Puckered türkçesi Puckered nedir

Puckered ile ilgili cümleler

English: Ali was expecting a kiss, so he leaned forward and puckered his lips.
Turkish: Ali bir öpücük bekliyordu, bu yüzden öne doğru eğildi ve dudaklarını buruşturdu.

Puckered ingilizcede ne demek, Puckered nerede nasıl kullanılır?

Pucker : Kırışıklık. Buruşturmak. Büzgü yapmak. Büzmek. Büzmek (dudaklarını). Buruşukluk. Büzülmek (dudakları). Kırışmak. Kırıştırmak. Büzmek (dikiş).

Puckering : Gofreleme. Büzülme. Çekme bozuklukları. Buruşturmak. Kırıştırmak. Büzmek (dikiş). Kırışmak. Buruşmak. Buruşturma. Büzgü yapmak.

Puckers : Büzgü yapmak. Büzüşmek. Büzmek (dikiş). Kırıştırmak. Kırışmak. Büzülmek (dudakları). Buruşmak. Büzmek. Büzmek (dudaklarını). Buruşturmak.

Puckery : Buruk.

Puck : Bir ses aygıtında mıknatıslı kuşağın belirli bir hızla ve düzgün biçimde yol almasını sağlayan silindir biçiminde madensel çubuk. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Pak. Döndürme çubuğu. Buz hokeyi topu. Afacan peri. Yaramaz çocuk. Buz hokeyi diski. Cin.

Puckish : Yaramaz. Afacan. Haylaz. Cin gibi. Muzip. Şakacı. Haşarı.

Pucks : Cin. Buz hokeyi topu. Afacan peri. Pak. Yaramaz çocuk. Buz hokeyi diski.

 

Puckishness : Yaramazlık.

Pucka : Halis. Hakiki. Birinci sınıf. Gerçek. Kaliteli. En iyi kalite.

İngilizce Puckered Türkçe anlamı, Puckered eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Puckered ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Crankle : Kıvırma. Bükme. Kırışık. Çevirme.

Contorts : Bükmek. Saptırmak. Eğme. Eğmek. Burmak. Çarpıtmak. Kıvırmak. Burma.

Film shooting : Film çekme. Film çevirme. Filme alma.

Contracted : Kısalmış. Pazarlığı edilmiş. Kasılmış. Az. Büzülen. Kısaltılmış. Kontratlı. Sözleşmeli. Sınırlı.

Contract : Kontrat. Kasmak. Daraltmak. Yanların ilintisiz isteklerini açığa vurarak anlaşmaları. kişilerin, yandaş olarak bir hakkı değiştirmek, ortaya çıkarmak ya da düşürmek amacıyla yasalar çerçevesinde iç güdülerine dayanarak imzaları altında yaptıkları karşılıklı ve yazılı bildirim. (hastalığa) yakalanmak. Sözleşme. Sözlü veya yazılı olarak yapılan icap ve kabul irade bildirimlerinin birbirlerine uygun bir biçimde birleştirilmesiyle hazırlanan ve taraflarca imzalanan belge. Kasılmak. Kontrat yapmak. Anlaşma yapmak.

Crispate : Bukleli. Kıvırcık. Kıvrımlı. Dalgalı.

Crinkle : Büzüşmek. Hışırdatmak. Hışırdamak. Kıvırmak. Kırışık. Karıştırmak. Katlamak.

Contorting : Çarpıtmak. Burma. Eğme. Kıvırmak. Eğmek. Bükmek. Burmak. Saptırmak.

Crinkliest : Dengesiz. Kırışık. Eşitsiz. Engebeli. Kıvrımlı. Eğri büğrü. Yoksun. Dalgalı.

Cockled : Bir tür midye. Küçük kayık. Küçük sandal. Dalgalandırmak. Tarak kabuğu. Delice.

Puckered synonyms : ruckle, crinkling, shirring, plication, wrinkle, arsehole, carry on, knit, corrugating, scrunch, corrugate, crease, carry on with, crimp, creased, linier, bunch, fold, lined, crisp, shirrs, crinkles, puckers, embossing, shirr, pucker, scrunch up, furrowy, furrowed, liney, cockle, strangulated, bat the eyes.