Firearms türkçesi Firearms nedir

  • İçerisinden barut vasıtasıyla mermiler atılabilen silahlar (ör. tüfek, tabanca).
  • Ateşli silahlar.

Firearms ile ilgili cümleler

English: The government has been reconsidering its firearms exportation.
Turkish: Hükümet ateşli silah ihracatını yeniden ele almaktadır.

English: They carry firearms.
Turkish: Onlar ateşli silahlar taşırlar.

English: There are few legal constraints on the sale of firearms in the U.S.
Turkish: ABD'de ateşli silah satışı üzerine birkaç yasal sınırlama vardır.

English: Hand over your firearms.
Turkish: Silahlarınızı teslim edin.

Firearms ingilizcede ne demek, Firearms nerede nasıl kullanılır?

Automatic firearm : Sağlanan mühimmatı otomatik olarak yükleyen ve atan silah. Otomatik silah. Otomatik ateşli silah.

Firearm : Patlama kuvveti ile ateşlenen silah. Ateşli silah.

Fire a broadside : Borda ateşi etmek.

Fire a house : Evi yakmak.

Fire a salute : Top atışıyla selamlamak.

Fire and movement : Ateş ve hareket. İlerleyen bir birimin ona ateş desteği sağlayan diğer birim tarafından korunması şeklindeki askeri prensip.

Fire ant : Ateş karıncası. Güney amerika ve abd'nin güneyinde bulunan ve ağrılı yanıcı bir ısırığa sebep olan ne bulursa yiyen karınca.

Fire a shot : Bir el silah atmak.

Fire arm : İçerisinden barut vasıtasıyla bir mermi atılabilen silah (ör. tüfek, tabanca). Ateşli silah.

 

Fire alarm : Yangın uyarısı. Yangın zili. Yangın alarmı.

İngilizce Firearms Türkçe anlamı, Firearms eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Firearms ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Autoloader : Özyükleyici. Otomatik yükleyici. Oto-yükleyici.

Lock : Kanal havuzuna sokmak. Birbirine geçirmek. Takılmak. Başka amaçla kullanılmakta olduğu için ya da günlenmemiş olduğu için bilginin erişimini ya da kullanımını engelleyen her türlü donanım ya da yazılım tekniği. Kilit. Kilitlenmek. Kilitleme. Lüle. Yapağı buklesi. Hareketli arna seddi.

Ulna : Dirsek kemiği. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kol kemiği ile el bileği kemikleri arasında bulunan, ön kolun iki kemiğinden biri. ulna. Kol kemiği. Ön kolun arkasında ve dış yan tarafında yer alan uzun kemik, ulna.

Pistol : Piştov. Kurusıkı bir patlama sesi ile birlikte parıltı vermesinden ötürü, yarışı başlatma işinde kullanılan özel tabanca. Nişancı. Atıcı. Çıkış tabancası. Tabanca. Revolver. Püskürtme aygıtı.

Radius : Klavye çapı. Biyoloji, fizik, gitar alanlarında kullanılır. İspit. Radyan. Döner kemik. Telli çalgılarda, değeri arttıkça klavyenin o derece düz ve değeri azaldıkça klavyenin o derece bombeli olduğuna işaret eden klavye yüzeyinin eğim çapı. Döner kemik. böcek kanadının en önemli damarı. 3.kuş teleklerinde tüy ekseninden ayrılan ramus adlı dallar üzerindeki ikinci dallar. Etki alanı. Yarıçap. Tekerlek ispiti.

Firing pin : Ateşleme iğnesi. Ateşleme mandalı. Ateşleme pimi. Horoz (tüfek vb.).

 

Piece : Parçalarını eklemek. Tane. Yamamak. Pare. Kalıp. Birleştirmek. Kısa yazı. Eklemek. Parça koymak. Parça.

Rifle : İçindeki şeyleri altüst ederek bir yeri talan etmek. Yağma etmek. Kolorado eyaletinde şehir. Soyup soğana çevirmek. Yivli tüfek. Yiv açmak. Tüfek. Soymak.

Gun : Top. Tüfek. Ateşli silah. Avlamak. (arabayı) gazlamak. Motoru birdenbire tam gazla çalıştırmak. Vurmak. Silah. Ateş etmek. Birdenbire tam gaz çalıştırmak.

Scattergun : Saçma dolusu mühimmatın kullanıldığı silahlar. Kısa namlulu av tüfeği.

Firearms synonyms : vena ulnaris, elbow bone, small arm, radial vein, musculus anconeus, self loader, repeating firearm, vena radialis, side arm, .22, riot gun, vena cephalica accessoria, accessory cephalic vein, ulnar vein, vena basilica, anconeous muscle, basilic vein, shotgun, repeater, arm, shooting iron, limb, handgun, smoothbore, muzzle loader, sights, twenty two.

Firearms zıt anlamlı kelimeler, Firearms kelime anlamı

Disarm : Zararsız hale getirmek. Silahsız bırakmak. Silahsızlandırmak. Silahı bırakmak. Zararsız duruma getirmek. Silahını almak. Silahsızlanmak. Şüphesini gidermek. Yumuşatmak. Yatıştırmak.