Proof positive türkçesi Proof positive nedir

  • Kesin delil.
  • Kesin kanıt.
  • Kati delil.
  • Son deneme.
  • Son test.
  • Kesin bir delil.
  • Kesin deliller.

Proof positive ingilizcede ne demek, Proof positive nerede nasıl kullanılır?

Proof : Bir düşüncenin doğruluğunu ya da yanlışlığını yadsınamayacak biçimde açık bir kesinlikle ortaya koymak üzere düzenlenmiş uslamlama süreci. Geçirmez. Senet. Alkol derecesi. Sınama. Tanıtlama. Dayanıklı. İspat. Hukuk, sosyoloji alanlarında kullanılır. Emin.

Positive : Kesin şey. Kati şey. Olumlu. Pozitif görüntü. Bir imleme anlaşmasında eksi doğrultunun tersine yönelmiş sayılan doğrultu, yalnız iki eşlemi bulunan nesnelerden birine verilen im: artı yük gibi. sayıların sıfırdan büyük olanlarına verilen im. iki sayıma, iki niceliğin toplama işlemini belirleyen im. Artı. Pozitif görüntü (film). Bilgisayar, fizik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Pozitif. Vazıh.

Proof by induction : Tümevarımla tanıt. Tümevarımla ispat.

Proof reading : Düzeltme okuması. Prova okuma. Protein ve nükleik asit sentezindeki hataları düzelten mekanizma. dna'nın replikasyonu sırasında yeni ipliğe tamamlayıcı olarak giren bazların kontrolü, yani bir çeşit matbaa dizgisinin provasının okunması olayı. eğer tamamlayıcı olmayan bir nükleotit yeni ipliğe girer ve bir prova okuma sırasında görülürse hemen çıkarılır.

 

Proof sheet : Baskı provası. Prova. Düzeltilmiş metin. Matbaa provası.

Proof theory : Kanıt teorisi.

İngilizce Proof positive Türkçe anlamı, Proof positive eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Proof positive ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Conclusive evidence : Kati kanıt. İddiayı sonuca ulaştıran kanıt. Müspet delil. Kesin beyyine.

Hard evidence : Somut veya kesin delil. Sağlam delil. Gerçek ve kayda değer kanıt. Güçlü kanıt.

Last ditch effort : Son çaba. Son bir gayret. Son bir çaba. Çok az zaman kaldığında yapılan girişim.

Material evidence : Maddi delil. Nihai karara etki eden kanıt. Mahkemenin vereceği nihai karara etki eden delil. Maddi kanıt.

Hard facts : Aksi kanıtlanamaz gerçek. İnkar edilemez gerçek. Aksi kanıtlanamaz hakikatler. Aksi ispatlanamaz gerçekler.

Direct evidence : Doğrudan kanıt. Yeterli kanıt. Doğrudan doğruya beyyine. Doğrudan beyyine. Doğrudan delil.