Sapı nedir, Sapı ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Sarp, insan ve yol uğramayan yer.
Sapı ile ilgili Cümleler
- İçince sapıtan insanlardan tiksiniyorum!
- Meri Tom'un beklentilerine göre hiç yaşamadı Yannis, verdiniz gazı inadına sapıttı.
- Onların sapıkça sırıtmalarını görmek istemiyorum.
- Tom'un ihtiyacı olan son şey başka bir sapık.
- "Ne oldu Tom?" Mary'ye sütyen bedenini sorduğumda, o bana sapık dedi." "Ne bekliyorsun?"
- Sonra benim kuyruğumu tava sapına çevirirler efendim diye bağırıyor, masa başındaki erkândan tekrar yardım istiyor.
- Sapık olduğumu düşünme ama onun çantasında birkaç prezervatif gördüm.
- Çıldırıp sapıtmamda, psikopat davranışlar göstermemde etkiniz hiç yok muydu?
- Üstüme fazla gelmeyin sapıtırsınız.
- Ali sapık.
- O sapına kadar askerdir; asker doğmuş, asker ölecektir.
- Bu yazarın kitapları bana uygun gelmiyor çünkü erotik tasvirler fazla sapıkça.
- Feride, senin kaşların lakırtılarına benziyor, güzel güzel, ince ince başlıyor fakat sonra yolunu sapıtıyor.
- Şüphelinin sinirli bir yaradılışı vardı, bir sigara tiryakisiydi ve sapına kadar tırnaklarını yemişti.
Sapı ile ilgili Atasözü veya Deyim
ağaca balta vurmuşlar sapı bedenimden demiş : insana en yakını bile kötülük edebilir anlamında kullanılan bir söz.
boynu armut sapına dönmek : çok zayıflamak.
herkes kaşık yapar ama sapını ortaya (veya doğru) getiremez : herkes bir iş yapar ancak istenildiği kadar güzel ve kusursuz olmaz anlamında kullanılan bir söz.
ipi sapı yok : birbirini tutmaz, yersiz, anlamsız.
kaşıkla yedirip sapıyla (gözünü) çıkartmak : yaptığı bir iyiliği hiçe indirecek kötülükte bulunmak.
kuyruğunu tava sapına çevirmek : haddini bildirmek, gereken dersi vermek.
sapına kadar : tam anlamıyla, bütünüyle.
sapır sapır dökülmek : başarısız olmak.
üzümün çöpü armudun sapı var demek : her şeyde bir eksiklik bulmak, güç beğenir olmak.
yolunu sapıtmak : doğru yoldan ayrılmak, kötü yola sapmak.
Sapı anlamı, kısaca tanımı
Abuk sapık : Saçma sapan, gelişi güzel, ileri geri, boş söz
An sapıklığı varsayımı : Kimi ruh hastalıklarının örgensel nedenlere değil, anla ilgili işlevsel nedenlere dayandığını savunan görüş.
Apıh sapıh : Saçma sapan, gelişi güzel, ileri geri, boş söz.
Apık sapık : Saçma sapan, gelişi güzel, ileri geri, boş söz. Abuk sabuk, saçma.
Apır sapır : Saçma sapan, gelişi güzel, ileri geri, boş söz.
Cirit sapı : Ön bölümü maden başa bağlı, en geniş yeri ip sargılı, tahta ya da madenden yapılmış cirit gövdesi.
Çekiç sapı : Çekiç tokmağını tutağa bağlayan tel.
Çocuğa yönelik sapıklık : Daha çok ileri yaştaki yetişkinler arasında çocuklara karşı duyulan cinsel ilgi.
Günlük sapınç : Yer'in dönme deviviminden ileri gelen ışık sapması ya da yıldızların yer değiştirmesi; eşlekteki bir gözlemci için bu sapma Ö", 32 dir.
Hayvan sapıncı : Hayvanlara karşı cinsel ilgi duyma.
Işıksal sapınç : Bir noktadan gelen ışınları tanı olarak bir noktada toplayamayan mercek ya da ayna gibi ışıksal araçların kusuru.
