Producing türkçesi Producing nedir

Producing ile ilgili cümleler

English: The factory is producing a new type of car.
Turkish: Fabrika, yeni cins bir araba üretiyor.

English: Factories were producing more than ever before.
Turkish: Fabrikalar her zamankinden daha çok üretiyorlardı.

English: I was working hard, but producing nothing useful.
Turkish: Sıkı çalışıyordum ama yararlı hiçbir şey üretemiyordum.

English: Love is nature's way of tricking people into reproducing.
Turkish: Aşk çoğalma için insanları kandırmanın doğal bir yoludur.

English: Unsatisfied libido is responsible for producing all art and literature.
Turkish: Tüm edebi ve sanatsal çalışmaların kaynağı, tatmin edilmemiş libidodur.

Producing ingilizcede ne demek, Producing nerede nasıl kullanılır?

Producing capacity : Bir makinenin belirli bir süre içindeki yapım gücü. Üretim kapasitesi. İstihsal kapasitesi. Üretim gücü.

Producing company : Üretici firma. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Film yapımı işiyle uğraşmak amacıyla kurulmuş ortaklık. Yapımevi.

Amyloid producing odontogenic tumour : Dişi oluşturan epitelden köken alan, ender olarak köpek ve kedilerde görülen, tümöral epitel hücreleri arasında değişen miktarlarda amiloid matriks içeren bir tümör, kalsifiye epiteliyal odontojenik tümör. Amiloid içeren odontojenik tümör.

 

Plants producing cyanic acid : Yapısında siyanojenik glikozit içeren ve hayvanlar tarafından tüketilmesi sonucunda hidrosiyanik asit açığa çıkararak siyanür zehirlenmesine neden olan ve daha çok geviş getiren hayvanların etkilendiği ak üçgül, yem kanyaşı, sorgum, yonca ve burçak gibi bitkiler. Siyanik asit oluşturan bitkiler.

Sign of producing origin : Bir malın, üretildiği yeri göstermek için kullanılan im. Üretim yeri imi.

Reproducing head : Okuma kafası.

Magnetic reproducing head : Ses aygıtlarında, mıknatıslı görüntü aygıtlarında sesin ya da görüntünün yeniden oluşmasını sağlayan bölüm. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Mıknatıslı okuma kafası.

Underproducing : Normalden az üretmek. İhtiyaç duyulandan az üretmek.

Optical reproducing head : Optik sesledirmeyle saptanmış sesi yeniden oluşturan ve dinlenmesini sağlayan okuma kafası. Optik okuma kafası. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Outproducing : Üretimde olduğunun üstüne çıkmak. Daha fazla üretmek. Başkasından fazla üretmek.

İngilizce Producing Türkçe anlamı, Producing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Producing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Genitor : Baba veya anne. Baba. Yaratıcı. Yapımcı.

Breedings : Doğurma. Üreme. Yetiştirme. Yavrulama. Islah. Kesit. Terbiye. Görgü. Görgü kuralları.

Effecting : Etki etmek. Meydana getirmek. Tesir etme. Sonuca vardırmak. Sonuç verme. Ulaşmak. Gerçekleştirmek. Etkisi olmak. Yerine getirme.

 

Manufacturing : Yapma. Üretmek. İşleme. İmalat. Bir ticari yemin satışa sunulması için öğütülmesi, ezilmesi, karılması veya karıştırılması veya daha ileri derecede işlenmesı. Yapımcılık. Fabrikasyon. İmal etmek. Hammaddelerin veya aramalların (yarı mamul malların) bileşimi, niteliği, durumu veya biçiminin değiştirilerek işlenmiş mallara dönüştürülmesi. Uydurmak.

Procurement : Satın alma. Vekalet. Tedarik. Sağlama. Temin. Bulma. Firmanın üretim sürecinde kullanmak üzere aramalı, hammadde ve sermaye mallarını sağlaması. Alış.

Production : Eser. Yapıt. İmal. Yapım. İnsanın topraktan, doğanın her türlü kaynak ve güçlerinden kendine yararlı ürünler elde etmesi, bunları işleyerek gereksinim duyduğu özdek ve nesneler durumuna koyması, çoğaltması işi. Bir hayvandan belirli bir süre içerinde elde edilen et, süt ve yumurta ve yün gibi hayvansal ürün miktarının belirlenmesinde kullanılan bir terim. Sinema yapımcısının işi. tv. televizyon yapımcısının işi; izlencecilik. Ürün. Bilgisayar, coğrafya, iktisat, kimya, madencilik, sinema, televizyon, ekonomi, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Yönetmenin bir tiyatro yapıtını anlamlı ve uyumlu bir biçimde sahneye koyma işleminin tümü. oyun düzeni, oyunculuk, dekor, giysi, donatım, ışıklama vb. öğelerin oyunun amacını gerçekleştirecek biçimde güzelduyusal bir bütünlüğe ulaşmasını gerektirir.

Propagators : Üreyen. Bulaştıran. Propagandacı. Yayan. Bulaşan.

Planters : Tohum makinesi. Ekici. Fidan dikme makinesi. Çiftlik sahibi (büyük). Fidan dikme makineleri. Sömürgeci.

Breeding : Görgü. Üreme. Görgü kuralları. Hayvancılık. Terbiye. Soy. Kuluçka. Coğrafya, kimya, nükleer enerji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Yavrulama.

Producers : Üreticiler. Yapımcı. Prodüktör. Yönetmen.

Producing synonyms : young bearing, procurements, breeders, procreators, grangers, manufacturers, cultivator, culturist, generation, generative, female, device map, landing, granger, effectuating, producer, generating, fabrication, cultures, civilizer, raiser, manufacturer, fabricating, making, breeder, manufacture, fabrications, procreator, procreation, civilizers, thruput, productions, fabricant.

Producing zıt anlamlı kelimeler, Producing kelime anlamı

Male : Bay. Erkek fiş. Erkek. Eril. Spermatozoonları meydana getirecek üreme sistemine sahip olan organizma.

Androgynous : İkicinslikli. Erselik. İki eşeyli. Androjen. Hem erkek hem dişi. İkieşeyli. Çift cinsiyetli. Erdişi.