Presser türkçesi Presser nedir

Presser ingilizcede ne demek, Presser nerede nasıl kullanılır?

Presser foot : Baskı ayağı.

Pressers : Pres makinesi. Presci. Pres. Matbaacı. Ütücü. Baskı silindiri.

Disk recompresser : Disk sıkıştırıcı.

Impresser : Etkileyen. Oymacı. Etki bırakan kimse. Gravürcü. Hakkak. Mühür veya damga.

Impressers : Etkileyen. Gravürcü. Oymacı. Etki bırakan kimse. Mühür veya damga. Hakkak.

Presses : Ütülemek. Acil olmak. Sıkmak (limon vb.). Basmak. Baskı yapmak. Topluca ilerlemek. Sıkıştırmak. Zorlamak. Sıkmak. Preslemek.

Agence france presse : Ajans france presse.

Be pressed for : Darda olmak. İhtiyacı olmak. Sıkışmak.

Pressed brick : Kalıp tuğlası. Basma tuğla. Makine tuğlası. Prese tuğla.

Be pressed for money : (maddi olarak) dara düşmek. Darda olmak. Paraya sıkışmak. Eli darda olmak. Darboğaza girmek.

İngilizce Presser Türkçe anlamı, Presser eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Presser ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Typographers : Dizgici.

Instantaneous sound pressure : Anlık ses basıncı.

Osmotic pressure : Osmotik basınç. Geçişimsel basınç. Biyoloji, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Çözeltinin saf bir çözücüye geçişi ile yarı geçirgen bir zar üzerine verilen basınç. Düşük yoğunluktaki bir çözeltiden yüksek yoğunluktaki bir çözeltiye ozmozla su ya da diğer bir çözücünün girmesiyle meydana gelen basınç. Osmoz basıncı. Geçişim basıncı. Ozmoz sırasında zardan geçemeyen taneciklerin zara yaptıkları basınç. Geçişim olayını önlemek için, derişik çözelti bölgesine uygulanması gereken en düşük basınç. Ozmotik basınç.

 

Publisher : Yapıtı yayımlayan kişi ya da kurum. Kitabın yayımlanmasından sorumlu olan kurum ya da tüzel kişi. Yayınevi. Yayıncı. Yayımcı. Yayıncı kuruluş. Editör. Naşir.

Pressers : Presci. Baskı silindiri. Pres. Pres makinesi.

Head : Yollanmak. Başına geçmek (şirket vb). Başkan. Çekiç tokmağı. Kafa. Baştaki. Bir örtünün en ileri sürüklenmiş kesimi. Gövde. Alıcı, gösterici, basım aygıtı gibi çeşitli aygıtların temel düzeneğini taşıyan bölüm. Olgunlaşmak.

Typographer : Dizgici. Dizmen.

Pressman : Gazeteci. Basın mensubu. Baskı makinası operatörü. Muhabir.

Blood pressure : Yüreğin vurumu sırasında kanın, kan damarlarının duvarına yapmış olduğu yaşa ve fizyolojik duruma göre değişebilen basınç. kan basıncı. Kanın içinde bulunduğu damar çeperlerine yapmış olduğu basınç, atardamar kan basıncı, tansiyon. erişkin normal sistolik/diyastolik değerler (mmhg); insan: 120/70, at: 13/95 sığır:140/95, koyun: 140/90 köpek: 120/70, kedi: 120/80. Kan basıncı. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Tansiyon.

Vapour pressure : Buğu basıncı. Buhar basıncı.

Presser synonyms : hydrostatic head, pressure level, force per unit area, physical phenomenon, corpuscular radiation pressure, iop, intraocular pressure, force, ironers, oil pressure, vapor pressure, suction, radiation pressure, pressmen, printer, gas pressure, printers, ironer, editor, sound pressure.

 

Presser zıt anlamlı kelimeler, Presser kelime anlamı

Dislike : Sevmemek. Beğenmemek. Hoşlanmama. Nefret etmek. Hoşuna gitmemek. Hoşlanmamak. Hoşa gitmeme. Beğenmeme. Antipati duymak.

Unclothed : Açığa çıkarmak. Elbiselerini çıkarmak. Çıplak. Açmak. Soymak.

Presser ingilizce tanımı, definition of Presser

Presser kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One who, or that which, presses.