Rearms türkçesi Rearms nedir

  • Yeniden silahlandırmak.
  • Modernize etmek.
  • Yeniden silahlanmak.

Rearms ile ilgili cümleler

English: There are few legal constraints on the sale of firearms in the U.S.
Turkish: ABD'de ateşli silah satışı üzerine birkaç yasal sınırlama vardır.

English: The government has been reconsidering its firearms exportation.
Turkish: Hükümet ateşli silah ihracatını yeniden ele almaktadır.

English: They carry firearms.
Turkish: Onlar ateşli silahlar taşırlar.

English: Hand over your firearms.
Turkish: Silahlarınızı teslim edin.

Rearms ingilizcede ne demek, Rearms nerede nasıl kullanılır?

Firearms : Ateşli silahlar. İçerisinden barut vasıtasıyla mermiler atılabilen silahlar (ör. tüfek, tabanca).

Forearms : Önkol. Kolun dirsekle bilek arasındaki bölümü. Dirsekle bilek arası. Önceden silahlamak. Kolun ön kısmı. Ön kol. Kolun dirsekle bilek arasındaki kısmı.

Rearm : Modernize etmek. Yeniden silahlanmak. Yeniden silahlandırmak.

Rearmament : Yeniden silahlandırma. Yeniden silahlanma. Tekrar silahlandırma. Modernizasyon (ordu).

Rearmed : Yeniden silahlanmak. Yeniden silahlandırmak. Modernize etmek.

Forearm : Kolun ön kısmı. Kolun dirsekle bilek arasındaki kısmı. Kolun dirsekle bilek arasındaki bölümü. Önceden silahlamak. Dirsekle bilek arası. Önkol. Ön kol.

 

Forearming : Kolun dirsekle bilek arasındaki bölümü. Dirsekle bilek arası. Ön kol. Önceden silahlamak. Kolun ön kısmı. Erken hazırlanma eylemi. Kolun dirsekle bilek arasındaki kısmı. Önkol.

Rearmost : En geri. En arkadaki. En gerideki. En sonraki.

Forearmed : Beklenenden önce hazırlanmış. Zamanından önce silahlanmış.

Forewarned is forearmed : Tedbiri elden bırakma anlamında bir atasözü. Erken uyarılan erken önlem alır.

İngilizce Rearms Türkçe anlamı, Rearms eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Rearms ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bawling : Haykırma. Haykırış. Bağırma. Bağırtı.

Nineties : Doksanlı yıllar. Doksanlar.

Sniveling : Acınacak halde olan. Sümüklü. Ağlayıp sızlanma. Ağlayıp sızlanan. Çabuk ağlayan. Ağlamaklı.

Seventies : Yetmişler. 1970'lerin on yıllık dönemi. 1970'ten 1979'a kadar olan yıllar.

Streamlines : Akış çizgisi. Uygun hale getirmek. Kolaylaştırmak. Akım çizgisi. Akım hattı. Aerodinamik. Aerodinamik biçim vermek. Düzene koymak. Aerodinamik şekilde yapmak.

Old age : Sosyal güvenceler anlamında güvencelinin belirli bir yaşa gelmesi ya da geçmiş sayılması ve belirli bir süre güvenceliliğinin süregelmiş olması, belirli bir süre kesenek ödemiş olması durumu. İhtiyarlık. Kocalık. Yaşlılık. Yaşlılık dönemi.

Snivel : Ağlayıp sızlanma. Sümük. Sızlanmak. Ağlayıp sızlamak. Burnunu çekerek ağlamak. Yakınmak. Ağlamak. Burnu akmak. Burun çekme. Burnunu çekmek.

Revamping : Yamamak. Revizyondan geçirmek. Düzeltmeler yapmak. Yenileştirmek. Ayakkabının yüzünü değiştirmek. Yenilemek.

 

Modernise : Asrileştirmek. Çağa ayak uydurmak. Çağdaşlaştırmak. Yenileştirmek. Çağ atlamak. Çağcıllaştırmak. Modernleştirmek. Yenilemek. Modernleşmek.

Modernising : Çağdaşlaştırmak. Asrileştirmek. Çağcıllaştırmak. Modernleştirmek. Çağa ayak uydurmak. Modernleşmek. Yenileştirmek. Yenilemek. Çağ atlamak.

Rearms synonyms : geezerhood, mid seventies, mid nineties, body process, mid sixties, bodily process, bodily function, mid eighties, wailing, time of life, activity, eld, sobbing, modernizes, revamped, rearm, weeping, streamline, sixties, eighties, sob, senility, modernized, second childhood, modernize, rearming, age, crying, revamps, dotage, rearmed, modernizing, revamp.

Rearms zıt anlamlı kelimeler, Rearms kelime anlamı

Head : Kafa. Çekicin demir, pirinç ya da pirinçten daha sert bir özdekten yapılmış, madensel dolgulu yuvar biçiminde baş bölümü. Atletizm, bilgisayar, biyoloji, jimnastik, madencilik, sinema, televizyon, jeoloji alanlarında kullanılır. Baş. Bir üçayağın alıcı ile birleştiği yerde bulunan ve alıcının olduğu yerde çeşitli yönlere dönebilmesini sağlayan çeşitli yapıdaki araçlar. Elektrik ya da akustik dalgaları saptayan ya da okuyan, özellikle ses aygıtlarında, mıknatıslı görüntü aygıtlarında ses ve görüntüyü saptama ve okuma işini gerçekleştiren değiştirgeç. Başkan. Basınç yüksekliği. Gövde. Başlık.

Front : Maske. Davranış. Karşı olmak. Cüret. Önyüz. İle karşı karşıya olmak. Örtübaşı. Önderlik etmek. Önemli mevki. Cephe.