Hard evidence türkçesi Hard evidence nedir

  • Sağlam delil.
  • Somut veya kesin delil.
  • Güçlü kanıt.
  • Kesin delil.
  • Gerçek ve kayda değer kanıt.

Hard evidence ile ilgili cümleler

English: Tom didn't have any hard evidence, but he thought Mary was the one who stole his mother's diamond ring.
Turkish: Tom'un sağlam delili yoktu, fakat o, annesinin elmas yüzüğünü çalan kişinin Mary olduğunu düşünüyordu.

English: We've no hard evidence against Tom.
Turkish: Tom'a karşı sağlam delilimiz yok.

Hard evidence ingilizcede ne demek, Hard evidence nerede nasıl kullanılır?

Hard : Ekşimiş. Şiddetli. Katı. Güç. Sağlam. Zor. Nasırlı. Anlaşılmaz. Sıkı. Sert.

Evidence : Bulgu. Belirginlik. Belirtmek. Bir olayın doğruluğunu ortaya koyabilen yöntem. yargı yerinde bir savı gerçekleştirmek için baş vurulan belgeler. Belirmek. İspat. Tanıklık. Şahitlik. Delil. İfade.

Hard acid : Sert asit.

Hard alloy : Sert alaşım.

Hard and fast : Çok sıkı. Sıkı. Kesin. Katı. Sabit. Ayrıcalık tanımaz. Değişmez. Sert.

Hard and fast rule : Değişmez yasa. Değişmez kural. Ayrıcalık kabul etmeyen kural. Kesin kural.

İngilizce Hard evidence Türkçe anlamı, Hard evidence eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Hard evidence ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Solid evidence : Katı delil. Somut kanıt. Kuvvetli delil. Somut delil. Açık delil.

Proof positive : Kati delil. Son test. Son deneme. Kesin deliller. Kesin kanıt. Kesin bir delil.

Material evidence : Mahkemenin vereceği nihai karara etki eden delil. Maddi kanıt. Nihai karara etki eden kanıt. Kati delil. Maddi delil. Kesin kanıt.

Direct evidence : Doğrudan doğruya beyyine. Doğrudan beyyine. Doğrudan delil. Doğrudan kanıt. Yeterli kanıt. Kesin kanıt.

Conclusive evidence : Kati delil. İddiayı sonuca ulaştıran kanıt. Kati kanıt. Kesin beyyine. Kesin kanıt. Müspet delil.