Runs türkçesi Runs nedir

Runs ile ilgili cümleler

English: A rail is a piece of metal or wood which is long and thin. For example, a train runs on rails, which is why we call it a railway train.
Turkish: Ray, metal ya da tahtadan yapılmış ince ve uzun bir şeydir. Örneğin, trenler ray üzerinde gider, bu yüzden ona demir yolu treni diyoruz.

English: A cheetah runs as fast as any animal.
Turkish: Bir çita herhangi bir hayvan kadar hızlı koşar.

English: A river runs down through the valley.
Turkish: Vadi boyunca bir nehir akmaktadır.

English: A fence runs around the house.
Turkish: Evin etrafını bir çit kuşatır.

English: A horse runs quickly.
Turkish: Bir at hızlı koşar.

Runs ingilizcede ne demek, Runs nerede nasıl kullanılır?

The rumor runs that : İnsanlar diyor ki. Orada ... diye bir söylenti var. Ortada ... dedikodusu var.

Have the runs : İshal olmak. Cırcır olmak. Motoru bozmak. Amel olmak.

The rumour runs : Söylentiye göre.

The runs : İshal. Tekrarlar. Amel. (argo) ishal.

Runsql : Sqlçalıştır.

Millruns : Öğütülmüş cevher. Öğütülerek mineral içeriği ölçülen cevher miktarı.

Outruns : -den kaçmak. Önden koşmak. Sınırı aşmak. -den daha hızlı koşmak. -den daha hızlı koşarak kurtulmak. Geçmek. Daha hızlı koşmak. Çıkış. Aşmak.

 

Brunswig : Bir soyadı.

Brunswick declaration : Brunswick bildirisi.

Bergen brunswig : İlaç kozmetik ve kişisel sağlık bakımı ürünleri imalatçısı ve dağıtımcısı. California merkezli abd'li bir ortaklık.

İngilizce Runs Türkçe anlamı, Runs eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Runs ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Break away : Kopmak. Kurtulmak. Sıvışmak. Kirişi kırmak. Fırlamak. Kaçıp kurtulmak. Kaçmak. Ayrılmak.

Action : Hareket biçimi. Aksiyon. Eylem. Eylem: bir iş, hareket yapmak, bir davranışta bulunmak. davranış: bir değişiklik getirebilecek etki uyandırabilecek düşünce ya da hareket. bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi; bu hareketten ortaya çıkan gelişim. baş olgu: oyunun temasını geliştiren başlıca olay, öykü, gelişim. sıra olaylar: bir oyunun metninde yer alan arka arkaya sıralanmış durumlar ve olaylar. iç aksiyon: oyunun havasını kuran gelişim. dış aksiyon: oyunun olaylarında var olan hareket ve durumların gelişimi. konuşma aksiyonu: oyunun konuşmalarında var olan devingenlik. oyunu ileriye götüren anlatımdaki itici güç. Oyuncunun sahne üzerindeki hareketler dizisi. oyunun temasını hareketlendiren gelişim. bir hareketin aksiyon olabilmesi için itici bir nedenden çıkması gerekir. olay dizisi. oyunun öyküsü. dış aksiyon : göze yönelen hareketler bütünü. iç aksiyon : düşünce ve duyguya yönelen davranışlar ve ilişkiler bütünü. eylem. Bir film kuşağında sese karşı görüntü bölümünü belirtmekte kullanılan genel terim. tv. televizyon yayınında sese karşı görüntüyü belirtmekte kullanılan genel terim. Bir amaç çevresinde örüntülü işlevsel ve karmaşık bir edimler dizgesi. Çarpışma. Yapılan şey. Olayların gelişimi.

 

Lead : Bir oyundaki en önemli ve en ön plandaki oyun kişisi. Bir oyunda birinci derecedeki rol. Kurşun. Öncülük yapmak. Yol göstermek. Elektrik akımını, dipten ışıklı aygıta ya da elektriksel uçlara ileten tel. Baş rol. Sürmek. Yıldız oyuncu. Fazla tüketildiğinde zehirli etki yapan ağır bir metal.

Extend : Yaymak. Avcı hattına yayılmak. Büyütmek. Sunmak. Büyümek. Devam ettirmek. Sağlamak. Daha uzun ya da büyük bir hale getirmek. Genişlemek. Tevsi etmek.

Run away : Paniklemek. Fıymak. Gazlamak. Kolay kazanmak. Fark atmak. Sıvışmak. Kaçılmak. Firar etmek. Bucak bucak kaçmak. Kaçmak.

Escape : Kaçıp kurtulmak. Firar etmek. Paçayı sıyırmak (argo terim). Aklından çıkmak. Vazgeçmek. Sıvışmak. Hatırından çıkmak. Sızmak. Kaçak yapmak. Paçayı sıyırmak.

Scat : Hayvan dışkısı. Tabanları yağlamak. Caz müziğinde anlamsız hecelerle şarkı söylemek. Anlamsız hecelerle şarkı söylemek (caz). Anlamsız hecelerle caz söyleme tekniği. Uzamak. Hemen uzaklaşmak. Kaçmak. Yaylanmak.

Radiate : Işınlar saçmak. Işın yaymak. Neşe saçmak. Yayılmak (sıcaklık). Yayın yapmak. Işık saçmak. Işımak. Işık vermek. Saçılmak (ışık).

Delhi belly : Şiddetli karın ağrısı. (argo terim) ishal. Delhi göbekli. Midenin kötü biçimde bozulması.

Catharsis : Boşalma. Katarsiz. Katarsis. Katarsia. Katarsis (güzel sanatlar). Arınma. Ötürük. Duygusal boşalma.

Runs synonyms : hightail it, go forth, head for the hills, go deep, come, leave, shits, diarrheas, deeding, fly, bunk, go far, the runs, go, pass, be, trots, take flight, skedaddle, looseness, diarrhoea, range, diearrhea, diarrhea, actions, skitters, take to the woods, ray, scarper, turn tail, flee, performance, deed.

Runs zıt anlamlı kelimeler, Runs kelime anlamı

Arrive : Dayanmak. Dönmek. Varmak. Gelip çatmak. Yetişmek. Ayak basmak. Başarmak. Gelip dayanmak. Başarı kazanmak. Bir ereğe ulaşmak.