Hanged türkçesi Hanged nedir

  • Asılmış.
  • Asılı.
  • Askıya alınmış.
  • Asılarak idam edilen veya öldürülen.

Hanged ile ilgili cümleler

English: Ali hanged himself in jail.
Turkish: Ali hapiste kendini astı.

English: Ali hanged himself in his jail cell.
Turkish: Ali hapishane hücresinde kendini astı.

English: Ali hanged himself using the belt that Mary had given him.
Turkish: Ali Mary'nin ona verdiği kemeri kullanarak kendini astı.

English: Ali appears to have hanged himself.
Turkish: Ali kendini asmış gibi görünüyor.

English: Ali hanged himself last night.
Turkish: Ali dün gece kendini astı.

Hanged ingilizcede ne demek, Hanged nerede nasıl kullanılır?

Be exchanged : Değiştirilmek.

Break when expression has changed : Deyim değiştiğinde kes.

Changed : Değiştirilmiş. Değiştirme. Değiştirildiği. Değişti. Değişmiş. Değişime uğramış. Değiştirildi.

Changed color : Değiştirilmiş renk tonu. Farklı bir tona dönüştürülmüş.

Changed completely : Tamamen farklı olmuş. Tamamen değiştirilmiş.

Changed hands : İnsanlar arasında el değiştirmeiş. Mülkiyet değiştirmiş.

Changed image : Bir görünüşü değiştirmiş. Bir sunumu veya tanıtımı değiştirmiş.

Changed his skin : Fikrini değiştirmiş. Düşüncesini değiştirmiş.

Changed like socks : Çorap gibi değiştirilen. Sık sık ve gelişigüzel değiştirilen.

 

Changed his mind : İnancını değiştirmiş. Muhakeme edilmiş. Tekrar düşünülmüş.

İngilizce Hanged Türkçe anlamı, Hanged eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Hanged ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Full : Dolu. Komple. Kalın. Öz. Doluluk. Dolu şey. Yıkayıp çektirmek. Çırpmak. Tam.

Inflate : Hava ile şişirmek. Şişirmek (hava ile). Şişmek. Hava ya da bir başka gazla ikmal etmek. Piyasaya çok miktarda kağıt para çıkarmak. Suni olarak yükseltmek (fiyatları). Artırmak. Lastik şişirmek. Şişirmek. Hava basmak.

Mutate : Mutasyona uğratmak. Değişmek. Dönüşmek. Mutasyona uğramak.

Shake : Çalkalamak (sıvıyı). Sarsma. Çırpmak. Titretmek. Yakasını kurtarmak. Üzmek. Oturtmak. Silkelemek. Sallanmak. Çalkalamak.

Denature : Doğasını değiştirmek. Denşirmek. Tabiatını değiştirmek. Denatüre etmek. Tağyir etmek. Doğallığını bozmak. Denatüre. Doğal niteliklerin değişmesi.

Begrime : Pisletmek. Kirletmek.

Immortalize : Ebedileştirmek. Ölümsüzleştirmek.

Romanticise : Romantikleştirmek. Romantik bir şekilde hareket etmek. Birşey hakkında romantik fikirlere sahip olmak. Romantik bir şekle sokmak. Romantik bir şekilde yazmak. Gerçekçi olmayan bir tarzda tanımlamak (ayrıca romanticize).

Demoralize : Ahlaksızlaştırmak. Yıldırmak. Ahlakını bozmak. Moralini bozmak. Ayartmak. Cesaretini kırmak. Moral bozmak. Mücadele gücünü kırmak.

Resume : Geri almak. Özetlemek. Kavuşmak. -e yeniden başlamak. Hülasa etmek. Sürdürmek. Yeniden başlatmak. Bıraktığı yerden devam etmek. Yeniden kullanmaya başlamak.

 

Hanged synonyms : matt up, diabolize, come, dynamise, colorize, uniformise, revolutionize, demulsify, defervesce, etherialise, deodorise, become flat, sensibilize, deodourise, sensify, mat up, change posture, deaminize, transaminate, salinate, vascularise, paganise, lifehack, suburbanise, ionate, internationalise, devilize, mythicise, destress, refreshen, color in, change by reversal, assibilate.

Hanged zıt anlamlı kelimeler, Hanged kelime anlamı

Decelerate : Hızı azalmak. Hız azaltmak. Hız kesmek. Yavaşlamak. Yavaşlatmak.

Dissimilate : Bir kelimede birbiriyle ilgili iki sesi atlamak (sesbilim). Farklı olmak. Farklı sesler çıkarmak. Farklılaşmak. Farklı yapmak. Farklılaştırmak.

Focus : İlgi odağı. Merkez çekit. Bir noktada toplamak. İlgi merkezi. Odağı ayarlamak. Bilgisayar, fizik, uzay, sinema, televizyon, veterinerlik, jeoloji alanlarında kullanılır. Fokus yapmak. Depremin yer içinde başladığı nokta. Bir merceğin ya da yuvarsal aynanın asal ekseni üzerinde, çok uzakta bulunan bir kaynaktan bu eksene koşut olarak gelen ışınların, mercekten geçtikten ya da aynada yansıdıktan sonra, bu asal eksen üzerinde kırıldıkları ya da yansıdıkları nokta. Yakınsayan ışınların kesişme noktası (gerçek odak), ya da ıraksayan ışınların kaynaklanır göründüğü nokta (sanal odak).

Hanged antonyms : orientalise, denationalise, odourise, deconcentrate, de iodinate, demulsify, de ionate, detransitivize, salinate, personalise, occidentalise, complicate, tire, brighten, destabilize, better, wet, odorize, nationalize, transitivize, demythologize, stabilise, awaken, cool, stiffen, stabilize, depersonalise, assimilate, decrease, centralize, activate, deoxidise, desensitize, accelerate, decontaminate, occidentalize, worsen, orientalize, increase, beautify, decentralise, dirty, dehydrogenate, hydrogenate, personalize, clarify, emulsify, concentrate, magnetise, dry, deoxidize, qualify, invalidate, dehumanize, inactivate, sensitize, sharpen, sensitise, strengthen, scramble, inflate, empty, decentralize, enable, demilitarise, heat, dull, darken, demilitarize, discolor, thin, centralise, clutter, magnetize, naturalize, loosen, rejuvenate, destabilise, depersonalize, nationalise, cause to sleep, denationalize, unstring, weaken, demagnetise, fill, quieten, begin, clean, deflate, simplify, wrong, disable, discharge, validate, tune, denazify, demagnetize, denaturalize, unscramble, mythologize, order, come in, oxidise, go out, lighten, widen, undress, stay, harden, color, oxidize, soften, desalinate.