Production türkçesi Production nedir

  • İstihsal.
  • Oyun düzeni.
  • Çıkarma, elde etme, ürünün tüketiciye aktarılan kısmı, istihsal.
  • İnsanların, toplumun varlığı ve gelişmesi için gerekli olan nesneleri sağlamak üzere, amaçlı etkinlikleriyle özdeği değiştirmeleri işi.
  • Malların biçim ve bileşiminde değişiklik yaparak ekonomik anlam ve alanda yararlı sonuçlara varma. olumlu nitelikteki malların niceliğini çoğaltma, artırma. yapımsız ya da yarı yapımlı özdeği el, makine ile işleyerek kimyasal ya da fiziksel niteliğini değiştirme. ekme ya da dikme yolu ile yeni ürün sağlama.
  • Üretim.
  • Yapım.
  • Yapıt.
  • Sahneye koyma.
  • Ürün.
  • Mal ve hizmetleri bir dizi işlemden geçirerek biçim, zaman ve mekan boyutuyla faydalı hale getirmek veya faydalılıklarını artırmaya yönelik her türlü etkinlik.
  • Sinema yapımcısının işi. tv. televizyon yapımcısının işi; izlencecilik.
  • Gösteri.
  • Yönetmenin bir tiyatro yapıtını anlamlı ve uyumlu bir biçimde sahneye koyma işleminin tümü. oyun düzeni, oyunculuk, dekor, giysi, donatım, ışıklama vb. öğelerin oyunun amacını gerçekleştirecek biçimde güzelduyusal bir bütünlüğe ulaşmasını gerektirir.
  • Verim.
  • Mahsul.
  • Üretilen miktar.
  • Üretme.
  • Bir hayvandan belirli bir süre içerinde elde edilen et, süt ve yumurta ve yün gibi hayvansal ürün miktarının belirlenmesinde kullanılan bir terim.
  • Bilgisayar, coğrafya, iktisat, kimya, madencilik, sinema, televizyon, ekonomi, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır.
  • İnsanın topraktan, doğanın her türlü kaynak ve güçlerinden kendine yararlı ürünler elde etmesi, bunları işleyerek gereksinim duyduğu özdek ve nesneler durumuna koyması, çoğaltması işi.
  • Bir oyunun bir yönetmen önderliğinde, yeterli sayıda çalışmadan sonra seyirci önünde oynanışı.
  • Eser.
  • İmal.
  • Yapımcılık.
  • İnsanların, toplumun varlığı ve gelişmesi için zorunlu olan nesneleri sağlamak üzere, amaçlı etkinlikleriyle doğal çevrelerini değiştirmeleri, bunu yaparken kendi kendilerini de değiştirmeleri süreci.
  • Randıman.
  • Bir tiyatro yapıtının tam olarak seyirci için üretilmesi işlemi.
 

Production ile ilgili cümleler

English: Everyone has the right to the protection of the moral and material interests resulting from any scientific, literary or artistic production of which he is the author.
Turkish: Herkesin yarattığı, her türlü bilim, edebiyat veya sanat eserlerinden mütevellit manevi ve maddi menfaatlerin korunmasına hakkı vardır.

English: Ali was hired to supervise the production of Mary's music video.
Turkish: Ali Mary'nin müzik video üretimini denetlemesi için işe alındı.

English: Automobile production has peaked out.
Turkish: Otomobil üretimi doruğa ulaştı.

English: According to an estimate, steel production will reach 100 million tons this year.
Turkish: Bir tahmine göre, bu yıl çelik üretimi 100 milyon tona ulaşacak.

English: Ali has written a very good paper on the production of rubber.
Turkish: Ali lastik üretimi üzerine çok iyi bir kitap yazdı.

 

Production ingilizcede ne demek, Production nerede nasıl kullanılır?

Production anarchy : Marksist yaklaşımda, kapitalistlerin üretimi toplumsal olarak düzenleyememeleri sonucu tek tek ürettikleri mala olan istemin ötesinde üretim yapmaları, piyasanın emebileceğinin üzerinde üretim kapasitesini genişletmeleri nedeniyle ortaya çıkan ve kapitalizmin dönemsel olarak kriz ve bunalımlar yaşamasının açıklanmasında merkezi öneme sahip olan kavram. krş. eksik tüketim bunalımı. Üretim anarşisi.

Production area : Üretim sahası. Üretim alanı. İstihsal yerleri. Su ürünlerinin yetiştirildiği veya doğal olarak ürediği, avlanma, üretim, yetiştirme ve istihsal yapılmak üzere içinde veya üzerinde herhangi bir istihsal vasıtasının veya tesisinin kurulabildiği, kullanılabildiği su alanları.

