Belirmek nedir, Belirmek ne demek

  • Önce belli veya görünür olmayan bir şey ortaya çıkmak, tezahür etmek.
  • İyice görünür ve anlaşılır bir durum almak, tebarüz etmek.
  • Bir düşünce veya durum kesin bir biçim almak, tebellür etmek

"Belirmek" ile ilgili cümle

  • "Kafasında günden güne çeşitli düşünceler, çeşitli kaygılar beliriyordu." - O. Hançerlioğlu
  • "Yarı yola yaklaştığında, köprünün karşı ucunda, ona doğru gelen bir karaltı belirdi." - A. Kulin
  • "İki kaşının arasında, yaşından ziyade asabiyetini ele veren birkaç çizgi belirdi." - E. Şafak

Belirmek anlamı, tanımı:

Belirme : Belirmek işi.

Görünür : Görünen, gözle görülebilen. Belli, apaçık göze çarpan.

Ortay : Bir düzlem şeklin aynı yöndeki paralel bütün kirişlerini eşit parçalara bölen (çizgi). Bir uzayı, bir yüzeyi eşit iki parçaya bölen (düzlem, çizgi).

Çıkmak : Harcamak zorunda kalmak. Giderilmek, yok olmak. Sıyrılmak, ayrılmak. Yayılmak, duyulmak. Yayımlanmak. Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek. Sesini yükseltmek. Oluşmak, olmak. Mal olmak. Bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak. Belirmek, tanınmak. Artırmak, fiyatı yükseltmek. Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek. Yetkili birinin makamına iş için gitmek. Talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak. Meydana gelmek. Görünür veya belli bir durumda bulunmak. Bitmek, büyümek, sürmek. Yükselmek, artmak. Gelmek. Bir şeyin yukarısına doğru yürümek. Davranışta herhangi bir niteliği bulunmak. Yapılmak, yürümek. Piyasaya sürülmek. Ay veya mevsim geçmek. Bulaşmak. İçeriden dışarıya varmak, gitmek. Bir iddia ile ortalıkta görünmek. Büyük abdest bozmak. Gerçekleşmek. Bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak. Karaya ayak basmak. Binaya kat eklemek. Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak. Süresi dolduğunda ayrılmak. Bir yere ulaşmak, varmak. Unutmak. Yayılmak. Yeni yetişip satışa sunulmak. Flört etmek. Oyunda herhangi bir rolü oynamak. Bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek. Karşı gelebilmek, boy ölçüşmek. Eksilmek. Verilmek. Olmak, bulunmak, var olmak. Yetişecek ölçüde olmak. Ay, Güneş görünmek. Niteliği sonradan anlaşılmak. Vermeye katlanmak. Yerinden oynamak. Bulunduğu yerden fırlamak, kopmak. Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek. Bir konu yetkililerce karara bağlanmak. Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak. Erişmek, görmek.

 

Tezahür : Belirme, görünme, gözükme, ortaya çıkma, oluşma. Belirti.

Düşünce : Uzay ve zamanın ötesinde, öznenin dışında, kendiliğinden var olan, duyularla değil, yalnızca ruhen algılanabilen asıl gerçeklik, mütalaa, fikir, ide, idea. İlke, yönetici sav. Dış dünyanın insan zihnine yansıması. Niyet, tasarı. Tasa, kaygı, sıkıntı.

Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Duruş biçimi, konum, tavır.

 

Biçim : Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Biçme işi. Herhangi bir şeyin benzeri. Tarz. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu.

Diğer dillerde Belirmek anlamı nedir?

İngilizce'de Belirmek ne demek? : v. appear, become clear; dawn

Fransızca'da Belirmek : se manifester, apparaître, éclore, émaner, résurgir, se préciser, surgir

Almanca'da Belirmek : erscheinen, in Erscheinung treten, sich abzeichnen

Rusça'da Belirmek : v. выражаться, появляться, вырисовываться, отражаться, появиться, вырисоваться, отразиться