Proof türkçesi Proof nedir
- Hukuk, sosyoloji alanlarında kullanılır.
- Emin.
- İçkinin alkol derecesinin ölçüsü.
- Geçirmez.
- Kanıt.
- Senet.
- Tanıtlama.
- İmtihan.
- Kanıtlama.
- Dayanıklı hale getirmek.
- İspat.
- Tümdengelimci bir dizgede bir sav ya da çıkarımın doğruluğunu belgeleyen öncüller ya da önsayıtlar.
- Bir düşüncenin doğruluğunu ya da yanlışlığını yadsınamayacak biçimde açık bir kesinlikle ortaya koymak üzere düzenlenmiş uslamlama süreci.
- Dayanıklı.
- Delil.
- Sınama.
- Alkol derecesi.
Proof ile ilgili cümleler
English: He is proof against temptation.
Turkish: Baştan çıkarmaya karşı dayanıklıdır.
English: He has proof that he's employed.
Turkish: Onun işinin olduğuna dair kanıtı var.
English: Both the proof and solution are trivial.
Turkish: Hem kanıt hemde çözüm önemsiz.
English: Do you have proof that God exists?
Turkish: Tanrı'nın var olduğuna dair kanıtın var mı?
English: I have no proof of that.
Turkish: Onunla ilgili kanıtım yok.
Proof ingilizcede ne demek, Proof nerede nasıl kullanılır?
Proof by induction : Tümevarımla tanıt. Tümevarımla ispat.
Proof positive : Kati delil. Kesin deliller. Son test. Son deneme. Kesin delil. Kesin bir delil. Kesin kanıt.
Proof reading : Prova okuma. Protein ve nükleik asit sentezindeki hataları düzelten mekanizma. dna'nın replikasyonu sırasında yeni ipliğe tamamlayıcı olarak giren bazların kontrolü, yani bir çeşit matbaa dizgisinin provasının okunması olayı. eğer tamamlayıcı olmayan bir nükleotit yeni ipliğe girer ve bir prova okuma sırasında görülürse hemen çıkarılır. Düzeltme okuması.
Proof sheet : Baskı provası. Düzeltilmiş metin. Prova. Matbaa provası.
Proof theory : Kanıt teorisi.
Proof total : Kanıtlayıcı toplam.
Moisture proof socket : Nemgeçirmez duy. Nemli ve ıslak yerlerle açık havada kullanmak üzere, ıslaklığa dayanıklı gereçlerden, ya da sıvı ve buharlara karşı geçirmezliği sağlanmış biçimde yapılmış olan duy.
Gas proof shelter : Gaz geçirmez sığınak.
Sound proof curtain : Cam yününden ya da benzer maddeden yapılmış ses geçirmeyen perde. Ses geçirmez perde.
Fire proof curtain : Bk. demir perde. Koruma perdesi.
İngilizce Proof Türkçe anlamı, Proof eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Proof ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Demo : Tanıtım. Demo yapmak. Gösterme. Gösteri. Demonstrasyon. Örgüt toplantısı.
Repelling : İtici. Nahoş. Savar. Püskürtme. Uzaklaştırıcı. Püskürtücü.
Durable : Uzun ömürlü. Devamlı. Kalıcı. Sürekli. Sağlam. Mukavim. Uzun süren. Eskimez. Evladiyelik.
Averment : İddia. Kanıt gösterme. Delil gösterme.
Enduring : Mukavim. Devamlı. Payidar. Sabırlı. Uzun süren. Cefakar. Tahammüllü. Sürekli. Ebedi. Baki.
Clearest : Saydam. Masum. Net. Tüm. Kuşkusu olmayan. Şeffaf. Anlaşılır. Tiz. Açık. Bulutsuz.
Probation : Tecrübe. Meşruten tahliye. Staj. Gözaltında tutma koşuluyla salıverme. Gözaltı. Göz hapsinde tutma. Şartlı tahliye. Deneme süresi. Deneme.
Pledge : Rehin olarak vermek. Vaat etmek. Borcun ödenmemesi durumunda alacaklı tarafından el konulmak üzere sözleşmenin yapıldığı anda alacaklıya borçlu tarafından güvence olarak gösterilen taşınır veya taşınmaz değer. Teminat olarak vermek. Kefalet vermek. Güvence. Rehin. Rehin vermek. Tutu. Güvence vermek.
Confirmation : Kanıtlayıcı şey. Onaylama. Sağlama bağlama. Onay. Kesinleştirme. Kiliseye kabul ayini. Onama. Doğrulayıcı.
Bond : Kamu ve özel kesim tarafından değişken veya sabit faizli, kupon ödemeli ya da iskontolu olarak çıkarılan bir yıldan uzun vadeli borç senedi. krş. bono. Ancak belirli doğrultu ve uzaklıklarda güçlü olan, özel kimyasal kuvvetlerden kurulu öğeciklerarası bağlam. Kimi gümrük işlemlerinde, bir şeyin yapılması ya da yapılmaması için, ilgili kişiden, biçimine uygun olarak gümrükçe alınan belge. Fizik, kimya, gümrük, iktisat alanlarında kullanılır. Muhabbet. Karşılıklı sevgi. Örmek (duvar). Yapışma. Yapışmak.
Proof synonyms : mathematical proof, logical proof, nonconductor, bill, diuturnal, exams, firmer, validation, competition, indenturing, testings, fiduciary, instrument, rehearsal, verification, alcoholic strength, argument, statement, probations, grittiest, instrumenting, earnests, bailee, commercial paper, compacted, attestations, justification, testimonial, testimony, exam, credential, impermeable, non conductor.
Proof zıt anlamlı kelimeler, Proof kelime anlamı
Weaken : Güçsüzleşmek. Güçsüzleştirmek. Cansızlaştırmak. Güçsüz kılmak. Zayıflamak. Hafifletmek. Kuvvetsizleşmek. Zayıflatmak. Gücünü azaltmak. Sarsmak.
Pervious : Geçit veren. Permeabl. Geçirgen. Nüfuz edilebilir. Ulaşılabilir.
Proof ingilizce tanımı, definition of Proof
Proof kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Used in proving or testing. A test. An act of testing. Any effort, process, or operation designed to establish or discover a fact or truth. A trial. As, a proof load, or proof charge.

Bu kısımda Proof kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Proof ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Proof anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Proof ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.