Material evidence türkçesi Material evidence nedir

  • Maddi delil.
  • Kesin delil.
  • Mahkemenin vereceği nihai karara etki eden delil.
  • Maddi kanıt.
  • Kati delil.
  • Kesin kanıt.
  • Nihai karara etki eden kanıt.

Material evidence ingilizcede ne demek, Material evidence nerede nasıl kullanılır?

Material : Madde. Bez. Özdeksel. Materyal. Özdek. Bir iş yapmak için kullanılması gereken aygıt ya da özdek. Bedensel. Gereç. Maddesel.

Evidence : Şahit. Açıklamak. İspatlamak. Tanık. Belirmek. Bir olayın doğruluğunu ortaya koyabilen yöntem. yargı yerinde bir savı gerçekleştirmek için baş vurulan belgeler. Hukuk, ekonomi alanlarında kullanılır. Belirginlik. Göze çarpma. İspat.

Material balance : Kütlenin korunumu yasasına dayanarak bir açık dizgeye giren çıkan özdeklerin nicelikleri arasında kurulan denklik. (buna göre, bir dizge içinde kütle birikimi oluşmuyorsa giren özdeklerin toplam kütlesi çıkanların toplam kütlesine eşittir.). Maddi denge. Kütle denkliği.

Material culture : Tinsel kültürün dışa vurulmasında, biçimlenmesinde ve toplum içinde yer alarak işlevsel durum kazanmasında önemli yeri ve payı olan her türlü araç gereçler; konutlar, tapınaklar, kap kaçak, iş yerleri, taşıt araçları, silahlar, av araçları, giyim kuşam, süs eşyası, besin elde etmek için kullanılan araç ve gereçler; günlük yaşamda kullanılan her türlü ham maddenin tümü. Özdeksel kültür. Maddi kültür.

 

Material defect : Maddi kusur. Malzeme hatası.

Material fact : Maddi fiil. Maddi olgu. Esaslı husus. Maddi vakıa. Maddi gerçek.

İngilizce Material evidence Türkçe anlamı, Material evidence eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Material evidence ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Conclusive evidence : Kesin beyyine. Kati kanıt. İddiayı sonuca ulaştıran kanıt. Müspet delil.

Proof positive : Son test. Son deneme. Kesin deliller. Kesin bir delil.

Direct evidence : Doğrudan beyyine. Doğrudan delil. Yeterli kanıt. Doğrudan kanıt. Doğrudan doğruya beyyine.

Hard evidence : Gerçek ve kayda değer kanıt. Güçlü kanıt. Somut veya kesin delil. Sağlam delil.