Postponed türkçesi Postponed nedir
- Ertelenmiş.
- Tecilli.
- Ertelenen.
Postponed ile ilgili cümleler
English: He has postponed his departure until tomorrow.
Turkish: Yarına kadar gidişini erteledi.
English: Ali postponed his departure for three days.
Turkish: Ali ayrılışını üç gün erteledi.
English: Ali suggested that the meeting be postponed until next Monday.
Turkish: Ali toplantının gelecek pazartesiye kadar ertelenmesini önerdi.
English: Ali postponed his trip to Boston.
Turkish: Ali Boston'a yolculuğunu erteledi.
English: Ali has postponed the party.
Turkish: Ali partiyi erteledi.
Postponed ingilizcede ne demek, Postponed nerede nasıl kullanılır?
Postponed debt : Ana para ve faiz ödemeleri süresinin değiştirildiği borç. Ertelenmiş borç.
Be postponed : Ertelenmek. Tehir edilmek.
Postpone : Rafa koymak. Ertelemek. Sonraya bırakmak. Tehir etmek. Ötelemek. Geciktirmek. Rafa kaldırmak. Tecil etmek.
Postponement : Tecil. Sonuna ekleme (dilbilgisi terimi). Geri kalma. Ödemeyi geciktirme. Geciktirme. Hukuk, ekonomi alanlarında kullanılır. Yargılamanın geriye bırakılması. Tehir. Erteleme. Ödenmesi gerekli olan bir borcun, bir belgite ilişkin ödeme işleminin geciktirilmesi, ileride belirli bir güne bırakılması.
Postponement of a sentence : Cezanın tecili. Ceza ertelemesi. Cezanın ertelenmesi.
Postponement of prosecution : Yürütmeyi erteleme. Vergilerde temyiz dilekçesiyle ya da dilekçe verildikten sonra yazı ile istenilmek koşulu ile temyiz kurulunca inanca karşılığı yürütmenin ertelenmesi.
Postponing : Tecil etmek. Sonraya bırakmak. Ertelemek. Öteleme. Geciktirmek.
Postponement of collective labour contract : İşçilerin ücretsiz izinli sayıldıkları dönemde toplu iş sözleşmesi hükümlerinin geçersiz kılınması. Toplu iş sözleşmesinin askıya alınması.
Postponer : Erteleyici.
Postponement of payment : Ödemenin ertelenmesi. Ödeme gecikmesi. Borcun ödenmesi için önceden belirlenen sürenin uzatılması. Ödeme süresinin uzatılması.
İngilizce Postponed Türkçe anlamı, Postponed eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Postponed ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Put : Atfetmek. Koymak. İndirmek. Yatırım yapmak. Sormak. Para koyma. Söylemek. Neşretmek. Hamle. Fırlatma.
Prorogue : Parlamentoyu tatil etmek. Parlamento toplantısına ara vermek. Ötelemek. Meclisi tatil etmek. Meclisin çalışmalarını ertelemek. Tatil olmak (meclis). Meclis oturumuna son vermek. Tatil etmek. Meclise ara vermek. Ara vermek.
Scratch : Eşelemek. Karalama. Çekilmek. Filmin yüzünde, yabancı cisimlerden ya da filmin pürüzlü yerlere sürülmesinden oluşan, çizintiden daha derin olan sıyrık. Çizik. Acele ile yazmak. Karalamak. Geçici ad. Çizmek. Çıkarmak.
Set : Geleneksel. Değişmez. Etkilemek. İç dekoru. Azimli. Oyunun, karşılaşıcılardan birinin altı oyun kazanması ile biten bölümü. şöyle ki, kazanan oyuncu karşısındakinden en az iki oyun artık kalmış olsun. yoksa dönem bu durum sağlanıncaya dek sürer. Öbek. Dekor kurmak. Önce taslakta, sonra da makette hazırlanan dekoru sahne üzerinde gerçekleştirmek. Basmakalıp.
Cancel : Kaydını silmek. Silme. İptal. Üstüne çizgi çekmek. Sadeleştirmek. Bulgu ya da markanın, yasalarda gösterilen koşullara uygun olarak kaydını silmek. Silmek. İşlemden kaldırmak. Nötrleştirmek. Eşitlemek.
Lay : Hal. Tasarlamak. Yaymak. Kurmak (sofra). Şarkı. Konum. Örmek (tuğla). Sevişme. Sermek. Koymak.
Shelved : Hasıraltı edilmiş. Şevlenmek. Rafa kaldırılmış. Kadro dışı bırakmak. Rafa koymak. Aldırmamak. Raflarla dekore edilmiş. Meyilli olmak. Hasıraltı etmek. Emekliye ayırmak.
Suspensory : Asıcı. Asılı. Suspensör. Askılı. Süspansuar. Suspansuvar. Bir organ veya oluşumu yerinde tutmaya yarayan, sarkan veya dışarı fırlayan kısmı normal durumunda tutmaya yarayan oluşum.
Respite : Zaman vermek. Soluk aldırmak. Tehir. Vade. Ara dinlenmesi. Mühlet. Yasal günlük çalışma süresi arasında işin gereğine göre işçiye verilen dinlenme payı. Soluklanma. Ertelemek. Paydos.
Probate : Vasiyetnamenin tasdiki. Vasiyetnamenin doğruluğunu kanıtlayan resmi belge. Vasiyetnamenin onaylanması. Vasiyetnamenin ispatı. Vasiyetnamenin resmen onayı. Vasiyetnamenin onayı. Vasiyetnameyi resmen onaylatmak. Vasiyetname geçerlilik kararı. Vasiyetnamenin resmen onaylanması. Vasiyetnameyi onaylamak.
Postponed synonyms : hold, put off, scrub, in abeyance, call, hold over, deferred, shelve, reprieve, remit, defer, suspend, pose, delaying, suspended, put over, place, table, adjourned, delay, position, reschedule, delayed, set back, call off, suspensive.

Bu kısımda Postponed kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Postponed ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Postponed anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Postponed ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.