme (dilbilgisi terimi). Ödemeyi geciktirme. Geri kalma. Hukuk, ekonomi alanlarında kullanılır.

 

Postponement of a sentence : Cezanın ertelenmesi. Cezanın tecili. Ceza ertelemesi.

Postponement of labour contract : İşçilerin ücretsiz izinli sayıldıkları dönemde toplu iş sözleşmesi hükümlerinin geçersiz kılınması. Toplu iş sözleşmesinin askıya alınması.

Postponer : Erteleyici.

Postponement of payment : Borcun ödenmesi için önceden belirlenen sürenin uzatılması. Ödemenin ertelenmesi. Ödeme süresinin uzatılması. Ödeme gecikmesi.

Postponement of prosecution : Yürütmeyi erteleme. Vergilerde temyiz dilekçesiyle ya da dilekçe verildikten sonra yazı ile istenilmek koşulu ile temyiz kurulunca inanca karşılığı yürütmenin ertelenmesi.

Postpones : Ertelemek. Tehir etmek. Geciktirmek. Rafa kaldırmak. Rafa koymak. Sonraya bırakmak. Ötelemek. Tecil etmek.

İngilizce Postponing Türkçe anlamı, Postponing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Postponing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Lay over : Kaplamak. Ara vermek. Mola vermek.

Intervention : Aracılık. Arada olma. Girişim. Bilgisayar, hukuk, ekonomi alanlarında kullanılır. Araya girme. Aracılık etme. Davaya katılma istemi. Geçme. Katılma. Anlaşmazlıkları çözümlemek için üçüncü kişinin araya girmesi.

Detains : İzinsiz bırakmak. Tutmak. Durdurmak. Engellemek. Alıkoymak. Oyalamak. Mahrum etmek. Hapsetmek. Gözaltına almak.

Activity : Eyleyim. İnsanın, çevresiyle arasındaki ilişkileri kuran, düzenleyen ve denetleyen eylemleri. İş. Etkin olma durumu, bazı etkileri oluşturma yeteneği. ilaç veya zehirli maddelerin vücuda alındıktan sonra etkisini gösterme durumu, aktivite, ilaç molekülünün almaçları uyarma veya baskılama yeteneğinin bir ölçüsü. İşlem. Gaz karışımında ya da sıvı çözeltide bulunan bir özdeğin etkin derişimi. bir ışınetkin özdekte birim zamandaki parçalanma sayısı. Kimyasal gerilimi logaritmik olarak veren nicelik. Etki. Hareketlilik. Hareket halinde olma.

 

Adjourned : Son vermek (oturum vs). Ertelenmiş. Geçmek (bir yere). Dağılmak.

Delaying : Tehir edilen. Erteleme. Geciken. Gecikmeye özgü. Eğlenme. Geciktirim. Bir oyunda seyircinin ilgisini ve gerilimini canlı tutmada kullanılan geciktirme uygulayımı. Tavik. Ertelenen.

Detain : Durdurmak. Oyalamak. Engellemek. Gözaltına almak. Saklamak. Hapsetmek. Tutmak. Mahrum etmek. İzinsiz bırakmak.

Adjourning : Geçmek (bir yere). Erteleme. Son vermek (oturum vs). Dağılmak. Sonraya bırakma.

Continues : İdame etmek. Devam ettirmek. Devamı gelmek. Dayanmak. Devam etmek. Uzatmak. Sürmek. Olagelmek. Sürdürmek.

Fingering : Parmaklamak. Parmakla dokunma. Parmakları doğru kullanma. Elleme. Çalma niyeti ile eline alma. Parmaklama. İnce örgü yünü. Yoklama. Parmakları ile bir müzik aleti çalma eylemi. Parmakları kullanma yöntemi.

Postponing synonyms : aligning, placement, interposition, adjourns, continue, defer, hang back, orientating, dillydally, postpone, collocation, orientation, buy time, postpones, defers, belate, location, adjourn, iteration, juxtaposition, carrying over, translation, put off, emplacement, planting, locating, delays, apposition, orienting, dillydallied, stratification, reserves, parallel displacement.

Postponing zıt anlamlı kelimeler, Postponing kelime anlamı

Disorienting : Şaşırtmak. Kafa karıştıran. Yönünü şaşırtmak. Kafasını karıştırmak. Yolunu kaybettirmek. Kafa karıştırma.

Inactivity : Üşengeçlik. Avarelik. Durgunluk. Tesirsizlik. Hareketsizlik. Etkisizlik. Tembellik.