Potatoes türkçesi Potatoes nedir
Potatoes ile ilgili cümleler
English: Ali likes to eat mashed potatoes with lots of gravy.
Turkish: Ali çok soslu patates püresi yemeyi sever.
English: Ali is boiling the potatoes to make potato salad.
Turkish: Ali patates salatası yapmak için patates haşlıyor.
English: Ali often eats beans, rice, potatoes or pasta.
Turkish: Ali genellikle fasulye, pirinç patates ya da makarna yer.
English: Ali wouldn't mind eating meat and potatoes every day of the week.
Turkish: Ali haftanın her günü et ve patates yemeğe aldırış etmezdi.
English: Ali mashed the potatoes with a large fork.
Turkish: Ali büyük bir çatalla patatesleri püre yaptı.
Potatoes ingilizcede ne demek, Potatoes nerede nasıl kullanılır?
Baked potatoes : Kumpir. Fırında patates. Fırınlanmış patates. Patates fırında. Kuru sıcakta pişirilen patates.
Boiled potatoes : Haşlanmış patates.
Does the meal come with potatoes : Porsiyon patates ile birlikte mi geliyor.
French fried potatoes : Patates kızartması. Pomfrit patates. Patates cipsi. Cipslik patates. Cips.
Fried potatoes : Kızarmış patates. Patates kızartması. Cipslik patates. Patates cipsi. Patates kızartma.
Steak with fried potatoes : Biftek kızarmış patates.
Small potatoes : Hava civa. Önemsiz şeyler. Önemsiz. Ufak tefek şey. Ivır zıvır.
Hash brown potatoes : Kızartılmış patates. Doğranmış ve kızartılmış patatesler.
Scalloped potatoes : Elma dilimli patates.
Think oneself no small potatoes : Küçük dağları ben yarattım demek. Kendini beğenmek. Kendini kafdağında görmek.
İngilizce Potatoes Türkçe anlamı, Potatoes eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Potatoes ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Simoleons : (argo) dolar.
Bubble and squeak : Lahana ve etli yemek.
French fried potatoes : Cips. Cipslik patates. Patates kızartması. Patates cipsi. Pomfrit patates.
Spudding : Çapa ile kesmek. Spatula. Tirpit. (kutlama vb amacıyla) yumruk çakma. Tirpidin. Kısa ve kalın şey. Mala. Çapa. Çapalamak.
Beans : Amfetamin. Mangır (örneğin, ı've worked for this company for fifteen years, but ı still don't have beans {bu şirket için on beş yıldır çalışıyorum ama halen para alabilmiş değilim}). Sakinleştiriciler. Yatıştırıcılar. Fazla değil (örneğin, ı know beans about music {müzik hakkında çok az biliyorum}). Pek az. (uyuşturucu argosu) kokain. (argo) fasulye kadar. (argo terim) bir kimsenin kafası.
Conks : Bozulmak. Ölmek. Başa vurulan darbe. Bayılmak. Dalmak. Çalışmamak. Tahtalıköyü boylamak. Burun. Kıvırcık saçı kimyasal işlemlerle düzleştirmek.
Cast of mind : Düşünce tarzı. Düşünüş şekli.
Greenback : Yeşil kurbağa. Yeşil. Banknot. Amerikan banknotu. Kağıt para. Tennessee eyaletinde yerleşim yeri. Papel. A.b.d.'ne mahsus arkası yeşil banknot.
Murphies : Murphy. North carolina eyaletinde yerleşim yeri. Teksas eyaletinde şehir.
Bonce : Kafa (gayriresmi). Beyin. Büyük bilyelerle oynanan bir oyun.
Potatoes synonyms : white potato vine, home fries, solanum, solanaceous vegetable, solanum tuberosum, genus solanum, uruguay potato, root vegetable, home fried potatoes, irish potato, chips, chumps, central, costard, cardinal, bows, conk, bean, arch, bow, beaning, capita, mashed potato, coconuts, capt, spuds, white potato, beginnings, bucks, cen, jacket, caput, dollar.

Bu kısımda Potatoes kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Potatoes ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Potatoes anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Potatoes ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.