Boynuz nedir, Boynuz ne demek

"Boynuz" ile ilgili cümleler

  • "Boynuz tarak."

Yerel Türkçe anlamı:

Keçiboynuzu.

Biyoloji'deki anlamı:

Birçok toynaklı hayvanların başlarında taşıdıkları ve özellikle saldırma, savunma silahı olarak kullandıkları sert ve içi boş uzantı.

Boynuz şeklindeki herhangi bir çıkıntı.

Kimya'daki anlamı:

Esas olarak keratinden oluşan ve çözünmeyen mineral tuzları ,özellikle kalsiyum fosfat, içeren bir madde.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Kağnı ve araba tekerleklerinin göbek kısmında bulunan ve tekerleğin aşınmamasını sağlayan demir bilezik. (Gönen, Aşağıdinek *Şarkikaraağaç; Yeşilköy *Gelendost, Yağcılar, Akçaşar, Yukarıkarşıkara *Yalvaç, Gönen -Isparta)

Değirmenlerde çarka basınçlı su getiren borunun uç kısmı. (Köprü *Şarkikaraağaç, Yeşilköy *Gelendost -Isparta)

Zooloji alanındaki anlamı:

Birçok toynaklı hayvanların başlarında taşıdıkları ve özellikle saldırıma ve savunma silâhı olarak kullandıkları bir uzantı; boynuz biçiminde herhangi bir çıkıntı.

Bilimsel terim anlamı:

 

Kurşun borudan, kol alma işleminde kullanılan, demirden yapılmış aygıt.

İngilizce'de Boynuz ne demek? Boynuz ingilizcesi nedir?:

horn, bentpin, bending pin, turning iron

Fransızca'da Boynuz ne demek?:

antenne, corne

Osmanlıca Boynuz ne demek? Boynuz Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

korn

Boynuz hakkında bilgiler

Boynuz, çeşitli hayvanların dengelerini bulmasını sağlayan ve hayatlarını önemli ölçüde kolaylaştıran ve iskeletlerine bağlı olarak derilerinin dışına çıkmış dayanıklı kemiktir.

Boynuz ile ilgili Cümleler

  • Tek boynuzlular emer.
  • Ali tek boynuzlu atın gerçek olduğuna inanıyor.
  • General boğayı boynuzlarından tuttu ordusunu felaketten kurtardı.
  • Antik Çin'in bazı sakinleri için, boynuzlar muhtemelen dünyanın en gizemli ve güzel şeyleri arasındaydı.
  • Tek boynuzlu at efsanevi bir yaratıktır.
  • İneklerin boynuzları var.
  • Sen tek boynuzlu atsın.

Boynuz tanımı, anlamı:

Hayvan : Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse). At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz.

Boynuz çekmek : Boynuz kullanarak kan çekmek, hacamat etmek.

Boynuz eğmek : İstemeyerek uymak, karşı tarafın gücünü kabul etmek.

Boynuz isterken kulaktan olmak : Daha iyisini, mükemmelini ararken mevcut olanı yitirmek.

Boynuz kulağı geçmek : Bir konuda daha sonra yetişenler yetenek bakımından eskileri geçmek.

Boynuz kulaktan sonra çıkar ama kulağı geçer : "bir konu üzerinde sonradan yetiştikleri hâlde kendilerinden önce yetişmiş olanları geçenler vardır" anlamında kullanılan bir söz.

Boynuz dikmek : Kadın başka erkekle ilişki kurarak kocasını aldatmak.

 

Deliboynuz : Erguvan.

Keçiboynuzu : Bu ağacın baklaya benzer, şekerli yemişi, harnup. Baklagillerden, kerestesi marangozlukta, kabukları tabaklıkta kullanılan bir ağaç, harnup (Ceratonia siliqua).

Koçboynuzu : Elibelinde. Üzerine ip iliştirmeye yarayan, iki kulaklı ağaç veya metal çengel.

Boynuzlamak : Hayvan boynuzu ile vurmak, süsmek. Kocasını başka bir erkekle aldatmak.

Boynuzlanma : Boynuzlanmak işi.

Boynuzlanmak : Boynuz batırılmak, boynuz yarası almak. Karısı veya bir kadın yakını tarafından aldatılmak. Boynuzu çıkmak.

Boynuzlaşma : Boynuzlaşmak işi veya durumu.

Boynuzlaşmak : Boynuz durumuna girmek.

Boynuzlatma : Boynuzlatmak işi.

Boynuzlatmak : Kadın, kocasını; koca, karısını aldatmak.

Boynuzlu : Karısının veya kadın yakınlarından birinin iffetsizliğine göz yuman (erkek). Troleybüs. Boynuzu olan (hayvan).

Boynuzlugiller : Keçi, koyun, sığır ve antilopları içine alan, içi boş olan boynuzları sürekli kalan ve dallı olmayan, omurgalıların memeliler sınıfı.

