Rope in türkçesi Rope in nedir

  • Yardıma ikna etmek.
  • Kordon altında almak.
  • İple çevirmek.
  • Güvenlik çemberi oluşturmak.
  • İkna etmek.
  • Güvenlik çemberi kurmak.
  • Çevresini kuşatmak.
  • Kandırmak.
  • Kementle yakalamak.
  • Kafeslemek.

Rope in ile ilgili cümleler

English: Don't mention rope in the home of a hanged man.
Turkish: Asılmış bir adamın evinde ipten söz etmeyin.

English: I got back from Europe in September.
Turkish: Eylülde Avrupa'dan döndüm.

English: We're coming back to Europe in June!
Turkish: Haziranda Avrupa'ya geri geliyoruz.

English: He returned home from Europe in 1941, when the war broke out.
Turkish: O, 1941'de, savaş patlak verdiğinde Avrupa'dan evine döndü.

Rope in ingilizcede ne demek, Rope in nerede nasıl kullanılır?

Rope : Sicim. Halatla bağlamak. İple bağlamak. İpe çekme (idam). Dizi. Urgan. Hareket özgürlüğü. Hareket serbestliği. Kementle tutmak.

In : Çok moda olan. Dahili. İçeriye. Olarak. İç. İçeri. Halinde. İçeri doğru yönelen. İktidardaki. Tutulan.

Rope brake : İpli fren. Kordonlu fren. Kordonlu eğleç. Kablolu eğleç. Kablolu fren.

Rope breakage : Halat kopması.

Rope breaking : Halat kopması.

Rope climbing : Halata tırmanma (tırtıl). Bir noktadan asılı halatta, yardımlı ya da yardımsız , kollarla vücudu çekerek yukarı doğru yer değiştirme.

 

İngilizce Rope in Türkçe anlamı, Rope in eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Rope in ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Befooled : Aldatmak. İşletmek. Aptal yerine koymak.

Bring home : Anlamasını sağlamak. Görmesini sağlamak. Razı etmek. Aklını başına getirmek.

Caged : Kafese koymak. Hapsetmek. Buz hokeyinde sayı yapmak.

Lassos : Urgan. Kement. Kementle tutmak. Kementle tutma.

Argued : Karşı gelmek. Münakaşa etmek. Görüşmek. İtiraz etmek. Tartışmak. Göstergesi olmak. Belli etmek. İddia etmek.

Baited : Cezbetmek. Olta yemi. Taciz etmek. Cezp edilmiş. Baştan çıkarılmış. Canı sıkılmış. Rahatsızlık verilmiş. Eziyet etmek. Tuzak. Kandırılmış.

Bamboozling : İşletmek. Şaşırtmak. Üçkağıda getirmek. Yamuk yapmak. Aldatmak. Kazıklamak.

Caging : Hapsetmek. Kafese koymak. Buz hokeyinde sayı yapmak.

Deceives : Yitirmek. Aldatmak. Kaybetmek. Çarpmak. Keklemek. Dolandırmak. Kalleşlik etmek. Yalan söylemek.

Bring : Ayıltmak. Vermek (ceza). Kazandırmak. Neden olmak. Doğurmak. Sebebiyet vermek. Getirmek. Belirtmek.

Rope in synonyms : bring oneself to, coop, rope off, roping, deceive, befools, roped, argues, befool, cooped, noosed, noosing, deceived, coop up, lasso, bilk, assure, coop in, assures, bring home to, argue somebody into something, lassoing, encage, lassoed, bamboozle, cages, befooling, coops, rope, beguile, cordon off, beguiles, arguing.