Slander türkçesi Slander nedir

  • Yerme.
  • Bühtan etmek.
  • -e kara çalmak.
  • İftira etmek.
  • Kirletmek.
  • Karalamak.
  • İftira.
  • İftira atmak.
  • Ağır suç uydurma.
  • Hukuk alanında kullanılır.
  • Kara çalma.
  • Tu kaka etmek.
  • Karalama.
  • -i karalamak.
  • Kötüleme.
  • Kara çalmak.
  • Ağır suç atma.

Slander ile ilgili cümleler

English: Slander is a crime.
Turkish: İftira bir suçtur.

English: Demetrius is slandering me!
Turkish: Dimitris bana küfrediyor.

English: I demand that you remove your slanderous and defamatory comments at once or my lawyers will be in touch.
Turkish: İftira ve hakaret içeren yorumlarını çıkarmanı istiyorum yoksa avukatım seninle temas kuracak.

English: You have the right to free speech, but not the right to slander.
Turkish: Serbest konuşma özgürlüğün var ama iftira etme hakkın yok.

English: Everything he's saying is slander.
Turkish: Söylediği her şey iftira.

Slander ingilizcede ne demek, Slander nerede nasıl kullanılır?

Baseless slander : Aslı olmayan kötüleme. Asılsız iftira. Temelsiz karalama.

Shade of slander : Karalama iması. Karalama parçası. İftira parçası.

Slandered : İftira etmek. Çamur atmak. Kötülemek. Kara çalmak. İftiraya uğramış. Yermek.

Slanderer : Karacı. Sözle hakaret eden. Gıybetçi. İftiracı. Kötüleyen kimse. On parmağında on kara. Müfteri.

 

Slanderers : Sözle hakaret eden. Karacı. Müfteri. Gıybetçi. On parmağında on kara. İftiracı. Kötüleyen kimse.

Slanderously : Yalan bir şekilde. İftira niteliğinde. Aşağılayarak. İftira niteliğinde olan. Küçük düşürerek. Kötüleyici şekilde. Karalayıcı bir tarzda. Sahte bir şekilde. İftiracı bir tarzda.

Aaland islands question : Aaland adaları sorunu.

Slandering : Suç isnad etme. Kara çalmak. Çamur atmak. Kara çalma. Yermek. İftira etmek. Kötülemek.

Islander : Adalı.

Aegean islands : Ege adaları.

İngilizce Slander Türkçe anlamı, Slander eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Slander ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Calumniate : Çamur atmak. Suç atmak. Alnına leke sürmek. Alnına leke çalmak.

Aspersed : Alnına leke çalmak. Serpmek. Alnına leke sürmek. Çamur atmak. Lekelemek.

Crossing out : Çizmek. Çizme. Üstünü çizme. Silmek. Silme. Bozma.

Backbit : Küçümsenen. Hor görülen. Arkasından konuşmak. Küçük düşürülen. Kötülemek. Arkasından dedikodusunu yapmak. Gıybet etmek. Yermek. Arkasından çekiştirmek veya kötülemek.

Administration of justice : Yargı idaresi. Kaza uygulamaları. Yargı. Adliye. Adalet yönetimi.

Traducement : İftira yazısı.

Besmears : Bulamak. Pisletmek. Bulaştırmak.

Befouls : Pisletmek. Boklamak. Lekelemek.

Speech act : (dilbilim) konuşma işi. Söz edimi. Belirli bir ifadede bulunma faaliyeti (örneğin bir evlenme teklifi tehdit etme vs). Sözeylem. Söz eylemi.

Begrimes : Pisletmek.

Slander synonyms : drag through the mud, detracted, decrial, hatchet job, assassinate, allegation, libelous, smirch, defame, malign, defamation, denigrates, smuts, aspersion, bemire, aspersions, bedaubed, besmearing, burlesqued, derisiveness, accused, detraction, defames, defamations, calumniations, derogatoriness, satires, obloquies, bespatter, obloquy, detractions, stricture, abstainer.

 

Slander ingilizce tanımı, definition of Slander

Slander kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A false tale or report maliciously uttered, tending to injure the reputation of another. To defame. The dissemination of malicious tales or suggestions to the injury of another. To calumniate. To injure by maliciously uttering a false report. To tarnish or impair the reputation of by false tales maliciously told or propagated. The malicious utterance of defamatory reports.