Boynuzluteke : Kın kanatlılardan, kurtçuğu meşe ağaçlarında yaşayan bir böcek (Carambyx).

Boynuzsu : Boynuzu andıran, boynuza benzeyen, boynuz gibi, boynuzumsu.

Boynuzsuz : Boynuzu olmayan.

Boynuzumsu : Boynuzsu.

Deve boynuz ararken kulaktan olmuş : "elindekiyle yetinmeyip daha çoğunu arayan, elindekinden de olur" anlamında kullanılan bir söz.

Koça boynuzu yük değil : "kişiye kendi işi ve yakınlarının sorumluluğu ağır gelmez" anlamında kullanılan bir söz.

Öküze boynuzu yük olmaz : "insan kendi yakınlarını ve kendi işlerini yük saymaz" anlamında kullanılan bir söz.

Tırnaksı : Tırnağı andıran, tırnağa benzeyen, tırnak gibi.

Madde : Duyularla algılanabilen nesne. Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım. Bir cismi oluşturan öge, öz. Para, mal vb. ile ilgili şey. Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri. Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm. Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek. Molekül.

Kıvrık : Eğrilip bükülmüş, yuvarlak bir biçim verilmiş.

Çatallı : Çatalı olan. İki veya daha çok ihtimali olan. Çatal durumunda olan. Pürüzlü (ses).

Korunma : Korunmak işi.

Organ : Bir görevi, bir işi yerine getirmekle yükümlü kuruluş. Vücudun, belirli bir görev yapan ve sınırları kesin olarak belirlenmiş bölümü, uzuv.

Kurşun : Atom numarası 82, atom ağırlığı 207,21, yoğunluğu 11,3 olan, 327,4 °C'de eriyen, yumuşak ve bükülgen, mavimtırak esmer renkte bir element (simgesi Pb). Bu elementten yapılmış. Tüfek, tabanca vb. hafif ateşli silahlarda kullanılan mermi.

Denge : Zihinsel ve duygusal uyum, istikrar. Siyasi güçlerin, yetkilerin birbirini sınırlayacak biçimde dağıtılması. Ekonomik hayatın uyumlu düzeni. Birbirini ortadan kaldıran güçlerin sonucu olan durma hâli. Bir nesnenin veya bir insanın devrilmeden durma hâli, muvazene, balans.

Bu : Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz. En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz.

Boynuz atardamarı : Geviş getirenlerde a. temporalis superficialis'ten çıkan ve boynuz köküne giderek o bölgeyi besleyen atardamar, arterya kornualis.

Boynuz çıkarma : Boynuz köreltme.

Boynuz çıkarma aygıtı : gibi tipleri bulunan buzağılarda boynuz çıkarmaya yarayan aygıtlar.

Boynuz dişligiller : (Yun. keras: boynuz; odon: diş) Balıklar (Pisces) sınıfının, akciğerli balıklar (Dipnoi) takımının, tek akciğerliler (Monopneuma) alt takımından, vücutları büyük ve yuvarlak pullarla kaplı türlere sahip bir familya.

Boynuz dişliler : Akciğerli balıklardan, vücutları büyük ve yuvarlak pullarla kaplı türlere sahip bir familya.

Boynuz incisi : Keratin incisi.

Boynuz köreltme : Süt sığırı dişi buzağıların, diğer hayvanlara ve bakıcılara zarar vermemesi için erken yaşta boynuzsuzlaştırılması, dekornaj, boynuz çıkarma. Bu işlem boynuz köreltme çözeltileri, macunları veya yakıcı çubuklar kullanılarak ya da mekanik yöntemlerle (kesme vs.) yapılabilir.

Boynuz otu : Bohça otu.

Boynuz sineği : 3,5 - 5 mm. boyunda olıup, çoğunlukla sığırların boynuz diplerinde eğleşen, sokucu, duyarga ve dokunaçları esmer sinek. Sığırlarda zorunlu parazit olarak yaşayan, seyrek olarak insanlardan da kan emen küçük, kahverengi ve kanla beslenen sinek türü, Haematobia irritans.

Boynuz sineği deri yangısı : Boynuz sineklerinin sığırların boynuz tabanında, sırt kısmında, omuzlarında ve karnında, atlarda karnın alt kesimlerinde oluşturduğu küçük kurumuş kan damlacıklarıyla belirgin deri yangısı. İyileştiğinde lökoderma veya melanozise sebep olur.

Diğer dillerde Boynuz anlamı nedir?

İngilizce'de Boynuz ne demek? : n. horn, antler, horn of animals in the deer family

pref. kerato

Fransızca'da Boynuz : corne [la]

Almanca'da Boynuz : n. Gehörn, Horn

Rusça'da Boynuz : n. рог (M)

adj. роговой