Yapım nedir, Yapım ne demek

  • Yapma işi, inşa, imal, konstrüksiyon.
  • Bir filmin çevrilmesi veya bir radyo, televizyon programının hazırlanması için gerekli çalışmaların tümü ve bu çalışmaların ürünü, prodüksiyon.
  • Özümleme
  • Ham maddeyi el veya makine ile işleyerek mal üretme, imal.

Yerel Türkçe anlamı:

Yapma işi, yapılıştaki nitelik, işçilik.

Gösteri Sanat terimi olarak anlamı:

Bir tiyatro yapıtının tam olarak seyirci için üretilmesi işlemi.

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

Bir filmin gerçekleştirilmesi için yapılmış olan çalışmaların tümü.

Bu çalışmaların ürünü.

Bir televizyon izlencesini gerçekleştirmek için gerekli çalışmaların tümü.

Bu çalışmaların ürünü (belli bir ülkenin, belli bir dönemin, belli bir okulun, yapımevinin ürünü).

Bilimsel terim anlamı:

Sürekli olan ve herkese bir gereksinmenin giderilmesi araçlarını sunan insan çalışması.

Bir yapının yapılması eylemi.

İlkel ve yardımcı özdekleri makine ve el emeği ile işlenmiş bir duruma getirme.

sinema, televizyon Bir filmi oluşturmak için yapılmış olan çalışmaların tümü.

işIeyim: a. El ya da makine ile yapma işi. b. bk. yapın.

bayındırlık, yapıcılık, mimari: a. Yapı işleri, b. Yapı, yol, köprü, gemi ve benzeri yapıma, kurma işi.

 

İngilizce'de Yapım ne demek? Yapım ingilizcesi nedir?:

production, industry, building, manufacture, film production (making), television programme (abd: program) (production), manifacture, construction

Yapım anlamı, tanımı:

Yapım eki : Kelime kök veya gövdesine getirilerek kelimenin yeni bir anlam kazanmasını sağlayan ek: -lik (göz-lük); -ci (ev-ci); -li (ev-li); -inç (sev-inç); -gi (sev-gi); -daş (vatan-daş) gibi.

Yapımevi : Film yapımı işiyle uğraşmak için kurulmuş ortaklık. İmalathane.

Eş yapım : İki tarafın ortak olarak oluşturduğu yapım.

Ortak yapım : İki veya daha çok yapımcının iş birliğinden doğan film çalışması.

Üstün yapım : Çok büyük giderlerle çevrilen, kalabalık oyuncu kadrosuna sahip, göz kamaştırıcı süs ve giysili, büyük reklamlarla piyasaya sürülen ancak sanat yönünden genellikle büyük bir değer taşımayan film.

Yapımcı : Bir şeyin yapılmasında, ortaya konulmasında, gerçekleştirilmesinde emeği geçen kimse veya kuruluş. Radyo, sinema programları düzenlemekle görevli kimse, programcı. Bir filmin çevrilişiyle ilgili bütün yönetim işlerini üzerine alan, sermayesini veren kimse, prodüktör.

Yapımcılık : Yapımcı olma durumu. Yapımcının işi.

Yapma : Yapmacık, sahici karşıtı. Yapmak işi. Yapay.

İnşa : Yapı kurma, yapı yapma, kurma. Düzyazı. Dilek kiplerine verilen genel ad. Düzyazı veya şiir kaleme alma, yazıya dökme.

Konstrüksiyon : Yapı, yapım.

Madde : Bir cismi oluşturan öge, öz. Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım. Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm. Duyularla algılanabilen nesne. Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri. Para, mal vb. ile ilgili şey. Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek. Molekül.

 

Makine : Bir alet veya taşıtın hareket etmesini sağlayan mekanizması. Herhangi bir enerji türünü başka bir enerjiye dönüştürmek, belli bir güçten yararlanarak bir işi yapmak veya etki oluşturmak için çarklar, dişliler ve çeşitli parçalardan oluşan düzenekler bütünü. Araba, otomobil.

Üretme : Üretmek işi.

Özümleme : Edinilmiş bilgileri kendi öz malı durumuna getirme, özümseme. Özümlemek işi, yapım, temessül, temsil, asimilasyon, anabolizma, yadımlama karşıtı.

İmal : Yapım. Ham maddeyi işleyip mal üretme.

Yapım alanı : Bir yapının yapıldığı yerde kurulan, yapım sürecine ilişkin işlerin görüldüğü geçici bir yapıyla, yapımın gerektirdiği araç ve gereçlerin bulundurulduğu işyeri.

Yapım anamalı : Yığılmış gereç, değerli belgit satışı, borç sağlama, açık sayışım üzerinden saycalarını genişletme ya da iç kaynaklardan doğan paralan aktarım, ayırma, bağlama yolu ile sağlanan yapım anamalı.

Yapım anlaşmaları : Yönetimde en iyi ve verimli sonuçlara varmak için, bu konuda görgüsü olanlarla yapılan anlaşmalar.

Yapım borçları : Yapımsal kuruluşlara verilen borç paralar. Özel girişimce kullanılan borç paralar.

Yapım bölümü : Yapım işlerinin yürütülmesinden, çalışmalarının düzenlenmesinden sorumlu bölüm.

Yapım dizgesi : Yapı öğelerinin bir bütün oluşturacak biçimde düzenlenmesi yöntemi.

Yapım ederi : Malın yapımevinden çıkarken sayışılan ederi.

Yapım giderleri : Yapım için ödenen işçilik ücretleri ile ilkel özdek değerleri dışında kalan giderler.

Yapım gizleri : Bir malın yapımında, o işletmenin özel yapım yolları ve öğeleri birleştirme ustalığı, gizli teknik bilgileri.

Yapım görevlisi : Çalışmalar sırasındaki yönetimsel işlerden, görünçlük donatımının sağlanmasından, kullanılmasından, korunmasından sorumlu ve yapım yönetmeninin başlıca çalışma arkadaşlarından olan kimse.

Yapım ile ilgili Cümleler

  • Mısır piramitlerinin yapımında kullanılan teknoloji hakkında daha fazla bilgi edinmek isterim.
  • Bu, ev yapımı.
  • Yapımın seyirciler için görsel bir çekiciliği var.
  • Ali inanılmaz bir film yapımcısı.
  • Yapım çalışmaları 1854 yılının sonuna kadar sürdü.
  • Bu el yapımı eşyalar kalite olarak farklıdır.
  • Bu halı el yapımı.
  • O yaşlı adam elli yıldır ev yapımı viski imal etmekteydi.
  • Filmin yapımı sırasında aktör yanlışlıkla vurularak öldürüldü.

Diğer dillerde Yapım anlamı nedir?

İngilizce'de Yapım ne demek? : n. formation, make up, manufacture, production, program, programme [Brit.]

Fransızca'da Yapım : fabrication [la]; ouvrage [le]; régie [la]

Almanca'da Yapım : n. Bau, Fertigung, Formation, Herstellung, Verfertigung

Rusça'da Yapım : n. производство (N), строительство (N), возведение (N), проведение (N), выработка (F), выделка (F)