Direct evidence türkçesi Direct evidence nedir

  • Doğrudan kanıt.
  • Doğrudan doğruya beyyine.
  • Kesin delil.
  • Doğrudan beyyine.
  • Kesin kanıt.
  • Doğrudan delil.
  • Yeterli kanıt.

Direct evidence ingilizcede ne demek, Direct evidence nerede nasıl kullanılır?

Direct : Dolaysız. Doğrultmak. Yönlendirmek. Aydınlatmak. Yönetim işi. Atfetmek. Çevirmek. Komuta etmek. Sahneye çıkartmak. Direktif vermek.

Evidence : İz. Belirginlik. Belirti. Açığa vurmak. Göstermek. Kanıt. İspat. Göze çarpma. Tanıt. Tanıklık.

Direct a business : Bir işi yönetmek. Ticari bir faaliyeti yönetmek. Bir şirketi yönetmek.

Direct access : Doğrudan erişim. Bilgisayar, bilişim alanlarında kullanılır. Doğrudan giriş. Doğrudan yaklaşma. Veri saklama ortamında erişilmek istenen tutanağın, bir önce erişilen tutanağın bulunduğu yerden bağımsız olarak, belirli sınırlar içinde değişmez bir sürede, doğrudan okunması ya da yazılmasını sağlayan donanım olanağı ve veri düzenleme yöntemi.

Direct access devices : Doğrudan erişim aygıtları.

Direct access processing : Doğrudan erişimli işleme.

İngilizce Direct evidence Türkçe anlamı, Direct evidence eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Direct evidence ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Material evidence : Mahkemenin vereceği nihai karara etki eden delil. Maddi kanıt. Kati delil. Nihai karara etki eden kanıt. Maddi delil.

 

Hard evidence : Güçlü kanıt. Gerçek ve kayda değer kanıt. Somut veya kesin delil. Sağlam delil.

Conclusive evidence : Kati delil. Kati kanıt. Müspet delil. Kesin beyyine. İddiayı sonuca ulaştıran kanıt.

Proof positive : Son deneme. Kati delil. Kesin deliller. Kesin bir delil. Son test.