Production assistant : Yönetmen yardımcısı. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Bir filmin yönetiminde, yönetmenin tüm işlerde yardımcılığını üstlenen kimse. tv. bir izlencenin hazırlanmasında ve yayınında yönetmenin tüm işlerde yardımcılığını üstenen kimse.

Production bonus : Olağan maaş ya da ücretine ek olarak, doğrudan doğruya üretime bağlı dönük ve parça başına işçiye verilen özence. Üretim ikramiyesi. Üretim kar payı.

Production book : Bir tiyatro yapıtının sahneye konulmasına yarayan, yönetmenin çalışma notlarını, gerekli çizelgeleri ve uygulayım planlarını ayrıntılı bir biçimde kapsayan uygulama defteri. Oyun düzeni defteri. İmalat defteri.

Production control : Üretim kontrolü. Üretim denetimi. İmalat kontrolü. Yapım denetimi.

Production cartel : Üretim karteli. Azel piyasasındaki işletmelerin, hukuki varlıklarını korumaları koşuluyla, malın üretim miktarının belirlenmesi konusunda yazılı ya da sözlü olarak örtük biçimde anlaşmaları. krş. faiz karteli, kartel, fiyat karteli, petrol dışsatımcısı ülkeler örgütü.

Production contract curve : Üretim sözleşme eğrisi. Edgeworth kutu diyagramında, girdilerin iki mal arasında pareto etkinliğini sağlayacak biçimde dağılan noktaların geometrik yeri. Sözleşme eğrisi (üretim alanında).

Production department : İşletme bölümü. Yapım bölümü. Üretim departmanı. Yapım işlerinin yürütülmesinden, çalışmalarının düzenlenmesinden sorumlu bölüm. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Üretim bölümü.

Production cost : Üretim masrafı. Üretim maliyeti. Üretim giderleri. Yapım gideri. İmalat maliyeti.

İngilizce Production Türkçe anlamı, Production eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Production ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Thruput : Alınan en iyi verim. Maksimum çıktı. Çıktı.

Display : Gösterme. Görüntülemek. Teşhir. Ekran. Sergilemek. Sergi. Görüntü birimi. Açığa çıkarmak.

Formation : Vejetasyonun ekolojik ve bitki coğrafyası bakımından sınıflandırılması. örnek: tropik yağmur ormanı formasyonu. Düzen. Oluşturma. Bir kayaç katman (litostratigrafi) birimi; belli bir ya da birkaç kayaç cinsinin egemen olması ya da yapılışında göze çarpan özelliğiyle, altından ve üstünden ayırt edilebilen oluşum. Teşkil. Gökcisimlerinin, canlıların doğup, biçimlenme süreci. Buzsul büyültmede oluşan temel yapının belirlediği biçime girme. Formasyon. Türetme. Tertip.

Work of art : Sanatçı işi. Şaheser. Sanatçının eseri. Sanat yapıtı. Sanat ürünü. Sanat eseri. Sanat çalışması.

Offspring : Oğul. Çoluk çocuk. Yavru hayvan. Füru. Döl. Zürriyet. Yavru. Yavrular. Evlat.

Emblements : Ekili arazi ürünlerinden elde edilen gelir. Ekili arazi ürünleri üzerindeki hak. Bir ürünü hasattan elde edilen kazanç (hukuk terimi).

Landing : Derine atlama (aşağı atlama). Üst düzeydeki bir yerden aşağıya atlama. Karaya çıkma. Çıkarma. Toprağa inme işlemi. İniş. (uçak) iniş. İnme. Tahliye. Sahanlık.

Facture : İnşaa. Hazırlama. Yapılış. Yapım işlemi. Bina yapma. Yapım süreci (birşeyi).

Product : Sonuç. Üretilen mal ve hizmetler. Netice. Meyve. Çarpım. Bileşke. Hasıla.

Production synonyms : human activity, human action, outturn, fruits, produces, turnouts, exhibitions, circus, artefact, childing, effort, canalization, products, manufacturing, fruits of the earth, feats, commodity, demo, effectuating, confection, feat, manufacture, child, rainmaking, fruit and vegetable, bouts, coup de theatre, makes, artifact, breedings, goods, making, opuses.

Production ingilizce tanımı, definition of Production

Production kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The act or process or producing, bringing forth, or exhibiting to view. As, the production of commodities, of a witness.