Make sense of türkçesi Make sense of nedir

  • Ayrımını kavramak.
  • Anlamını kavramak.
  • Anlamak.
  • Manalandırmak.
  • Anlamlandırmak.

Make sense of ile ilgili cümleler

English: I can't make sense of these sentences.
Turkish: Bu cümlelere anlam veremiyorum.

English: Can you make sense of what the writer is saying?
Turkish: Yazarın söylediklerine anlam verebiliyor musun?

Make sense of ingilizcede ne demek, Make sense of nerede nasıl kullanılır?

Make : Eylemek. Meydana getirmek. Çeşit. Kazanç. Marka. Olmak. Yapmak. -e neden olmak. Zorlamak. Erişmek.

Sense : Farkında olmak. Duyu. Kelimenin tek başına veya söz içindeki öteki ögeler ile bağlantılı olarak zihinde yarattığı kavramlardan her biri: kestirmek ağaç kestirmek, kumaş kestirmek, bir şeyi tahmin edebilmek: işin sonunda nereye varacağını kestiremiyorum; birazcık uyumak: bir saat kadar kestirirsem kendimi toplayabilirim vb. Anlam. Eğilim. Bir simge, kavram ya da bir ölçümün belli bir dizgeye göre taşıdığı içlem ya da içerim. Kanı. Hissetmek. İnsan ve hayvanlarda dış dünyanın etkisini duyma yeteneği. Sezmek.

Of : -nin. İle ilgili. -den. Hakkında. In. Yüzünden. -li. Li. Nin. Den.

Make sense : Mantıklı gelmek. Anlaşılmak. Anlamlı gelmek. Mantıklı olmak. Anlamlı olmak. Anlaşılır olmak. Bir anlamı olmak. Anlam ifade etmek. Anlam taşımak. Bir anlama gelmek.

 

Make sense out of : Anlamak. Anlam çıkarmak. Bir şey anlamak.

Sense of beauty : Güzellik anlayışı.

Sense of belonging : Ailede çocuklar ile yetişkinlerin birbirlerine bağlı olduklarını bilmeleri, kendilerine gereksinme duyulduğunu sezmeleri. bir toplumsal kümeyi oluşturan kişilerin birbirlerine bağlı olduklarını duymaları. Mensubiyet duygusu. Aitlik hissi. İlişkinlik duygusu. Mensubiyet hissi. Aidiyet duygusu. Aidiyet hissi.

Sense of duty : Görev anlayışı. Vazife şuuru.

Sense of humor : Şakadan anlama. Espri anlayışı. Mizah anlayışı. Şakadan anlama yeteneği. Olayların gülünç yönünü görme yeteneği.

Sense of hearing : İşitme duyusu.

İngilizce Make sense of Türkçe anlamı, Make sense of eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Make sense of ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Appreciates : Değer vermek. Beğenmek. Kavramak. Değer biçmek. Değerlemek. Fiyatını yükseltmek. Zevk almak. Değer kazanmak. Değerini bilmek. Değeri artmak.

Absorb : Yutmak. Absorbe. Sönümlemek. Emmek (sıvıyı veya gazı veya ışığı veya sesi). Almak (dikkati veya enerjiyi veya zamanı veya parayı). Bir madde veya sıvıyı emmek, içine çekmek, içine almak, yutmak, absorbe. Soğurmak. Emmek. İçine çekmek. Devralmak.

Apprehend : İdrak etmek. Endişe etmek. Korkmak. Yakalamak. Korkuyla beklemek. Kavramak. Tutuklamak. Tevkif etmek.

Ascertain : Araştırmak. Belirlemek. Bulmak. Tespit etmek. Soruşturmak. Doğrusunu bulmak. Öğrenmek. Aslını öğrenmek. Doğrusunu öğrenmek. Meydana çıkarmak.

Appreciate : Değer biçmek. Minnettar olmak. Değerini bilmek. Farkında olmak. Takdirle karşılamak. Teşekkür borçlu olmak. Değer vermek. Takdir etmek. Değeri artmak.

 

Accepts : Kabullenmek. Almak. Üstlenmek. Hazmetmek. Katlanmak. Kabul etmek. Onaylamak.

Absorbs : Absorbe etmek. Emmek. Sönümlemek (sarsıntıyı veya salınımı). Çekmek. İşgal etmek. Emmek (sıvıyı veya gazı veya ışığı veya sesi). Almak (dikkati veya enerjiyi veya zamanı veya parayı). Kendine katmak. Kavramak. Yutmak.

Ascertains : Doğrusunu öğrenmek. Belirlemek. Saptamak. Bulmak. Tespit etmek. Tayin etmek. Öğrenmek. Meydana çıkarmak. Soruşturmak.

Apprehends : İdrak etmek. Kavramak. Endişe etmek. Tutuklamak. Yakalamak. Korkmak. Korkuyla beklemek. Tevkif etmek.

Make sense of synonyms : made sense of, ascertaining, be a good judge of, apprehending, accept, actualise, appreciated, apprehended.