Horn türkçesi Horn nedir
- Biyoloji alanında kullanılır.
- Uyaraç.
- İçindeki bir zarın titremesiyle ses çıkaran, çevreyi uyarma aygıtı.
- Irmak.
- Duyarga.
- Bolluk simgesi.
- Boynuz.
- Anten.
- Kalkmış penis.
- Birçok toynaklı hayvanların başlarında taşıdıkları ve özellikle saldırma, savunma silahı olarak kullandıkları sert ve içi boş uzantı. boynuz şeklindeki herhangi bir çıkıntı.
- Boynuzlamak.
- Haliç kolu.
- (böcekte) duyarga.
- Boynuzdan yapılmış eşya.
- Korna.
- Boru.
- Kap burnu.
- Toslamak.
- Klakson.
Horn ile ilgili cümleler
English: Ali honked the horn and leaned out the window.
Turkish: Ali kornayı çaldı ve pencereden dışarıya eğildi.
English: Blow the horn so that car will let us pass.
Turkish: Kornaya bas böylece araba geçmemize izin verecek.
English: Ali heard a car horn beep.
Turkish: Ali bir araba kornasının çaldığını duydu.
English: Ali honked the horn impatiently.
Turkish: Ali sabırsızlıkla kornaya bastı.
English: Ali honked the car's horn several times.
Turkish: Ali arabanın kornasını birkaç kez çaldı.
Horn ingilizcede ne demek, Horn nerede nasıl kullanılır?
Horn antenna : Koni anten. Huni anten.
Horn button : Korna kapağı. Klakson düğmesi. Düdük düğmesi. Korna butonu. Korna düğmesi. Boynuz düğme. Düdük çevirgecine komuta eden, çevrimi açıp kapatan ve sürücü tarafından kullanılan elektrik düğmesi.
Horn button relay : Korna kontak rölesi. Düdük çevirgeci. Koma kontak rölesi. Düdük düğmesiyle yönetilerek düdük çevrimini kapayan çekimli çevirgeç.
Horn corne : Keratin incisi. Boynuz incisi.
Horn fly : Sığırlarda zorunlu parazit olarak yaşayan, seyrek olarak insanlardan da kan emen küçük, kahverengi ve kanla beslenen sinek türü, haematobia irritans. Muscidae. 3,5 - 5 mm. boyunda olıup, çoğunlukla sığırların boynuz diplerinde eğleşen, sokucu, duyarga ve dokunaçları esmer sinek. Boynuz sineği. Diptera takımında bulunan, fannia, haematobia, glossina, musca, muscina ve stomoxys gibi cinsleri içeren yedi yüzden fazla türü bulunan sinek ailesi. musca domestica (ev sineği), musca autumnalis (yüz sineği), stomoxys calcitrans (ahır sineği), haematobia irritans (boynuz sineği) ve fannia spp. gibi türler medikal öneme sahiptir ve çeşitli hastalık etkenlerinin vektörlüğünü yaparlar. Karasinek.
The horn of africa : Afrika boynuzu. Somali yarımadası.
Blow the horn : Kornaya basmak.
Horn fly dermatitis : Boynuz sineği deri yangısı. Boynuz sineklerinin sığırların boynuz tabanında, sırt kısmında, omuzlarında ve karnında, atlarda karnın alt kesimlerinde oluşturduğu küçük kurumuş kan damlacıklarıyla belirgin deri yangısı. iyileştiğinde lökoderma veya melanozise sebep olur.
Horn in : Bir işe burnunu sokmak. Maydanoz olmak. Lafa karışmak. Burnunu sokmak. Salça olmak.
Bass horn : Bas sesli üflemeli çalgı.
İngilizce Horn Türkçe anlamı, Horn eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Horn ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Detector : Hissedici. Yüklü parçacıkların ya da ışılcıkların içinden geçerken oluşturdukları üşerleşim ile kendilerini ele verdikleri gm sayacı, çiftüşek gibi aygıtlardan her biri. Dedektör. Gaz kromatografisi kolonundan çıkan maddeler içinde organik maddelerin varlığını algılayan cihaz. verilen örnekte radyasyon varlığını algılayan cihaz. Akım yönlendirici. Sezici. Algıç. Detektör. Biyoloji, fizik alanlarında kullanılır.
Funnel : Akıt. Baca gibi yapmak. Baca. Huni biçimi vermek. Ağızlık. Havalandırma deliği. Baca (vapurda). Akıtmak.
Aardwolf : Bir sırtlanın özelliklerine sahip ve esas olarak böceklerle özellikle termitlerle beslenen güney ve doğu afrika yerlisi çizgili memeli. Yeleli sırtlan. Etçiller (carnivora) takımının, sırtlangiller (hyaenidae) familyasından, 80 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, bütün sırtı boyunca uzanan bir yelesi olan, kuzey afrika'da yaşayan bir tür.
Brooking : Kaldırmak. Dere. Su. Çekmek. Tahammül etmek. Dayanmak. Çay. Katlanmak.
Barge : Mavna. Salapurya. Ev gib kullanılan duba. Yüzen ev. Duba. Gemilere ve yakın kıyılara yük taşıyan güvertesiz büyük tekne. büyük, üç köşe yelkenli yük gemisi. Mavna ile taşımak. Saltanat kayığı. Kesmek.
Abiotic factor : Abiyotik faktör. Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen iklim faktörleri, toprağın özellikleri, suyun kimyasal yapısı gibi faktörler. Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen, iklim faktörleri, toprağın özellikleri ve suyun kimyasal yapısı gibi faktörler.
Ramming : Zorla tıkmak. Mahmuz ile çarpmak (gemi). Doldurmak (silah). Kum dövme. Çakmak. Sokmak. Sıkıştırma. Tokmaklama. Çarpmak.
Gore : Peş kesmek. Kan pıhtısı. Peş koymak. Fildişi ile yaralamak. Peş kumaş. Kan. Boynuz vurmak. Peş. Boynuzla yaralamak.
Bending pin : Kurşun borudan, kol alma işleminde kullanılan, demirden yapılmış aygıt.
Scape : Bitki sapı. Yapraksız çiçek sapı. Sütun. Boyun. Sütun gövdesi. Sap. Uzantı.
Horn synonyms : caprine animal, clarioning, bugles, bumped, kerato, river, bumps, brooked, a chromosome, horns, butted, feelers, antenna, antennae, bugled, bugle, feeler, klaxons, ducts, tup, cough up, abambulacral area, gored, process, water bus, flue, barging, chimney, horning, noisemaker, klaxon, cuckolding, clarions.
Horn ingilizce tanımı, definition of Horn
Horn kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To furnish with horns. A hard, projecting, and usually pointed organ, growing upon the heads of certain animals, esp. of the ruminants, as cattle, goats, and the like. The hollow horns of the Ox family consist externally of true horn, and are never shed. To give the shape of a horn to.

Bu kısımda Horn kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Horn ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Horn anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Horn ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.