Run away türkçesi Run away nedir

  • Firar etmek.
  • Kaçmak.
  • Fark atmak.
  • Paniklemek.
  • Gazlamak.
  • Fıymak.
  • Kolay kazanmak.
  • Bucak bucak kaçmak.
  • Kaçılmak.
  • Sıvışmak.
  • Kaçıp gitmek.
  • Toz olmak.
  • Gemi azıya almak.

Run away ile ilgili cümleler

English: Don't run away from me now.
Turkish: Şimdi benden kaçma.

English: Ali couldn't run away from me.
Turkish: Ali benden kaçamadı.

English: Don't run away from consequences, don't fear them; face them.
Turkish: Sonuçlardan kaçma, onlardan korkma; hepsiyle yüzleş.

English: Don't let your imagination run away with you.
Turkish: Hayalinin seninle kaçmasına izin verme.

English: Ali asked Mary to run away with him.
Turkish: Ali Mary'nin kendisiyle kaçmasını istedi.

Run away ingilizcede ne demek, Run away nerede nasıl kullanılır?

Run : Tabanları yağlamak. Koşu. Otlatmak. Yürürlükte olmak. Yarışmak. Çalışmak. Geçmek. Erimek. Geçiş. Çalıştırmak.

Away : Uzak. Devamlı. Bir yana. Uzakta. Buradan. Yola çıkmış. Deplasmanda. Durmadan. Deplasman maçı. Deplasmanda oynanan.

Run away with : Çalmak. Tüymek. Kolayca kazanmak. En çok başarı kazanan biri olmak (bir konuda). Aşırmak. Yenmek. Alıp götürmek. Kaçmak. Kaçmak (aşığı ile). Sıvışmak.

Run a blockade : Bir ablukadan kaçınmak. Bir kuşatmadan kaçmak. Bir engel ve maniadan kurtulmak ve sıyrılmak. Ablukayı yarmak.

 

Run a boundary : Sınırı geçmek.

Run a business : Bir işi yönetmek. İşi çekip çevirmek. İşi yönetmek. Çekip çevirmek.

Run a macro : Bir makro çalıştır.

İngilizce Run away Türkçe anlamı, Run away eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Run away ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Slammed : Veryansın etmek. Çarpmak. Fırça atmak. Acımasızca eleştirmek. Yenmek. Sövülmüş. Acımasızca sövülmüş olan. Çarparak koymak. Çarpılmış.

Get loose : Sallanmak. Serbest kalmak. Gevşemek. Çözülmek. Açılmak. Yerinden oynamak. Kaçıp kaybolmak.

Slam : Fırça atmak. Yerden yere vurmak. Yenmek. Ağır bir şekilde eleştirmek. Çarparak kapatmak (kapıyı veya kapağı). Büyük fark atmak. Vurmak. Çarparak koymak. Çarpmak. Veryansın etmek.

Flees : Tüymek. Terketmek. Kaçınmak. Aceleyle çıkmak. Akıp gitmek.

Outscore : Büyük fark atmak. Daha çok puan kazanmak. Daha yüksek bir sayıda puan alarak kazanmak.

Travel : Tüymek. Yolculuk etmek. Gitmek. Yol almak. Gezmek. Topuklamak. Seyahat etmek. Yolculuk yapmak.

Walk over : Kolayca yenmek. Kötü davranmak. Rakibi olmadığından kazanmak. Kolayca galip olmak. Köprü. Yarıştığı koşucunun yarışı bırakması ya da yarış dışı edilmesi sonucu yarışı kolayca kazanma. Kolayca kazanmak. Katlanmak. Eziyet etmek.

Step on the juice : Gaz vermek. Hız vermek. Hızlandırmak. Süratini arttırmak.

Bust out of : Kirişi kırmak. Topuklamak.

Run away synonyms : shift away, turn tail, blew, flew, absconding, border on, beat a retreat, take a powder, slams, outdo, kick over the traces, bunk, vamoosed, escape, bolts, gun, clear out, deserting, step on the gas, boogie, decamped, clear off, fleeing, outscoring, decamps, abscond, absquatulate, bunks, step on it, avoid, romping, skin out, romp.