Making türkçesi Making nedir
- Yapma.
- Fabrikasyon.
- Ekonomi alanında kullanılır.
- Üretim.
- İmalat.
- Yapım.
- Yapı.
- Başarı sebebi.
- Etme.
- İmal.
- Nesnel işçilik.
- Teşekkül.
- Bir özel modele göre yapılan halı, elbise, mobilya ve benzeri nesnelere ilişkin işçilik.
Making ile ilgili cümleler
English: A girl was making a speech in the park.
Turkish: Bir kız parkta bir konuşma yapıyordu.
English: A little knowledge of Spanish will go a long way toward making your trip to Mexico enjoyable.
Turkish: Birazcık İspanyolca bilgi Meksika yolculuğunu keyifli yapmaya doğru uzun bir yol gidecektir.
English: Ali acknowledged making a mistake.
Turkish: Ali hata yaptığını kabul etti.
English: Ali always seems to have trouble making decisions.
Turkish: Ali her zaman karar vermede sorun yaşıyor gibi görünüyor.
English: "Are you making a snowman?" "No, I'm making a snow woman."
Turkish: "Kardan adam mı yapıyorsun?" "Hayır, kardan kadın yapıyorum."
Making ingilizcede ne demek, Making nerede nasıl kullanılır?
Making a blunder : Pot kırma.
Making a claim to : Sahip çıkan.
Making a fool of oneself : Gülünç olmak. Kendini gülünç duruma düşürmek.
Making a killing : Çok kazanmak. Vurgun yapmak.
Making a living : Hayatını kazanma. Geçimini sağlayabilme.
Making angry : Kızdırma.
Making an effort : Uğraşmak. Çaba sarf etme. Gayret etmek.
Making dirty : Kirletme.
Making contact : Bağlantı kurmak. İlişki kurmak.
Making capacity : Kapama yeteneği.
İngilizce Making Türkçe anlamı, Making eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Making ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Productions : Eser. Yapıt. Üretme.
Processing : İşleme tabi tutma. Sıralama. İşlenme. Proses. İşleme. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Bir filmdeki gizli görüntüyü ortaya çıkarmak amacıyla, duyarkatın işlemelikte çeşitli kimyasal işlemlerden geçirilmesi. İşlem. Yönlendirme.
Abel blanchard model : Abel-blanchard modeli. A-b modeli.
Organization : Kuruluş. Organizma. Örgüt. Harap olan dokuların yerinin granülasyon dokusuyla doldurulması. hematom, trombüs, embolus ve infarktus alanlarında görülür. Organize etme. Örgütlenme. Bünye. Kurum.
Carried out : Yerine getirme. Gerçekleştirme. Yapılma. Yapılmış. Uygulanma. Gerçekleştirilmiş. Uygulanmış. Başarılmış. Yerine getirilmiş.
Production : Eser. Yapımcılık. Bir oyunun bir yönetmen önderliğinde, yeterli sayıda çalışmadan sonra seyirci önünde oynanışı. Sahneye koyma. Yönetmenin bir tiyatro yapıtını anlamlı ve uyumlu bir biçimde sahneye koyma işleminin tümü. oyun düzeni, oyunculuk, dekor, giysi, donatım, ışıklama vb. öğelerin oyunun amacını gerçekleştirecek biçimde güzelduyusal bir bütünlüğe ulaşmasını gerektirir. Verim. İnsanların, toplumun varlığı ve gelişmesi için gerekli olan nesneleri sağlamak üzere, amaçlı etkinlikleriyle özdeği değiştirmeleri işi. İnsanların, toplumun varlığı ve gelişmesi için zorunlu olan nesneleri sağlamak üzere, amaçlı etkinlikleriyle doğal çevrelerini değiştirmeleri, bunu yaparken kendi kendilerini de değiştirmeleri süreci.
A posteriori criteria : Ardıl ölçüt.
Accomplishment : Hüner. Başarıyla sonuçlandırma. Başarılan iş. Tamamlama. İfa. Yetenek. Kotarma. Becerme. Üstesinden gelme. Başarma.
Formation : Bir bileşiğin öğelerinden yapılması. Oluşturma. Gökcisimlerinin, canlıların doğup, biçimlenme süreci. Türetme. Belli bir varlık kazanma, oluşma süreci. herhangi bir varlığın zamanla belli bir biçime ve yapı özelliğine kavuşması. kişinin belli bir eğitim sürecinde kazandığı niteliklerin tümüne verilen ad. Kırılcaların, temel yapılarına bağlı olarak büyürken geliştirdikleri biçim. Oluşum. Biçimlenim. Buzsul büyültmede oluşan temel yapının belirlediği biçime girme.
A level : Lise bitirme sınavı (ingiliz ingilizcesi). A-düzeyi.
Making synonyms : movie making, mapmaking, film making, moviemaking, artificial, building, bloods, aalens linear regression model, a posteriori information, constituent, bdg, blooding, a posteriori probability, confections, industry, aalen estimator, acquittals, chemistry, texture, component, a priori probability, landing, abc method, a priori information, abadir test, output, bogus, procurements, architectures, vintage, generation, constructions, beings.
Making zıt anlamlı kelimeler, Making kelime anlamı
Eligibility : Özellik. Üstünlük. Ayrıcalık. Seçme hakkı. Seçilme liyakati. Uygunluk. Nitelik. Uygun olma. Seçilebilme ehliyeti. Seçilme niteliği.
Ineligibility : Hak mahrumiyeti. Seçilememe. Uygun olmama durumu. Hakkı olmama. Elverişsizlik. Seçilmezlik. Yetersizlik. Seçilebilme özelliğinde olmama. Seçilemezlik. Örnekleme işleminde bir gözlem biriminin rastlantılı olarak seçilmekle birlikte, araştırma gerekleriyle bağdaşmadığı için örneğe giremeyişi. bk. örnek seçme.
Unfitness : Uygunsuzluk. Uygun olmama durumu.
Making antonyms : nonpolitical.
Making ingilizce tanımı, definition of Making
Making kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Workmanship. The act of one who makes. Construction. As, this is cloth of your own making. The making of peace or war was in his power. Fabrication.

Bu kısımda Making kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Making ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Making anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Making ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.