Asılı nedir, Asılı ne demek

Asılı; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

  • Asılmış olan, asma, asık, muallak
  • Asılmış bir biçimde.

"Asılı" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Dostlarından birine kızdı mı onun salonda asılı duran resmini alır, ayakyolunun duvarına asar." - S. Birsel
  • "Bugün son kuraklığın on ikinci yılıdır / Hakanın baş ucunda bir kılıç asılıdır" - F. N. Çamlıbel

Fransızca'da Asılı ne demek?:

suspendu

Asılı kısaca anlamı, tanımı:

Asıl : Bir şeyin temelini oluşturan, ana. Aranılan nitelikleri en çok kendinde toplamış olan. Kök, köken, kaynak. (a'sıl) Gerçekten, gerçek olarak. Gerçeklik. Bir görevde sürekli bulunan, yedek karşıtı. Soy, nesep. Bir şeyin kendisi, örnek, kopya karşıtı. Gerçek, esas.

Asılış : Asılma işi.

Her koyun kendi bacağından asılır : "herkes kendi davranışlarından sorumludur, herkes hatasının cezasını kendisi çeker" anlamında kullanılan bir söz.

Asma : Asmak işi. Asılmış, asılı. Belirli bir tür üzüm veren bitki (Vitis). Asmagillerden, dalları çardak üzerine yayılan üzüm vb. bitkiler.

Asık : Somurtkan. Asılı.

Muallak : Sonuca bağlanmamış, sürüncemede kalmış. Asılmış, asılı.

Biçim : Biçme işi. Herhangi bir şeyin benzeri. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Tarz. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Yakışık alan şekil, uygun şekil.

 

Bir : Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Ancak, yalnız. Bu sayı kadar olan. Tek. Aynı, benzer. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Sayıların ilki. Beraber. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Eş, aynı, bir boyda. Bir kez. Sadece.

Asılı buzul : Koyağını daha yavaş derinleştirmesi nedeniyle, yandan dik bir yamaçla bağlandığı anabuzula göre yüksekte (yerine göre 5-50 m.) kalmış ikincil buzul.

Asılı buzul koyağı, : Ana koyağın buzla aşırı bir oyulmaya uğraması yüzünden yüksekte kalmış yan koyak.

Asılı buzullar : (coğrafya)

Asılı cıva damla elektrodu : Eser miktarda katyonları biriktirmek için bir katot gibi çalışan damla anot yapılarak akımın hemen sonra ölçülmesiyle analizin tamamlandığı bir mikro elektrot.

Asılı çubuk : Sahnede dekor, asmada ve başka işlerde kullanılan demir çubuk.

Asılı dekor : Sahne tavanına asılmış olan dekor.

Asılı hız almalı ilerleme : Asılmada, hız alarak sallanırken, ellerle birbiri ardınca öne-arkaya yer değiştirme.

Asılı ışıldak dizisi : Palangalar yoluyla alçaltılıp yükseltilebilen demir askılara bağlı ışıldak dizisi. Sahne tavanına asılmış dizili ışıklar bk. üst dizi ışıkları.

 

Asılı ilerleme : Asılmada, ellerin birbiri ardınca yer değiştirmesiyle ilerleme.

Asılı koyak : Buzulların eriyip ortadan kalkmalarından sonra, anakoyağın yanında ve yükseğinde yer alan eski asılı buzulun kazdığı koyak. bk. asılı buzul.

Asılı ile ilgili Cümleler

  • Ali Mary'nin duvarında asılı resimlere bakmaktan hoşlandı.
  • Ali şöminenin üzerinde asılı resmin çok para edebileceğini düşündü.
  • Şöminemin üstünde asılı duran tabloyu bana veren kişi Tom'du.
  • Hiçbirinizin özel yaşamına karışamam; bizde bir atasözü var bilir misiniz her koyun kendi bacağından asılır diye.
  • Gözlem yetkileri üzerine bir deney sırasında, bu birimde iki yıl yaşamasın rağmen Mustafa oturma odası duvarında asılı resimlerden hiç birini tanımlayamadı.
  • Üniformamda asılı fotoğrafın ismine bakmadım mı sanıyorsun?
  • Gözlem gücüyle ilgili bir deneyde, Mustafa evinde iki yıldır oturmasına rağmen, oturma odasının duvarında asılı resimlerin hiçbirini tarif edemedi.
  • Tom'un Mary'ye ait duvarında asılı birkaç fotoğrafı vardı.
  • Tom'un her zaman omuzunda asılı bir sırt çantası vardır.
  • Ali bana duvarımda asılı duran resmi kimin yaptığını sordu.

Diğer dillerde Asılı anlamı nedir?

İngilizce'de Asılı ne demek? : adj. hanging, suspended, dependent, pendant, pendent, pending, pendulous, suspensory

n. ace, expert; ermine, stoat

n. insurgent, insurrectionist, mugwump, mutineer, rebel, rioter

Fransızca'da Asılı : suspendu/e

Almanca'da Asılı : hängend; freischwebend