Ridership türkçesi Ridership nedir

  • Yolcu sayısı (toplu taşıma aracında).

Ridership ingilizcede ne demek, Ridership nerede nasıl kullanılır?

Riderships : Yolcu sayısı (toplu taşıma aracında).

Riders : Bisikletçi. Bisikletli. Oynak parça. Binici. Destek. İlave. Atlı. Ek parça.

Deriders : Alaycı kişi. Alaycı kimse.

Joyriders : Araba gezintisi yapan kimse. Araba ile yapılan ehlikeyif gezintisi yapan kimse. Keyif yolculuğuna çıkan kimse (arabayla veya uçakla). Araba ya da uçağı zevk amacıyla kullanan.

Nightriders : Geceleri baskın yapan çeteye mensup kişi. At üstünde gezerek afrika kökenli amerikalıları korkutan ve dehşete düşüren güney abd'de gizli çete üyesi (iç savaştan sonra).

Despatch rider : Haberci. Ulak. Postacı.

Circus rider : Sirkte binicilik becerileri gösteren sanatçıya verilen ad. Sirk binicisi.

Dispatch rider : Posta. Haberci. Ulak.

Free rider : Beleşçi. Bir iktisadi karar biriminin tek başına veya başkalarıyla ortaklaşa olarak maliyetini üstlendiği bir etkinlikten herhangi bir yüke katlanmaksızın yarar sağlayan diğer iktisadi karar birimi. Asalak. Bedavacı. Otlakçı.

Free rider problem : Beleşçilerin olduğu bir etkinlikte, bu etkinliğin maliyetine katlananların bekledikleri yararı sağlayamaması. Genel ekonomik durumun zarar görmeyeceğine dair yanlış varsayım ile her bireyin kendi mali durumunu iyileştirdiği durum. Beleşçilik sorunu. Bedava binici sorunu. Bedavacı sorunu.

 

İngilizce Ridership Türkçe anlamı, Ridership eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Ridership ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Billet : Vazife. Kışla. Konaklama yeri. Konak yeri. Not. Pusula. Ödev. Konaklatmak. Kütük. Çelik çubuk.

Office : Bilgisayar, hukuk, iktisat alanlarında kullanılır. İş. Makam. Atölye. Ajans. Çalışma yeri (ofis). Memuriyet. Vazife. Devlet dairesi. Sorumluluk.

Spot : Değerlendirmek. Bir parlak yüzeyde (ay tekeri, güneş tekeri) görülen kara benek. Alacalamak. Benek yapmak. Bilgisayar, uzay, sinema, televizyon, ekonomi alanlarında kullanılır. Yerine koymak. Televizyonda çok kısa süreli sözlü ve görüntülü tanıtı. Lekelenmek. Işıldak. Leke.

Situation : Kişiler arasındaki ilişkide önemli bir durumu getiren ve seyirciyi etkileyen görünüm. tema, uygun bir durum üzerine oturtularak işlenir. Vazife. Konum. Durum. Görev. Yer. Halet. Ekmek kapısı. Oyunda seyirciyi etkileyen görünüş. vaziyet.

Berth : Rıhtıma bağlamak. Görev. Demir yeri. Palamarla bağlamak. Yatacak yer bulmak. Limana girmek. Açıklık. Yatak. Yatak yer vermek. Gemici ranzası.

Post : Vazifelendirmek. Sonraki. Bildirmek. Sonra. Posta. Direk. Afişe etmek. Sonrası. İlan yapıştırmak. Bilgi vermek.

Position : Durum. Konum. Yerleştirmek. Konumlanmak. Vaziyet. Memuriyet. Durmak (bir yerde). Koymak. İş. Bilgisayar, bilişim, fizik, kimya, jimnastik, voleybol, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Place : Koymak. Sıra. Hane. Makam. Yerleşim yeri. Kim olduğunu çıkarmak. Mekan. Mahal. Vermek (para).

 

Audience : Dinleyici. Bir film gösterimine izleyici olarak katılan kimseler, izleyici topluluğu; genel olarak izleyici. tv. televizyon yayınlarını toplu olarak izleyen kimseler. Duruşma. Huzura kabul. İzlerçevre. Aynı yerde, bir oyunu başkalarıyla birlikte seyreden kişi. İzleyici. Okuyucu veya dinleyici kitlesi. Okuyucu kitlesi. İzleyiciler.