Sada nedir, Sada ne demek

Sada; İsim, Yerleşim Merkezi alanlarında kullanılan bir terimdir. Dil bilgisi yönünden Türkçe'de isim olarak kullanılır.

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Sade.

Seda, nağme, bk. seda.

Sade.

Sada isminin anlamı, Sada ne demek:

[Bakınız: Seda]. Sada ismi; Arapça kökenli olup bir Erkek ismidir.

Gezilecek Görülecek bir yer olarak anlamı:

Kastamonu kenti, Azdavay ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Kastamonu kenti, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Sada ile ilgili Cümleler

  • “Hiç böyle okkalı enayilik ettiğin yoktu. Ne oldu sana? Gene verilmiş sadakan varmış.”
  • Sana karşı dürüst olmak gerekirse, Mustafa sadakatsiz bir kocadır.
  • Sadako daha fazlasını söylemek istiyordu, ama dili varmadı.
  • “Eserin aslına fevkalade sadakat gösterilmiş olması da ayrıca kayda şayandır.”
  • Sadako zayıflarken, ölüm hakkında daha çok düşündü.
  • Sadako daha fazlasını demek istiyordu ama dudakları artık kımıldamak istemedi.
  • Sadakatınızı takdir ediyoruz.
  • Sadaka istemiyorum.
  • Onun sadakatsizliğini asla affetmedi ve her fırsatta bunu onun başına kaktı.
  • Sadaka önemli bir sevaptır.
  • Sadakatsiz değildim.
  • Bu tür sadakat alamazsın.
  • Sadakat bir erdemdir.
  • Evlilik ömür boyu sadakattir.
  • Onun sadakatsizliği konusunda beni uyarıyor.
  • “Ama kendi hesabına sadakatsizlik göstermemişti.”
 

Sada ile ilgili Atasözü veya Deyim

sadakat göstermek : bağlı kalmak.

sadakatsizlik göstermek : sadakatsiz olduğunu ortaya koymak, açıklamak.

verilmiş sadakası olmak : büyük bir tehlike veya kaza atlatıldığında söylenen bir söz.

Sada anlamı, tanımı

Sada demek : Sadâ vermek, ses çıkarmak

Sada yag : Sadeyağ.

Sadağ : Ok koymaya yarayan meşin torba, koruncak.

Sadağa : Başkalarının sırtından geçinen, asalak yaşayan kimse. Sadaka// sadağa taşi: sadaka isteyenlerin bekleme yerini temsil eden sembolik bir yer.

Sadağı : Bursa şehrinde, Orhaneli ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Sadah : Okluk; ok kuburu.

Sadakalar : Kahramanmaraş ili, Pazarcık belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Sadala : Derli toplu olmayan, dağınık kadın.

Sadalamak : Sözü ağzında gevelemek, şaşırıp sözü uzatmak, istediğini tam anlatamamak. Sayıklamak, uykuda konuşmak. Bir sözü sık sık yinelemek. Yazıyı güçlükle okumak, kekelemek. Görmeyi çok istediği kimsenin birdenbire adını anmak. Kötü söz ya da haber karşısında birdenbire dengesi bozulmak, sendelemek. İvmemek, ağırdan almak. Duyduğu sözü orada burada söylemek, yaymak. Bir sözü yinelemek. Sayıklamak. Kararsızlık göstermek. Oyalamak, ağırdan almak. Şaşırmak: Beni görünce sadaladı.

Sadalanmak : Aklından geçirdiği bir düşünceyi kendi kendine mırıldanmak. Sayıklamak.

Sadalavık : Uyumsuz, ters.

Sadana : Ahmak, bunak, sersem, akılsız. İhtiyar. Öfkeli kimse. İnatçı kimse. Çok uzun boylu, vücut ölçüleri uyumsuz kimse. Bunak, ahmak, akılsız. Akılsız.

Sadar : Dayak olarak kullanılan direk, sırık. Fazla sap taşımak amacıyla arabaların dört köşesine dikilen ucu çatallı sopaların her biri. (Yeşilova, Gücünkaya Aksaray Niğde).

 

Sadar süpürge : Yaban otundan yapılan süpürge.

Sadaş : Sağdıç.

Fıtır sadakası : Fitre.

Kulak sadakası : Duyulan ve öğrenilen bilgilerin bir bölümünün başkalarına aktarılması.

Sadak : İçine ok konulan torba veya kutu biçiminde kılıf.

Sadaka : Dilenciye verilen para. Yardım amacıyla karşılıksız verilen şey.

Sadaka taşı : Genellikle cami vb. yerlerde ihtiyaç sahiplerinin alabilmeleri için para vb.nin bırakıldığı özel yer.

Sadakat : İçten bağlılık. Sağlam, güçlü dostluk.

Sadakatli : Dostluğu ve bağlılığı içten olan, sadık.

Sadakatlilik : Sadakatli olma durumu, sadıklık.

Sadakatsiz : Sadık olmayan.

Sadakatsizlik : Sadakatsiz olma durumu.

Sadaklı : Sadağı olan.

Sadakor : Düz dokunmuş, açık saman renginde bir tür ipek kumaş. Bu kumaştan yapılan.

Sadaret : Sadrazamlık.

Diğer dillerde Saçma mutasyon anlamı nedir?

İngilizce'de Saçma mutasyon ne demek ? : nonsense mutation