Promisers türkçesi Promisers nedir
- Vaatte bulunan.
- Taahhüt altına giren kimse.
- Vaat eden.
Promisers ingilizcede ne demek, Promisers nerede nasıl kullanılır?
Compromisers : Uzlaştıran kimse. Ara bulan kimse. Bir anlaşmazlığı halletmek için ödün veren kimse.
Promiser : Taahhüt altına giren kimse. Vaat eden. Vaatte bulunan.
Compromiser : Ara bulan kimse. Bir anlaşmazlığı halletmek için ödün veren kimse. Uzlaştıran kimse.
Promise give : Adamak. Nezretmek.
Promise the moon : Dünyaları vadetmek. Dünyaları vaadetmek.
Promise to pay : Borçlunun alacaklısına, alıcının satıcısına parayı gelecek bir günde ya da belirli bir sürenin bitiminde ödeyeceğine dair söz vermesi. Ödeme sözü. Ödeme taahhüdü. Ödeme vaadi.
Breach of promise to marry : Evlenme sözünü tutmama. Evlenme vadini yerine getirmeme.
Break a promise : Sözünü tutmamak. Verdiği sözü bozmak. Dönmek. Sözünden dönmek. Verdiği sözü yerine getirmemek. Sözünde durmamak.
A lick and a promise : Sallapati. Baştan savma. Üstünkörü.
Big promise : Büyük vaat. Ağır teminat. Büyük söz.
İngilizce Promisers Türkçe anlamı, Promisers eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Promisers ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Contract : Kasmak. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Kasılmak. (hastalığa) yakalanmak. Daraltmak. Sözlü veya yazılı olarak yapılan icap ve kabul irade bildirimlerinin birbirlerine uygun bir biçimde birleştirilmesiyle hazırlanan ve taraflarca imzalanan belge. Mukavele. Buruşturmak. Anlaşma yapmak. Sözleşme.
Assure : Sigorta etmek. Sigortalamak. Temin etmek (rahatlatıcı veya ikna edici sözlerle). Güven vermek. Temin etmek. Güvenceye almak. İnandırmak. Kesinleştirmek. Sağlama almak. Söz vermek.
Oath : Yemin. Sövgü. Kesin yemin. Ant. Andiçme. Lanet. Ahit. Küfür.
Commitment : Suç işleme. Yükümlülük. Bağlılık. Yüklenme. Söz. Hapis hükmü. Bağlantı. Teslim etme. Söz verme, zorunluluk, yüklenme. Üstlenme.
Declare : Deklare etmek. Bildirmek. Söylemek. Deklarasyon yapmak. Açıklamak. İlan etmek. Afişe etmek. İfade vermek. Haber vermek. İddia etmek.
Troth : Sadakat. Nişan. Vefa. Nişanlanma. Bağlılık. Gerçek.
Betrothal : Söz kesme. Nişan. Nişanlanma. Nişanlanmak.
Engagement : Çarpışma. Yükümlülük. Çatma. Sorumluluk. Nişan. Taahhüt. Nişanlanma. Görev. Mülakat. Vuruşma duruşunda, savutların uçlarını karşılıklı olarak uygun görülen çelgi doğrultusunda çaprazlama.
Rain check : Hakkını daha sonra kullanma hakkı. Çekici bulunan bir davetin sonradan kabul edilmek veya ertelenmek üzere reddedilmesi. Ertelenen maç için seyirciye verilen bilet. Yağmur yüzünden iptal edilen maç. Envanterde görünen ancak stokta kalmamış bir ürünü ürün mağazaya geldiğinde müşteriye aynı fiyattan satmayı taahhüt eden mağaza onaylı kupon veya çek. Çekici bulunan bir davetin reddedilmesi. Gösteri veya konser vb yerine ilerisi için verilen bilet. İndirimde kalmayan malı daha sonra alabilme hakkı. Ertelenen gösteri için seyirciye verilen bilet. Konser veya gösteri izleme hakkını daha sonra kullanma hakkı.
Promisers synonyms : promiser, swear off, word of honor, plight, dedication, guarantee, speech act, pinning, undertake, word, parole, pledge.

Bu kısımda Promisers kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Promisers ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Promisers anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Promisers ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.