Toslamak nedir, Toslamak ne demek

  • Tos vurmak
  • Para vermek.
  • Taşıt ön kısmını bir yere veya bir başka taşıta hafifçe çarpmak.
  • Takılmak.
  • Birine rastlamak, rastgelmek.
  • Önündeki cismi görmeyerek hızla ona çarpmak.

"Toslamak" ile ilgili cümleler

  • "Beyoğlu'na çıkmadan rejisör ona bir elli kâğıt tosladı." - A. İlhan
  • "Böyle bir ortamda ana caddenin yapımına hız veren belediye yetkilileri, meseleyi kapanmış addedip hiçbir engele toslamadan rahatlıkla geçirebilirdiler yolu." - E. Şafak
  • "Koç çocuğu tosladı."

Yerel Türkçe anlamı:

Kafasıyla vurmak; çarpmak

Karşısındakine yersiz ve dokunacak söz söylemek, pot kırmak.

Gizlice izlemek.

Yellenmek, gaz çıkarmak.

Gaz çıkarmak, yellenmek.

Toslamak kısaca anlamı, tanımı:

Vurmak : Silahla yaralamak, öldürmek. Hızla değmek, çarpmak. Desteklemek, dayamak. Ses çıkarmak için bir şeyi başka bir şey üzerine hızlıca çarpmak. Soğuk, dolu vb. ürünlere zarar vermek. Bir şeyi başka bir şey üzerine koymak. Herhangi bir biçimde haksız yoldan para almak, soymak. Sürmek. Çıkmak. Uygulamak, basmak, koymak. Batıcı veya kesici cisimleri saplamak, kakmak. Üzerinde görünmek, üzerine düşmek, yansımak, aksetmek. Piyango vb. çıkmak, isabet etmek. İçki içmek. Manevi olarak yaralamak. Bağlama, ilişkilendirmek. Hızla çarpmak. Dokunmak, hasta etmek. Takmak, koymak, bağlamak. Etkisi bir yere kadar uzanmak. Çarpma işlemini yapmak. Ses çıkarmak, ses vermek, çalmak. Duyulmak, hissedilmek. Kadeh tokuşturmak. Olduğundan başka biçimde görünmek. Sırtına, omzuna yerleştirmek. Elini veya elinde tuttuğu bir şeyi bir yere hızla çarpmak. Kalp, vuru durumunda olmak, çarpmak. Tavla oyununda pulu kırmak. Olumsuz yönde etkilemek. Amaçladığı şeye rast getirmek.

 

Taşıt : Otomobil, tren, gemi, uçak gibi taşıma araçlarının ortak adı, nakil aracı, nakil vasıtası, vasıta.

Hafif : Kalınlığı veya yoğunluğu az olan. Tartıda ağırlığı az gelen, yeğni, ağır karşıtı. Gücü az olan, belli belirsiz. Sıkıntısız, ferah, rahat olarak. Ağırbaşlı olmayan, ciddi olmayan, hoppa. Miktarı az, sindirimi kolay (yiyecek). Önemli olmayan. Güç veya yorucu olmayan, kolay. Çok dik olmayan (sırt, yokuş). Etkisi az olan, sert karşıtı.

Çarpmak : Kurnazlıkla ele geçirmek. Biri çarpılan, öbürü çarpan denilen iki sayı verildiğinde çarpanı çarpılandaki birim kadar çoğaltarak çarpım adı verilen bir üçüncü sayıyı elde etmek, darp etmek. Varlığına inanılan bir gücün öfkesine uğramak. Kalp, hızlı hızlı vurmak. Etkisiyle birdenbire hasta etmek. El çabukluğu ile çalmak, dolandırarak elde etmek. Hızla değmek, vurmak. Çekiciliğiyle etkilemek, şaşırtmak.

Görme : Görmek işi, rüyet.

Para : Kazanç. Kuruşun kırkta biri. Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı, nakit.

Vermek : Herhangi bir duruma yol açmak. Cinsel yönden kendisini kullandırmak. Bitki ve ağaç, ürün üretmek. Ödemek. Ondan bilmek, atfetmek. Satmak. Hepsini herhangi bir duruma sokmak. Ayırmak, harcamak. Döndürmek, çevirmek, yöneltmek. Dayamak. Bir şey üzerinde etki yapmak, biçimini değiştirmek. Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek. Bırakmak veya bağışlamak. Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak. Kazandırmak, katmak. Sahip olmasını sağlamak. Tespit etmek. Doğurmak. Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek. Yaymak. Kızı, kadını biriyle evlendirmek. Kök veya gövdeleri sonuna -ı (-i, -u, -ü) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek tezlik bildiren birleşik fiiller oluşturur.

 

Tos vurmak : Alın veya boynuzla vurmak, süsmek.

Tos : Alın veya boynuzla vuruş.

Rastlamak : Herhangi bir şeyle karşı karşıya gelmek. Bir kimse ile karşı karşıya gelmek, karşılaşmak, rast gelmek, tesadüf etmek. Atılan şey hedefi bulmak, rast gelmek.

Takılmak : Biriyle, bir toplulukla sık sık birlikte olmak, onlara katılmak. Kızdırmak, üzmek, şaşırtmak amacıyla şaka yollu konuşmak. Takma işi yapılmak. Olumsuz veya aksayan, eksik bir yanını görerek üstünde durmak. Bir yerde bir süre kalmak, oyalanmak. Birinin sürekli peşinden gitmek. Engelle karşılaşıp geçici olarak işlemez duruma gelmek. Bir yere iliştikten veya dokunduktan sonra oradan kurtulamamak. Kahvehane, meyhane vb.ne sık sık gitmek, eğlenmek.

Diğer dillerde Toslamak anlamı nedir?

İngilizce'de Toslamak ne demek? : v. butt, bang into, barge, bump, bump into, horn, ram

Fransızca'da Toslamak : heurter, cogner, buter

Almanca'da Toslamak : anfahren, streifen

Rusça'da Toslamak : v. бодать, таранить, удариться, забодать