Hold türkçesi Hold nedir

  • Devam etmek.
  • Durmak.
  • Çekmek.
  • Almak.
  • Düzenlemek.
  • Zaptetmek.
  • Kaldırmak.
  • Karara bağlamak.
  • (ağırlık) taşımak.
  • Bilgisayar, sinema, televizyon, ekonomi alanlarında kullanılır.
  • Günlük çekimler arasından asıl filmde kullanılmak üzere ayrılmış başarılı çekim.
  • El koymak.
  • Alıkoymak.
  • Gemi ambarı.
  • Tutmak.
  • Geminin içi, yük konulacak yeri.
  • (elinde) (bir şey) tutmak.
  • Geçerli olmak.
  • (uçak veya kap) (yolcu veya su vb) taşımak.
  • Sahip olmak.
  • Muhafaza etmek.
  • Kavramak.
  • Gözaltına almak.
  • Sadık kalmak.
  • Tıkamak.
  • Dayanmak.
  • Tutuklu olarak tutmak.
  • İyi çekim.
  • Barındırmak.

Hold ile ilgili cümleler

English: "May I speak to Mr Smith?" "Will you hold the line?"
Turkish: "Bay Smith ile konuşabilir miyim?" "Hatta kalır mısınız?"

English: Ali asked Mary if he could hold her hand.
Turkish: Ali Mary'ye elini tutup tutamayacağını sordu.

English: A magnet can pick up and hold many nails at a time.
Turkish: Bir mıknatıs bir seferde çok sayıda çiviyi toplayabilir ve tutabilir.

English: Ali allowed Mary to hold his hand.
Turkish: Ali Mary'nin elini tutmasına izin verdi.

English: Ali asked me if he could hold my hand.
Turkish: Ali bana elimi tutup tutamayacağını sordu.

Hold ingilizcede ne demek, Hold nerede nasıl kullanılır?

Hold a child back a year : Çocuğa okulda aynı sınıfı tekrarlatmak.

 

Hold a crowd back : Kalabalığı zaptetmek.

Hold a postmortem : Başarısız bir durumu ameliyat masasına yatırmak.

Hold a secret : Sır saklamak.

Hold against : Ön yargıyla davranmasına neden olmak. Yüklemek (suçu). Aleyhinde kullanmak. Yüzüne vurmak.

Hold by : Aynı fikirde olmak. Desteklemek. İnanmak. Tutmak. Katılmak. Taraftarı olmak.

Hold back : Söylememek. Zaptetmek. Geri tutma. Tutmak. Saklamak. Çekinmek. Durdurmak. Tedbirli olmak. Zapt etmek. Kendini tutmak.

Hold control : Düşey lineerlik ayarı. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Düşey lmeerlik ayarı. Almaçtaki resmi oluşturan yatay çizgiler arasındaki uzaklıkların eşit olmasını sağlama. Düşey doğrusallık ayarı.

Hold forth : İleri sürmek. Önermek. Söylev vermek. Uzun uzadıya konuşmak. Nutuk atmak. Nutuk çekmek. Nutuk söylemek. Öne sürmek. Sunmak. Yüksekten atmak.

Hold at bay : Kendinden uzak tutmak. Yanaştırmamak. Yaklaştırmamak. Arada mesafe bırakmak. Uzak tutmak. İstenmeyen birini uzaklaştırmak.

İngilizce Hold Türkçe anlamı, Hold eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Hold ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Hath : “to have” (üçüncü şahıs tekil) fiilinin eski kullanımı. Have kelimesinin eski hali.

Come to a halt : Duruvermek. Durma noktasına gelmek.

Abducting : Uzaklaştırma (anatomi terimi). Kız kaçırmak. Kaçırmak (birini). Dağa kaldırmak. Kaçırmak. Zorla kaçırmak. Çekme. Tebit etmek. Birini zorla kaçırmak.

Clod : Tıkanmak. Budala (argo terim). Ahmak. Çamur parçası. Sersem. Toprak parçası. Budala. Toprak. Toprak veya çamur parçası.

 

Deter : Mani. Cesaret kırmak. Gözünü korkutup vazgeçirmek. Caydırmak. Vazgeçmek. Yıldırmak. Vazgeçirmek. Engellemek.

Abidden : Beklemek. Katlanmak. Uymak. İkamet etmek. Sadık kalmak (vaade veya karara). Baki kalmak.

Harbored : Beslemek. Korumak. Sığınmak. Gütmek. Barındırmak (gemi vb). Barınmak. Liman. Limanda demirlemek. Demir atmak.

Intern : Asistan. Hapsetmek (bir gemiyi bir limanda). Stajyer. Kapatmak. Kalebent etmek. Gözaltı. Staj yapmak. Gözaltına alınan kimse.

Appropriate : Sahipsiz birşeyi almak. Özelleştirmek. Kendine mal etmek. Tasarruf etmek. Tensip etmek. Kendine ayırmak. Ayırmak. Tahsis etmek. Münasip.

Go for : İçin geçerli olmak. Peşinden koşmak. Çıkmak. Elde etmeye çalışmak. Gezmeye çıkmak. Hoşlanmak. Saldırmak. Sevmek. Takdir etmek.

Hold synonyms : hold tight, housekeep, hold close, array, conserve, carry forward, absorbs, contain, discontinued, carry over, curb, had, preserving, resolve, drawler, abducts, be tolerant of, axe, base upon, appreciates, block, arranges, obtains, constrain, amount to, cleaved, bunged, adhibit, forfend, abut, detains, apprehending, be valid.

Hold zıt anlamlı kelimeler, Hold kelime anlamı

Discontinue : Ara vermek. Sona ermek. Vazgeçmek. Bırakmak. Durmak. Arkası kesilmek. Bitmek. Kullanımdan kalkmak. Devam etmemek. Kesmek.

Hold antonyms : let go of.

Hold ingilizce tanımı, definition of Hold

Hold kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To retain. To sustain. To prevent from falling or escaping. Grasp. Often used with the verbs take and lay. Gripe. Possession. Clasp. In general, to keep one`s self in a given position or condition. To keep in the grasp. The act of holding, as in or with the hands or arms. To restrain. To remain fixed. Hence:. Seizure. The manner of holding, whether firm or loose. To cause to remain in a given situation, position, or relation, within certain limits, or the like. The whole interior portion of a vessel below the lower deck, in which the cargo is stowed.