Ripples türkçesi Ripples nedir

  • Sahne üzerinde dalgalar kıpırdıyormuş görüntüsünü sağlama.
  • Dalgalama.
  • Jeoloji alanında kullanılır.
  • Bir kayacın katman yüzeyinde, su akıntıları ya da yel etkisiyle oluşmuş oldukça düzenli küçük kıvrımcıklar.
  • Dalgacıklar.

Ripples ingilizcede ne demek, Ripples nerede nasıl kullanılır?

Cripples : Sakatlamak. Zayıflatmak. Felce uğratmak. Kötürüm bırakmak.

Ripple effect : Sahne üzerinde dalga varmış duygusunu veren durumu yaratma. Dalgalanma etkisi. Dalgalama.

Ripple voltage : Dalgacıklanma gerilimi. Dalgalı voltaj. Kıpırtı gerilimi. Vızıltılı voltaj. Bir dalgalı akım doğrultmacının ya da bu tür bir üretecin verdiği düz gerilimim dalgalı birleşeni. Kırışıklık gerilimi.

A ripple of conversation : Dalga gibi yükselip alçalan konuşma sesi.

Noise ripple : Seslendirmede filmdeki taneciklerden ileri gelen gürültü. sinema/tv. okumada, yükselteçten ileri gelen gürültü. elektrik devresindeki yinelenimin seslendirme araçlarındaki gürültüsü. tv. televizyonda, elektriksel imin görüntüde çizgi olarak beliren etkisi. Uğultu. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Ripple : Kırışıklık dalgası. Kırışmak. Şapırtı. Şarıltı. Çağlayarak akmak. Şırıltı. Keten ayıklama aleti. Dalgalanma. Hafifçe dalgalandırmak. Dalgalanmak.

 

Gripple : Gripple kablo ucu. Gerginleştirici.

Crippler : Sakatlayan kimse. Başka birini sakatlayan veya yapamaz hale getiren kimse.

Crippled : Sakatlanmış. Kötürüm. Eli ayağı tutmayan. Topal. Sakatlanan. Sakat. Arızalı.

Ripplemarks : Dalgacıklar. Bir kayacın katman yüzeyinde, su akıntıları ya da yel etkisiyle oluşmuş oldukça düzenli küçük kıvrımcıklar.

İngilizce Ripples Türkçe anlamı, Ripples eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Ripples ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Rippling : Dalgacık. Dalgalanmak. Çağlayarak akmak. Dalgalandırmak. Kırışmak. Hafifçe dalgalanmak.

Aggregats : Başlangıçta birbirinden ayrı minerallerin, herhangi bir nedenle bir araya gelerek birlikte büyüyüşler gösteren bir topluluk durumuna gelmeleri. Topluluk.

Adjacent rock : İçine magma ya da madde sokulmuş yan yana bulunan kayaç. Yantaş.

Absolute chronology : Salt çağbilimi. Mutlak kronoloji. Yerbilim oluşlarının yıllarla bekletilmesi.

Someone : Önemli kimse. Birisi. Biri. Bir kimse. Şahsiyet. Kimse.

Soul : Timsal. Kök. Temel direk. Tin. Şahıs. Kimse. Can. Dinlerin ve birtakım ikici felsefe öğretilerinin bedenden ayrı ve ölümsüz bir yaşamı olduğunu ileri sürdükleri varlık. İçtenlik. Canlılık.

Abysal environment : Derin ova. 2000 m.nin altındaki derin deniz dibi ortamı.

Riffle : Yiv. Oluk. Kumluk. Mü birikintisi. Orkoz. Oluk açmak. Sayfaları acele ile çevirmek. Izgara. Altın ayırma ızgarası. Kum engel.

Crookback : Kambur.

Mortal : Ölümcül. Aşırı. Ölüm. Öldürücü, ölümlü, ölümle ilgili olan. Mortal. Çok büyük. İnsanlık. İnsan. Amansız.

 

Ripples synonyms : moving ridge, ripple effect, individual, person, alcalic fumarole, ripplemarks, algonkian, advance of aglacier, absolute age, after shock, wave, alkali rocks, wavelet, abrasive power, humpback, acrozone, adventive cone, somebody, hunchback, abyss, agricultural geology, acid fumarole.

Ripples zıt anlamlı kelimeler, Ripples kelime anlamı

Unfold : Ortaya çıkarmak. Açılmak. (katlanmış bir şeyi) açmak. Gelişmek. Gözler önüne serilmek. (katlanmış bir seyi) açmak. Açmak. Açmak (katlanmış bir şeyi). Sermek. Göz önüne serilmek.

Strengthen : Yaşam bulmak. Kuvvet vermek. Desteklemek. Sağlamlaştırmak. Pekitmek. Berkitmek. Takviye etmek. Kuvvetlendirmek. Güçlendirmek. Kuvvetlenmek.