İpi sapık : Başıboş dolaşan, serseri.
Keten sapı yan ürünü : Keten sapından uzunca liflerin mekanik yolla alınmasından sonra kalan, öğütülmüş, % 2 den az ham protein ve % 70 den fazla ham selüloz içermeyen bir yan ürün.
Kıpır sapır etmek : Kımıldanıp durmak.
Kıpıt sapıt : Amaçsız, faydasız (davranışlar için): Neye kıpıt sapıt yapıtursun, işine başlasana.
Kırtıl sapı : Saman.
Kirez sapı : Ne kalın, ne ince, orta kıyılmış tütün.
Kopuk sapık : Saçma sapan, abuk sabuk.
Kök sapı : Bazı hidrozoon kolonilerinin kök şeklindeki yatay bölgesi.
Kuyruğu tava sapına dönmek : Uslanmak.
Kuyruk sapı : Balıklarda anüs yüzgecinin sonuyla kuyruk yüzgeci kaidesi arasında kalan vücut bölgesi, kaudal pedunkül.
Küresel sapınç : Mercek ve aynaların çeşitli bölgelerinin farklı odak uzaklığına sahip olması.
Mısır sapı hastalığı : Diplodia maydis adı verilen mantarla enfekte mısır saplarıyla beslenen hayvanlarda görülen ve sinirsel bulgularla belirgin hastalık.
Namlu sapı : Kılıçoyunu savutlarında, namluların tutak içinde kalan bölümü.
Ölçünlü sapım : İstatistikte, bir öbek sayısal verinin ya da bir öbek ölçümün ortalama değerleri yöresinde dağılım ölçüsü. Tek tek ölçülerin ortalama değerden çıkarımları üstikileri ortalamasının kökikisi (karekökü) olarak tanımlanır.
Renk sapıncı : Bir merceğin odak noktasının gelen ışığın rengine bağlı olması, bu yüzden sonsuzdaki beyaz birnokta ışık kaynağının görüntüsünün seçik olmaması renkli halkalar biçiminde görülmesi.
Renkser sapınç : Değişik dalga boylarındaki ışığın mercekte değişik noktalarda odaklanmasından ileri gelen görüntü renklenmesi. Merceklerin, aynı dalga uzunluğundaki renklere, değişik kırılma göstergesi taşımasından ileri gelen ve görüntünün kenarlarında renkli lekeler biçiminde kendini gösteren mercek kusuru. (Bu kusur, renksemez mercekle düzeltilir).
Sapık asalak : Konakçının alışılagelen bölgesi yerine bir başka örgeninde yaşayan asalak. (Doğal yaşama yeri olan ince bağırsakta bulunması gerekirken, karaciğere yerleşen bir bağırsak solucanı, sapık asalaktır.).
Sapık supuk : Saçma sapan : Sapık supuk gonuşuyor.
Sapık şehir özentisi : Şehir ağzına uymak gayretiyle yapılan yanlış.
Sapıkara : Tava.
Sapılamak : Ses çıkarmak.
Sapılca : Tava. Tava. (Boğaz, İncesu Susuz Kars).
Sapılce : Tava : Sapılcéyi geti, Aşa anıh verejem.
Sapılça : Tava.
Sapın : [Bakınız: sarpın]. Un ve tahıl ambarı. Ekmek ve benzerleri konulmaya yarayan dört gözlü sandık.
Sapınlaşmak : Sersemlemek.
Sapıntılı : Her hangi bir çeşitlenmede, temel diye sayılan şekilden uzaklaşmış (kelime): Bana, sana gibi, ki "bene", "sene" olması gerekirdi.
Sapır buçuk : Deli dolu, şuursuz.
Sapırdamak : Kendi kendine konuşmak.
Sapırdanmak : Kendi kendine konuşmak.
Sapırtlah : Kene.
Sapırtma : Sine indirilen ölünün üstüne konulan aynı boyda kısa ve düzgün ağaçlar.
Sapırtmaç : Sine indirilen ölünün üstüne konulan aynı boyda kısa ve düzgün ağaçlar.
