Pendent türkçesi Pendent nedir

Pendent ile ilgili cümleler

English: Ali and Bill arrived at the conclusion independently of each other.
Turkish: Ali ve Bill birbirlerinden bağımsız olarak karara vardılar.

English: Ali doesn't want to be dependent on his parents.
Turkish: Ali ailesine bağımlı olmak istemiyor.

English: Ali and I are dependent on each other.
Turkish: Ali ve ben birbirimize bağlıyız.

English: Ali and Mary are dependent on each other.
Turkish: Ali ve Mary birbirlerine bağlılar.

English: A minor is dependent on his parents.
Turkish: Ergin olmayan biri ebeveynlerine bağlıdır.

Pendent ingilizcede ne demek, Pendent nerede nasıl kullanılır?

Pendente lite : Bir dava görülmekte iken.

Pendentive : Tonoz. Bingi. Pandantif. Pandantifli.

Pendents : Sarkık. Görülmemiş. Tamamlanmamış. Asılı şey. Asılı. Askıda. Derdest.

Antibody dependent cellular cytotoxicit : Adcc. Antikor kaplı hedef hücrenin, fc almacı taşıyan hücreler (nk hücresi, makrofaj ve nötrofil) tarafından doğrudan olarak öldürülme reaksiyonu, adcc. Antikora bağımlı hücresel toksisite.

Be dependent : Asılı olmak. Başı bağlı olmak.

Be dependent on : Tabi olmak. Bağımlı olmak. -e göre değişmek. -e bağlı olmak. -ması şartına bağlı olmak.

 

Computer independent language : Bilgisayardan bağımsız dil.

Code dependent system : Koda bağımlı dizge. Koda bağımlı sistem.

Cursor independent scrolling : İmleçten bağımsız kaydırma.

Cursor dependent scrolling : İmlece bağımlı kaydırma.

İngilizce Pendent Türkçe anlamı, Pendent eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pendent ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Perched : Tüneyen. Tünemek. Konmak. Yerleştirmek. Oturmak.

Unvisited : Ziyaret edilmeyenler. Gidilmemiş. Sıklıkla ziyaret edilmeyen. Gezilmemiş.

In abeyance : Kararlaştırılmamış. Ertelenmiş. Muallakta. Hükümsüz. Geçici pasiflik halinde.

Interrupted : Kesik. Kesintili. Sözü kesilen. Aksak. Yarıda kesilmiş. Kesintiye uğramış. Kesilmiş. Kesilen.

Lacunary : Eksik olma. Laküner. Çukurları olan. Boşlukları olan (anatomi terimi). Lakunaya ait veya ilgili. Boşlukları veya eksik parçaları olan. Bitmemiş.

Flaccid : Zayıf. Yumuşak. Flasid. Gevşek. İradesiz.

Executed : Uygulanmış. Gerçekleştirilmiş. Düzenlemek. İcra edilmiş. Yerine getirmek. Yapılmış. İnfaz etmek. Başarılmış. Sergilemek.

Bagging : Ambalajlık bez. Şişkin. Çuvallama. Çuval bezi. Kabarık. Çantaya koyma. Ambalajlık. Kapsayan. Çantaya koyarak.

Imperfective : Eksik. Yarım. Zamanını belirtmeden bir fiilin eylemini gösteren. Tamamlanmamış bir eylemi gösteren. Bitmemiş.

Pendant : Pandantif. Küpe ucundaki süs. Askı. Sarkıt. Avize. Benzer olan şey. Sarkan. Kolye.

Pendent synonyms : lighting fixture, drop earring, pendant earring, baggings, flabby, incomplete, droopier, pendulous, suspensive, lacunal, imperfects, lavaliere, unprecedented, pendents, unnoticed, hanged, problematic, lavalliere, on ice, loppy, in the air, baggy, baggier, unwatched, dependent, in dependance, flabbier, necklace, baggiest, lavalier, new, flabbiest, unaccomplished.

 

Pendent zıt anlamlı kelimeler, Pendent kelime anlamı

Unsupported : Doğrulanmamış. Mesnetsiz. Arkası olmayan. Doğrulanmış olmayan. Desteksiz. Desteklenmeyen. Dayanağı olmayan. Desteklenmiyor. Destekli olmayan.

Pendent ingilizce tanımı, definition of Pendent

Pendent kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Suspended. Depending. Supported from above. Pendulous. As, a pendent leaf. Hanging.