Saw the point türkçesi Saw the point nedir

  • Niyeti kavramış.
  • Ana fikri anlamış.
  • Meseleyi anlamış.

Saw the point ingilizcede ne demek, Saw the point nerede nasıl kullanılır?

Saw : Bıçkı. Bıçkı ile kesmek. Biçmek. Testere ile kesmek. Testere boyuna kesmek. Atasözü. Hızar. Özdeyiş. Testere. Doğramak.

The : Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belgili tanımlık. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır.

Point : Noktalamak. Tevcih etmek. Sivrilmek. Puan. Doğrultmak. Sayı. Bitirmek. Tenis, bilgisayar, masa tenisi alanlarında kullanılır. Nokta. Doğrultmak (silah).

Saw the air : Havayı yarmak.

Saw the light of day : Dünyaya gelmiş. Doğmuş. Gün ışığını görmüş.

The point is : Esas mesele -. Meselenin esası -. Esas konu -.

At the point of death : Ölüm halinde. Ölmek üzere iken. Ölüm anında.

Be beside the point : Konuyla ilgisi olmayan bir şey olmak. Konu ile ilgisi olmamak. Konu dışı olmak. -in konuşulan şeyle hiç ilgisi olmamak. Söz konusu olmamak. Konuyla alakasız olmak.

Be at the point of death : Ölmek üzere olmak.

At the point of the bayonet : Zor kullanarak. Süngü zoruyla. Zorla.