Sapırtmak : Şaşırmak : Beni görünce ne yapacağını sapırttı.
Sapısalık : Aptal. 1.Beceriksiz. [Bakınız: sanpul].
Sapısarı : Bir çeşit üzüm.
Sapısilik : Kişiliksiz, kendinibilmez. Aklına geleni düşünmeden yapan.
Sapışmak : Davranmak, yapmaya kalkışmak. Sapmak, dönmek.
Sapıştırmak : Kaçamak.
Sapıtma ağacı : Sine indirilen ölünün üstüne konulan aynı boyda kısa ve düzgün ağaçlar. [Bakınız: sapırtma].
Sapıtma tahtası : Sin üstüne konulan kapak.
Sapıtma taşı : Sine yatırılan ölünün üstüne kapatılan kapak taşı.
Sapıtma yapmak : Gidiş yönünü değiştirmek.
Sapıtmaağacı : Mezarda, toprağın ölünün üzerine akmamasını sağlayan ağaç. (Yakaköy Gelendost Isparta).
Sapıttırma : Sapıttırmak işi.
Sapıttırmak : Sapıtma işini yaptırmak.
Sapıuzun : Bir çeşit armut.
Sapıverme : Sapıvermek işi.
Sapıvermek : Ansızın veya çabucak sapmak.
Sayı sapıklığı : Nesneleri saymaya karşı hastalıklı bir tutku duyma ya da gereği ve önemi olmadan sayı bağlantılarıyle aşırı biçimde ilgilenme durumu.
Sele sapı : Selenin altındaki boru.
Yaprak sapı : [Bakınız: petiyol].
Yıllık sapınç : Yer'in Güneş çevresinsindeki dolanma deviminden ileri gelen ışık sapması ya da yıldızların yer değiştirmesi.
Yular sapı : Hayvanın başına geçirilen yular başlığının halkasına bağlanan ip.
Yuvarsal sapınç : Mercek kıyılarından gelen ışığın, ana eksene yakın gelen ışıktan daha yakında odaklanmasından kaynaklanan mercek kusuru. Bir konudan gelen ışınların, aynı odak noktasında kesişmemelerinden dolayı görüntünün kenarlarında seçikliğin bozulması biçiminde ortaya çıkan mercek kusuru.
Cinsel sapık : Cinsellik açısından aykırı eğilimleri olan kimse.
Cinsel sapıklık : Cinsel sapık olma durumu.
Çiçek sapı : Bütün çiçeklerin, üzerinde toplandığı veya bitiştiği sap.
Sapı silik : Kişiliksiz, sözünü dinletemeyen kimse.
Sapık : Tavır ve davranışları normal olmayan veya geleneklerden, törelerden ayrılan, anormal (kimse), gayritabii, anormal. Delice davranışları olan, meczup.
Sapıkça : Sapık bir biçimde.
Sapıklaşma : Sapıklaşmak işi.
Sapıklaşmak : Sapık duruma gelmek.
Sapıklık : Sapık olma durumu. Sapıkça davranış.
Sapılma : Sapılmak işi.
Sapılmak : Sapma işi yapılmak.
Sapınç : Özel bir görevin normal sonucuna ulaşmasına engel olan sapıklık, aberasyon. Bir mercek, ayna veya optik dizgenin odaklama özelliklerindeki yanlış, aberasyon. Işık hızının sonlu olmasından dolayı bir gök cisminin görünen konumu ile gerçek konumu arasındaki fark, aberasyon.
Sapır sapır : Güçlü ve sürekli bir biçimde.
Sapış : Sapma işi.
Sapıtış : Sapıtma işi.
Sapıtma : Sapıtmak işi.
Sapıtmak : Ruhsal bir düzensizlik içine düşmek. Saçmalamaya başlamak. Aklını bozmak. Şaşırmak.
Telefon sapığı : Telefonla sürekli tacizde bulunan kimse.
Diğer dillerde Sapeli maun anlamı nedir?
Osmanlıca Sapeli maun : sapeli maunu

Bu kısımda Sapı nedir? Sapı ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Sapı tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Sapı hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.