Sela nedir, Sela ne demek

Sela; İktisat alanında kullanılan bir terimdir.

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Saman taşımaya yarayan telden yapılmış sepet.

İktisat terim anlamı:

[Bakınız: Latin Amerika Ekonomik Sistemi].

Sela ile ilgili Cümleler

  • Selam Tom, ne haber?
  • “Ama birader, rahat mı edeceğiz bu bahçede, gelene geçene selam mı duracağız?”
  • “İkisinde de yürek Selânik.”
  • “Kapıdan içeri giren adam, topuklarını birbirine vurarak askerce bir selam veriyor.”
  • Ali selamlamayı unuttu.
  • Selam dünyalı!
  • “Pazara indiği zaman kendine verilen selamı bile almıyordu.”
  • Lütfen karına selam söyle.
  • Gemiye selam!
  • SelamTom, nasıl gidiyor?
  • Selam, ne var ne yok?
  • Selam Tom, ne var ne yok?
  • O güzel bir gülümsemeyle beni selamladı.
  • Parker onu bir gülümseme ile selamladı.
  • Selam, ahbap!
  • Selamlar, yabancı.
  • Cornwall'dan selamlar!

Sela ile ilgili Atasözü veya Deyim

bir selam bin hatır yapar : “selam bir ilgi ve sevgi belirtisidir, gönül kazanmakta büyük önemi vardır” anlamında kullanılan bir söz.

(birinde) yürek selanik olmak : çok korkmak ve çok heyecanlanmak.

garibe bir selam bin altın değer : “yabancı yerde tek başına kalan kimseye karşı gösterilecek küçük bir ilgi, en büyük iyilik yerine geçer” anlamında kullanılan bir söz.

harem selamlık olmak : bir yerde kadın erkek ayrı oturmak.

selam etmek : Selâm vermek.

selam olsun : “esenlik dileklerim ulaşsın” anlamında kullanılan bir iyi dilek sözü.

 

selam para, kelam para : “her davranış para harcamaya bağlıdır” anlamında kullanılan bir söz “parayı her zaman ön planda tutma” anlamında kullanılan bir söz.

selam söylemek : selamını birine götürmesini söylemek birinin gönderdiği selamı başkasına iletmek.

selam verdik, borçlu çıktık : “küçük bir ilgi gösterdik, üzerimize büyük bir iş yüklendik” anlamında kullanılan bir söz.

selam vermek : selamlamak başını sağ ve sol omuzlarına çevirerek namazı bitirmek.

selam (veya selama) durmak : bir büyüğe, bir üste veya saygı duyulan bir şeye ayakta selam vermek.

selam (veya selamı) almak : birinin selamlamasına karşılık vermek selam gönderilmiş olmak.

selamete çıkmak : esenliğe kavuşmak, kurtulmak.

selamünaleyküm kör kadı : aşırı tok sözlü kişiler için uyarma yollu söylenen bir söz.

sen sağ, ben selamet : iyi veya kötü bir sonuçla biten bir iş karşısında artık yapacak bir şey kalmadığını anlatan bir söz.

Sela anlamı, tanımı

Guru selam : Sadece bir selam

Haremlik selamlık : [Bakınız: harem selamlık].

Selachii : [Bakınız: köpek balıkları]. [Bakınız: köpek-balıkları].

Selaf : Sel yolu.

Selah : [Bakınız: Salâh].

Selahattin : Konya şehri, Aladağ nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Dinine bağlı kimse.

Selahattinköy : Kastamonu kenti, Devrekâni belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Selahi : Barış, rahatlık. Sonu iyi ve hayırlı çıkma. Esenleme.

Selahiye : Sakarya ili, Kazımpaşa bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Sakarya ili, Kocaali belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Selalmaz : Kastamonu kenti, Daday belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Şanlıurfa şehrinde, Harran belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

 

Selam ağası : Padişah bir yere gittiği zaman yanında bulunan ve karşılamaya gelenleri onun adına selâmlayan görevli. Sadrazam ve vezirlerin yanında karşılama işlerini düzenleyen görevli.

Selam çakmak : Selam vermek.

Selam çavuşu : Törenlerde padişah, sadrazam ve büyükleri ata binip inerken selâmlamak ve alkış tutmak görevini yapan divan çavuşlarından biri. Vezirlerin içgedikli diye adlandırılan 24 ağasının ikincisi.

Selamak : Sallamak : Şu dalı sela da bir toplayalım.

Selametle : Esenlikle.

Selametleme : Selametlemek işi.

