Run on türkçesi Run on nedir
- Koşmaya devam etmek.
- Devamlı konuşmak.
- İlerlemek.
- Sürmek.
- Devam etmek.
- İlişkin olmak.
- Durmadan konuşmak.
- Konuşmak.
- Aynı satırdan başlamak.
- Çalıştırma zamanı.
Run on ile ilgili cümleler
English: Streetcars run on electricity.
Turkish: Tramvaylar elektrikle çalışırlar.
English: He run on for half an hour.
Turkish: Yarım saat koşmaya devam etti.
English: The trains run on time in Japan.
Turkish: Japonya'da trenler zamanında işler.
English: You can run on ahead and I'll catch you up later.
Turkish: Siz önden koşabilirsiniz, ben daha sonra size yetişirim.
English: Today, I want to run on the beach.
Turkish: Bugün plajda koşmak istiyorum.
Run on ingilizcede ne demek, Run on nerede nasıl kullanılır?
Run : Götürmek. Sızmak. Taşımak. Uzanmak. Çalıştırmak. Yayınlamak. Yürürlükte olmak. Yarışmak. Geçiş. Dönem.
On : İle. Açık. Üstünde. Yönünde. Üzerinde. Çakırkeyif. E doğru. Yanmak. Devrede.
Run on a shoe string : Az parayla işletmek.
Run on the rocks : Kayalara oturmak (gemi). Kayaya oturmak.
Run once : Bir kez çalıştır.
Run a boundary : Sınırı geçmek.
Run a blockade : Bir engel ve maniadan kurtulmak ve sıyrılmak. Bir ablukadan kaçınmak. Bir kuşatmadan kaçmak. Ablukayı yarmak.
İngilizce Run on Türkçe anlamı, Run on eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Run on ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Get a long : Ayrılmak. Başarmak. Gitmek. Becermek.
Applies : Uygun olmak. İlgisi olmak. İlgili olmak. Gitmek (birine). Başvurmak. Kullanmak. Uygulamak. Yapıştırmak (bant). Müracaat etmek.
Banished : Kovmak. Kovulmuş. Defetmek. Sürgüne gönderilmiş. Aklından çıkarmak. Sürgün yemiş. Sürgün etmek. Kafasından atmak.
Talk nineteen to the dozen : Hızlı ve sürekli konuşmak. Çan çan etmek. Makine gibi konuşmak.
Bespoken : Rica etmek. Ismarlamak. Bir şeye delalet etmek. Göstergesi olmak. Hitap etmek. Ayırtmak. Tutmak. Sipariş vermek. İstemek.
Attended : Dinlemek. Bakmak. Beraberinde getirmek. Hazır bulunmak. Kulak vermek. Eşlik etmek. Dikkatini vermek. Katılmak. Hizmet etmek.
Attends : Dikkatini vermek. Beraberinde getirmek. Hizmet etmek. Bakmak. Hazır bulunmak. Dinlemek. Kulak vermek. Eşlik etmek. Katılmak.
Budded : Aşı yapmak. Gonca vermek. Aşılamak. Tomurcuk. Filizlenmek. Konca vermek. Gelişmeye başlamak. Aşı. Tomurcuklanmak.
Chin : Birmanya'da'burma'da. Çene hizası. Çin. Myanmar'da yaşayan etnik bir grup. Çene. Çenenin altına sıkıştırmak. Çene hizasına getirmek. Gevezelik.
Flourishes : Sallamak. Savrulmak. Savurmak. Sergilemek. Büyümek. Güzelleşmek. Süslü konuşmak. Sağlıklı olmak. Süslemek. Zenginleşmek.
Run on synonyms : talk away, draw, flourished, flourish, carrying forward, continueing, continues, bedaubing, be in progress, chining, bespeaking, carrying over, commune, carry over, cover ground, carry on with, chinning, bespeaks, advance, yammers, come out with, bedaubs, banishes, abrupt, gained, commune with, bedaubed, burgeon, chins, yammered, drawler, abideth, be on speaking terms.

Bu kısımda Run on kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Run on ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Run on anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Run on ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.