Saddlebow türkçesi Saddlebow nedir

  • Eyerin kemerli veya kavisli uç kısmı.
  • Eyer topuzu.
  • Eyerin önünden yukarı doğru uzanan tutamak.
  • Eyerkaşı.

Saddlebow ingilizcede ne demek, Saddlebow nerede nasıl kullanılır?

Saddlebows : Eyerin önünden yukarı doğru uzanan tutamak. Eyerin kemerli veya kavisli uç kısmı. Eyerkaşı. Eyer topuzu.

Saddleback : Çatı kalkan duvarı. Eşeksırtı. Sırtı semer şeklindeki balık. Sırtı çukur olan herhangi bir şey. Ortası çökük tepe. Çukur bel. Sırtında semere benzer çizgileri olan hayvan.

Saddlebacked : Beli çökük. Çatı kalkan duvarlı. Ortası çökük.

Saddlebag : Eyer çantası. Hurç. Heybe.

Saddlebags : Eyer çantaları. Heybe. Bir atın eyerinin arka kısmına yerleştirilen büyük çantalar. Hurç. Eyer çantası.

Saddle a person with a task : Bir kimsenin sırtına bir görev yüklemek. Herkese bir görev vermek. Bir görevi bir kimseye devretmek. Bir kimseye bir görev vermek.

Saddle horse : Binek atı.

Saddle block : Eyer küpü. Floyd rose tipli köprülerde, teli eyerine sıkıştırmak amacıyla eyerde bulunan yuvasına yerleştirilen küp biçimindeki metal parça. Eğerli anestezi.

Saddle bag : Hurç.

Saddle blanket : Eyer altlığı. Eyer örtüsü. Eyer battaniyesi.

İngilizce Saddlebow Türkçe anlamı, Saddlebow eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Saddlebow ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Handle : Yumuşacık olmak. Kulp. Kıvırmak. Üstesinden gelmek. Ele gelmek. (meseleyi) ele almak. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Sıkıştırma milini çeviren kol. Sap. Eğitmek.

Horn : Bolluk simgesi. Duyarga. Anten. Kalkmış penis. Boynuzdan yapılmış eşya. (böcekte) duyarga. Uyaraç. Haliç kolu. İçindeki bir zarın titremesiyle ses çıkaran, çevreyi uyarma aygıtı.

Handgrip : Eli kavrama. Göğüs göğüse çatışma. Kulp. El sıkma. Tutacak. Elcik. Kabza. Sap.

Saddle : Sele. Telli çalgılarda telin gövdeyle temasını sağlamak amacıyla köprü üzerine yerleştirilen ve çalgının türüne bağlı olarak her tel için ayrı ayrı veya tüm teller için tek parça olabilen bileşen. Kaltak (eyer). Eyerlemek. Sırtına yüklemek. Eyer vurmak. Eyer. Semer vurmak. Semer.

Grip : İdrak etmek. Kavrama. Sıkıştırmak. Yapışmak. Sıkmak. Anlamak. Tokacın sapını el ile kavrayış biçimi. Çekmek. Tutmak. Kavramak.

Pommel : Kılıç sapının topuzu. Topuz. Kılıç kabzasındaki top. Top. Yumruklamak. Kılıç başı. Eyer kaşı. Dövmek.

Hold : Devam etmek. Almak. Dayanmak. Geçerli olmak. Geminin içi, yük konulacak yeri. Gemi ambarı. (uçak veya kap) (yolcu veya su vb) taşımak. Sadık kalmak. Çekmek. Bilgisayar, sinema, televizyon, ekonomi alanlarında kullanılır.

Saddlebow synonyms : saddle horn, saddlebows.

Saddlebow ingilizce tanımı, definition of Saddlebow

Saddlebow kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The bow or arch in the front part of a saddle, or the pieces which form the front.