Selametli : Ankara ili, Gölbaşı ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Kocaeli kenti, Akçaova nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Selamettin : Dinin kurtuluşu.

Selamı değmek : Selamı gelmek.

Selamıneleyküm : Arapça kökenli selâmün-aleyküm: selamünaleyküm.

Selami : Muska peynir böreği. (Kavalca, Poyra Bilecik; Oklubalı Eskişehir). İyilik, barış ve rahatlıkla ilgili.

Selamlanma : Selamlanmak işi.

Selamlar : Düzce ilinde, Gümüşova ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.

Selamlaşabilme : Selamlaşabilmek işi.

Selamlaşabilmek : Selamlaşma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Selamlayabilme : Selamlayabilmek işi.

Selamlayabilmek : Selamlama imkânı veya olasılığı bulunmak.

Selamlayış : Selamlama işi.

Selamlı : İçel kenti, Mut belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Kırıkkale şehri, Balışeyh ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Malatya şehrinde, Arapgir ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Selamlık : Saray, köşk veya konaklarda erkeklere ayrılan bölüm, harem karşıtı. Osmanlı padişahları cuma namazını kılmak için camiye giderken yapılan tören. Tüm kirişlerin altına konan evin ön duvarındaki uzun, ince kiriş : Selamlık çok ince. (Mimarlık) Eski konaklarda erkeklerin oturduğu ve erkek konukların alındığı bölüm. a. bk. harem. Eski saray ve konaklarda erkeklere ayrılan bölüm. [Bakınız: cuma alayı].

Selamname : Özellikle Bektaşi yazınında, tarikat ulularını saygı ile öven bir koşuk türü.

Selamsız : Selam olmadan, selam verilmeden.

Selamsız sabahsız : Selam vermeden.

Selamullah : Tanrı’nın selamı.

Selamunaleykum : Selamün aleyküm.

Selan : Çevre, bağrıldığında sesin ulaşabildiği yerler.

Selane : Selanik'e.

Selanik : Atkı, hırka vb.nde kullanılan bir tür örgü biçimi. Bir elörgüsü türü. (Yalvaç Isparta; Yenikent Aksaray Niğde).

Selarabası : Kızak ile kağnı karışımı sap, ot ve saman taşıma aracı. (Posof Kars).

Selav : Dağ üstündeki çukurlar.

Selay : İki yanı yüksek, ortası düzlük yer : Bi yıl bizim sélaydan 5 araba ot çıhdı. Coşkulu, hareketli güzel.

Harem selamlık : Kadın ve erkeğin ayrı ayrı oturması. Kadın ve erkeğin ayrı ayrı oturduğu yer.

Kandilli selam : El etek öperek, yerlere kadar eğilerek verilen selam, kandilli temenna.

Sağ selamet : Sağ salim.

Selam : Bir kimseyle karşılaşıldığında, birinin yanına gidildiğinde veya yanından uzaklaşıldığında kendisine söz ve işaretle bir nezaket gösterisi yapma, esenleme, merhaba.

Selam otu : Maydanozgillerden, 1-2 metre boyunda, pis kokulu, hekimlikte kullanılan bir bitki (Levisticum).

Selam sabah : Selamlaşıp hatır sorma.

Selamet : Esen olma durumu, esenlik. Anlatıma temel olan düşüncenin her bakımdan doğru ve sağlam olması. Her türlü korku, tasa ve tehlikeden uzak, güvende olma durumu.

Selametlemek : Yolcuyu, konuğu uğurlamak, geçirmek.

Selamlama : Selamlamak işi.

Selamlamak : Bir kimseyle karşılaşıldığında, birinin yanına gidildiğinde veya yanından uzaklaşıldığında kendisine sözle veya işaretle bir nezaket gösterisi yapmak, selam vermek, esenlemek.

Selamlanmak : Selamlama işi yapılmak.

Selamlaşma : Selamlaşmak işi, esenleşme.

Selamlaşmak : Birbirine selam vermek, esenleşmek. Çok az tanışmak.

Selamünaleyküm : "Allah'ın selamı sizin üzerinize olsun" anlamında kullanılan bir selamlama sözü.

Selaset : Akıcılık.

Selatin : Sultanlar.

Selatin camisi : Osmanlı padişahlarının, valide sultanların yaptırdığı, içinde padişahın namaz kılması için hünkâr mahfili bulunan büyük cami.

Selatin meyhanesi : Büyük meyhane.

Yerden selam : Elin yerlere kadar uzatılmasıyla verilen selam biçimi, yerden temenna.

Diğer dillerde Sekunt anlamı nedir?

İngilizce'de Sekunt ne demek ? : secund