Proves türkçesi Proves nedir
- Göstermek.
- Sınamak.
- Sağlamasını yapmak.
- İspat etmek.
- Çıkmak.
- Denemek.
- Tecrübe etmek.
- İspatlamak.
- Kanıtlamak.
- Anlaşılmak.
- Ortaya koymak.
Proves ile ilgili cümleler
English: The exception proves the rule.
Turkish: Istisna kuralı kanıtlıyor.
English: Hah, that proves I was right!
Turkish: İşte, o benim haklı olduğumu kanıtlıyor!
English: This proves everything!
Turkish: Bu her şeyi kanıtlar!
English: This fact proves his innocence.
Turkish: Bu gerçek onun suçsuzluğunu kanıtlar.
English: The fact proves his honesty.
Turkish: Olay onun dürüstlüğünü kanıtlıyor.
Proves ingilizcede ne demek, Proves nerede nasıl kullanılır?
Approves : Uygun bulmak. Onaylamak. Uygun görmek. Tasvip eder. Beğenmek. Kabul etmek. Onamak. Onaylar. Razı olmak. Uygun bulur.
Disapproves : Kabul etmemek. Tasvip etmemek. Onaylamamak. Kınamak. Karşısında olmak. Reddetmek. Onamamak. Uygun görmemek. Beğenmemek.
Disproves : Aksini kanıtlamak. Çürütmek. Aksini ispatlamak. Aksini ispat etmek. Yalanlamak. Yanlış olduğunu kanıtlamak. Doğru olmadığını kanıtlamak. Tersini kanıtlamak. Tersini ispat etmek.
Improves : İyileştirmek. Gelişmek. Değerini arttırmak. İlerletmek. Geliştirmek. Yola girmek. Yükselmek. Değerlenmek. Gelişme kaydetmek. Islah etmek.
Reproves : Sitem etmek. Paylamak. Ayıplamak. Kınamak. Azarlamak. Hoşgörmemek. Darılmak.
Provenance : Menşe. Asıl. Köken. Kaynak.
Prove : Bulunmak. İspat etmek. Denemek. İspatlamak. Sınamak. Ortaya koymak. Sağlamasını yapmak. Tecrübe etmek. Göstermek. Olmak.
Provence : Fransa'nın güneyinde akdeniz kıyısında bir bölge.
Provender : Hayvan yemi. Yiyecek (alay). Yem. Yiyecek.
Provencal : Provence'de (fransa'da bir bölge) ikamet eden kimse. Louisiana eyaletinde yerleşim yeri.
İngilizce Proves Türkçe anlamı, Proves eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Proves ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Shew : Sergilemek. Gösteri. Sunmak. Gösteriş. Gösterme.
Assayed : Değerli maden içermek. Çözümlemek. Analiz etmek. Kalkışmak. Ayarını belirlemek. Ayar etmek. Yoklamak. Ayarlamak. Tahlil etmek.
Evidencing : Tasrih etme. Belirtme. İspat etme. Açıklamak. Açıklama. Tavzih etme. Belirtmek.
Proved : İspatlanmış. Mücerrep.
Check over : Çek etmek. Denemek amacıyla gözden geçirmek. Denetlemek. Tepeden tırnağa sağlık muayenesi yapmak. İncelemek. Kontrol etmek. Check up yapmak.
Turn up : Yukarı çevirmek. Sıvamak. Bulmak. Çevirip kaldırmak. Damlamak. Keşfetmek. Varmak. Çıkagelmek. Kaldırmak. Yukarı tutmak.
Endeavor : Şimdiye kadar yapılan 5'inci ve en kompleks nasa nihai harekat uzay mekiği. Bkz.endeavour. Gayret etmek. Uğraş göstermek. Endeavour uzay mekiği. Uğraşmak. Wisconsin'de bir köy (abd). Çaba harcamak. Çabalamak.
Assay : Çözümlemek. Değerli maden içermek. Ayarını belirlemek. Çözümleme örneği. Analiz. Çözümleme. Tahlil etmek. Kalkışmak.
Make sense : Anlam taşımak. Anlamlı gelmek. Anlamı olmak. Bir anlamı olmak. Mantıklı gelmek. Akla uygun gelmek. Anlamlı olmak. Bir anlama gelmek. Anlam ifade etmek.
Connoted : Demek istemek. Akla getirmek. İfade etmek. Demeye gelmek. Delalet etmek. Anlamına gelmek. Ayrıca bir anlam taşımak.
Proves synonyms : prove oneself, attempt, crosschecked, certify, climbed, averring, climbs, endeavours, testify, executed, attempts, demonstrate, bump up, essayed, introduces, appears, introduced, bear out, introduce, turn out, bear witness to, connoting, fall upon, chance, broken through, attesting, blows, be, get over, evidence, chanced, arise from, essay.
Proves zıt anlamlı kelimeler, Proves kelime anlamı
Negate : Çürütmek. İnkar etmek. Etkisiz duruma getirmek. Boşa çıkarmak. Olumsuz yapmak. Aksini ispatlamak. Yadsımak. İptal etmek. Değillemek. Olumsuzlamak.
Disprove : Aksini ispat etmek. Çürütmek. Aksini ispatlamak. Tersini kanıtlamak. Doğru olmadığını kanıtlamak. Yalanlamak. Yanlış olduğunu kanıtlamak. Aksini kanıtlamak. Tersini ispat etmek.
Affirm : Onaylamak. Söylemek. Tekrar söylemek. Söz vermek. Tasdik etmek. İleri sürmek. Beyan etmek. Doğrulamak. Tekrarlamak. İddia etmek.
Proves antonyms : incorrect, impropriety, inappropriate, indecorous, indecent, improper, wrong, improperness.

Bu kısımda Proves kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Proves ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Proves anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Proves ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.