Make sense türkçesi Make sense nedir

  • Anlaşılmak.
  • Anlam ifade etmek.
  • Anlam taşımak.
  • Bir anlamı olmak.
  • Anlamı olmak.
  • Anlaşılır olmak.
  • Anlamlı gelmek.
  • Bir anlama gelmek.
  • Anlamlı olmak.
  • Mantıklı gelmek.
  • Akla uygun gelmek.
  • Mantıklı olmak.

Make sense ile ilgili cümleler

English: Don't speak to me in Arabic. It doesn't make sense to me.
Turkish: Benimle Arapça konuşma. Benim için hiçbir anlam ifade etmiyor.

English: Does that make sense to you?
Turkish: Bu sana mantıklı geliyor mu?

English: Can you make sense of what the writer is saying?
Turkish: Yazarın söylediklerine anlam verebiliyor musun?

English: I can't make sense of these sentences.
Turkish: Bu cümlelere anlam veremiyorum.

English: His explanation doesn't make sense at all.
Turkish: Onun açıklaması hiç mantıklı değil.

Make sense ingilizcede ne demek, Make sense nerede nasıl kullanılır?

Make : Hesap etmek. Hazırlamak. Marka. Kazanç. Kapatmak (devreyi). -e neden olmak. Verim. Yaratmak. Zorlamak. Erişmek.

Sense : Eğilim. Kanı. Yön. Anlamak. İnsan ve hayvanlarda dış dünyanın etkisini duyma yeteneği. Anlam. Zeka. Genel düşünce. Kelimenin tek başına veya söz içindeki öteki ögeler ile bağlantılı olarak zihinde yarattığı kavramlardan her biri: kestirmek ağaç kestirmek, kumaş kestirmek, bir şeyi tahmin edebilmek: işin sonunda nereye varacağını kestiremiyorum; birazcık uyumak: bir saat kadar kestirirsem kendimi toplayabilirim vb. Duymak.

 

Make sense of : Manalandırmak. Anlamlandırmak. Anlamak. Ayrımını kavramak. Anlamını kavramak.

Make sense out of : Anlam çıkarmak. Anlamak. Bir şey anlamak.

Make tracks : Acele gitmek. Sıvışmak.

Make good : Tazmin etmek. Yerine getirmek.

İngilizce Make sense Türkçe anlamı, Make sense eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Make sense ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Click : Tıkırdamak. Hoşlanmak. Kapanıvermek. Tıkırtı. Mandallamak. Ses çıkarmak. Çakılmak. Jetonu düşmek. Anlamak. Uyuşmak.

Proved : İspatlamak. Kanıtlamak. Göstermek. Sınamak. Çıkmak. Ortaya koymak. İspat etmek. İspatlanmış. Mücerrep.

Come into focus : Odağa girmek. Görüş açısına gelmek. Belirginleşmek. Açık ve belirgin olmak.

Come home : Eve dönmek. Kavramak. Dönmek.

Appear : Var olmak. Benzemek. Boy göstermek. Bulunmak. Gibi gelmek. Belli olmak. Ortaya çıkmak. Belirmek. Gibi görünmek. Gözükmek.

Figure : Boy. Bir olayın çeşitli durumlarını göstermeye ve birkaç değişken arasında karşılaştırma yapmaya yarayan çizgisel anlatım türü. Sayar. Çizge. İfade etmek. Şahsiyet. Rakam. Yer almak. Tasvir etmek. Resmetmek.

Clarify : Açıklamak. Aydınlatmak. Aydınlanmak. Açıklanmak. Arıtmak. Açıklık getirmek.

Go without saying : Aşikar olmak. Söylemeye lüzum olmamak. Belli olmak.

Prove : Ortaya koymak. Kanıtlamak. Olmak. Göstermek. İspat etmek. Bulunmak. Sağlamasını yapmak. Tecrübe etmek. Denemek.

Make sense synonyms : makes sense, bend to, seep in, jell, appeared, appears, have a level head, get over, get across, proves, dawn on, adding up, be understanding, come out, be understood, stand to reason, become clear, add up, be wise to, came home, sink in.