Appropriate türkçesi Appropriate nedir

  • Sahipsiz birşeyi almak.
  • Münasip.
  • Çalmak.
  • Kendine maletmek.
  • İç etmek.
  • Tahsis etmek.
  • Kendine mal etmek.
  • Ayırmak.
  • Üstüne oturmak.
  • Mülk edinmek.
  • Tensip etmek.
  • Tasarruf etmek.
  • El koymak.
  • Özelleştirmek.
  • Kendine ayırmak.
  • Uygun.

Appropriate ile ilgili cümleler

English: Ali thought Mary's dress wasn't appropriate for the occasion.
Turkish: Ali Mary'nin elbisesinin etkinlik için uygun olmadığını düşündü.

English: Ali didn't think what Mary was wearing was appropriate for the occasion.
Turkish: Ali Mary'nin giydiğinin ortam için uygun olduğunu düşünmüyordu.

English: Her coat wasn't appropriate for the occasion.
Turkish: Onun ceketi ortam için uygun değildi.

English: Can you recommend an appropriate dictionary?
Turkish: Uygun bir sözlük tavsiye edebilir misin?

English: Ali thought what Mary was wearing wasn't appropriate for a formal party.
Turkish: Ali Mary'nin giydiğinin resmî bir parti için uygun olmadığını düşünüyordu.

Appropriate ingilizcede ne demek, Appropriate nerede nasıl kullanılır?

Appropriate answer : Uygun yanıt. Duruma uygun olan cevap. Uygun cevap.

Appropriate body : Yetkili kılgan.

Appropriate cause : Aynı suç için temdit edilmiş davaya izin vermeme (hukuk terimi). Uygun sebep.

Appropriate funds : Kaynak ayırmak. Fon tahsis etmek. Ödenek ayırmak.

 

Appropriate technology : Ülkenin faktör donatımına veya ekonominin içinde bulunduğu çevrime bağlı olarak daha yüksek veya daha düşük oranda emek/sermaye kullanımına olanak veren teknoloji. Uygun teknoloji. Kişi veya topluma memnuniyetle tahsis edilen teknoloji.

Appropriate time : Punt. Uygun zaman.

Inappropriate : Biçimsiz. Uygun olmayan. Uymaz. Uygunsuz. İsabetsiz. Yersiz. Caiz değil. Yakışıksız. Münasebetsiz.

Disappropriate : Mülkten mahrum etmek. Mülkiyetten ıskat etmek. Bir mülkü kamulaştırmak. Mülkünü istimlak etmek. Mülkten yoksun bırakmak. Malını zapt etmek.

Appropriated : Üstüne oturmak. Muhassas. Tahsis edilmiş. Tahsis olunmuş. Kendine maletmek. El koymak. Ayrılmış. Ayırmak. Tayin olunmuş. Özelleştirmek.

Appropriately : Gereğine uygun. Uygun olarak. Uygun bir şekilde.

İngilizce Appropriate Türkçe anlamı, Appropriate eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Appropriate ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Specialise : Uzmanlaşma ile uğraşmak (biyoloji terimi). Kendini belirli bir mesleğe veya araştırma alanına adamak. Bir şeyi özgülleştirmek. Değiştirmek (söz). İhtisas yapmak. Sınırlamak. Belirli bir ortama adapte olmak. İhtisaslaşmak. Uzmanlaşmak.

Attach : Bağlanmak. Yapıştırmak. Yüklenmek. Haczetmek. Yamamak. İlişkin kılmak. Takmak. Ekleme yapmak. Bağlamak.

Apropos : Tam zamanında. Zamanı gelmişken. İle ilgili. Sırası gelmişken. Hakkında. Yerinde. -e ait.

Assigns : Atamak. Devredilen. Göreve seçmek. Bağlamak. Belirlemek. Devretmek. Saptamak. Feragat edilen. Vermek.

Convenient : Elverişli. Müsait. Yakın. İşe yarar. Pratik. Ulaşması kolay. Kullanışlı. Rahat.

 

Apposite : Yerinde.

Allocated : Tahsis edilmiş. Paylaştırmak. Bölüştürmek. Ayrıldı. Ayrılmış.

Cabbages : Lahana. Başlahana. Kelem. Lahana beyaz. Aşırmak. Yürütmek. Beyaz lahana.

Proper : İyice. Görgü kurallarına çok bağlı. Gerçek. Özel. Zati. Doğru. Kusursuz. Adamakıllı. Has.

Abstracts : Bildiri özetleri. Aşırmak. Damıtmak (biyoloji terimi). Soyutlamak. Özetlemek. Özet çıkarmak.

Appropriate synonyms : grade appropriate, allowable, save, allot, pat, economise, allowing, get ahead, the nick, pocket, pinch, blew, embezzled, allocates, cabbaging, abstract, accounters, accroach, adopt, commandeer, acceptable, specialises, allocate to, amenable, set aside, attaches, agreeable, allows, border on, apportion, pocketed, agreeable to, apt.

Appropriate zıt anlamlı kelimeler, Appropriate kelime anlamı

Malapropos : Yersiz. Yakışıksız. Uygunsuzluk. Uygunsuz. Uygunsuzca. Yersiz biçimde. Edepsiz. Yersizlik. Münasebetsiz.

Improper : Münasebetsiz. Açık saçık. Biçimsiz. Çirkin. Yakışıksız. Ahlaksız. Yersiz. Yolsuz. Uygunsuz. Uygun olmayan.

Inappropriateness : Uymazlık. Yersizlik. Yanlış olma durumu. Aykırı olma. Yakışmama. Yaraşmama. Yakışıksızlık. Doğru olmama durumu. Saçmalık. Uyumsuzluk.

Appropriate antonyms : inappropriate.

Appropriate ingilizce tanımı, definition of Appropriate

Appropriate kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Proper. To take to one`s self in exclusion of others. To claim or use as by an exclusive right. Peculiar. Attribute. Fit. A property. Set apart for a particular use or person. Hence: Belonging peculiarly. As, let no man appropriate the use of a common benefit. Suitable.