Sniffer türkçesi Sniffer nedir

  • Burundan nefes alan.
  • Yoklayıcı.
  • Burnunu çeken.
  • Burun (argo terim).
  • Burundan hava alan.
  • Belli bir maddenin varlığını saptamak için kullanılan cihaz.
  • Burnunu çeken kimse.
  • Burundan uyuşturucu çeken kimse.
  • Dinleyici.
  • Soluyarak uyuşturucu madde alan kimse.

Sniffer ingilizcede ne demek, Sniffer nerede nasıl kullanılır?

Sniffer dog : Uyuşturucu madde arama köpeği. Uyuşturucu köpeği. Uyuşturucu bulma köpeği. Narkotik köpeği.

Network sniffer : Ağ yoklayıcısı.

Sniffers : Burundan nefes alan. Soluyarak uyuşturucu madde alan kimse. Yoklayıcı. Belli bir maddenin varlığını saptamak için kullanılan cihaz. Burundan uyuşturucu çeken kimse. Burundan hava alan. Burnunu çeken kimse. Burnunu çeken. Dinleyici. Burun (argo terim).

Sniffed : Kokusunu almak. Koklamak. Burnunu çekmek. Sezmek. Burnuna çekmek. Burun kıvırmak.

Sniff at : Yabana atmak. Hiçe saymak. Burun kıvırmak. Görmezden gelmek.

Sniffier : Kibirli. Burnu havada. Kötü kokulu. Kendini beğenmiş. Pis kokan.

Sniff out : Ortaya çıkarmak. Bulmak. Aydınlatmak.

Get a sniff of : -den bir nefes çekmek.

Sniffish : Aşağılayan. Kibirli. Küçümseyen. Burnu büyük. Tepeden bakan.

Sniffingly : Koklayarak. Kibirli bir şekilde. Tepeden bakarak. Küçültücü bir biçimde. Küçümseyerek. Aşağılayarak.

İngilizce Sniffer Türkçe anlamı, Sniffer eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Sniffer ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Sniffler : Burun çekmek. İçe çekilen hava. Burnuna çekmek. Kokusunu almak. Sezmek. Burundaki sıvıları temizlemek için ardı ardına burnunu çeken kimse. Burnunu çekme. Dudak bükerek söylemek. Burun kıvırmak.

Somebody : Kimse. Önemli birisi. Önemli kimse. Biri. Birisi. Bazısı. Şahsiyet. Kimisi. Bir kimse.

Audience : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Mahkemede konuşma özgürlüğü. Eylem içinde, topluluk karşısında yapılan bir gözlem ya da deneylemede duruma katılmamakla birlikte gözlemci üstlencesi bulunan kimse. bk. kümeölçüm. Huzura kabul. İzleyici. Okuyucu veya dinleyici kitlesi. Seyirciler. Resmi görüşme. Aynı yerde, bir oyunu başkalarıyla birlikte seyreden kişi. Duruşma.

Someone : Biri. Kimse. Birisi. Bir kimse. Şahsiyet. Önemli kimse.

Snifflers : Kokusunu almak. Burnuna çekmek. İçe çekilen hava. Dudak bükerek söylemek. Burnunu çekmek. Burun kıvırmak. Burundaki sıvıları temizlemek için ardı ardına burnunu çeken kimse. Sezmek. Burnunu çekme.

Soul : Zencilere ait. Ruh. Evrensel bir halk inanışına göre, tenden tam anlamıyla bağımsız olan ve ona can vererek yaşamını sağlayan; bireyden geçici bir süre için ayrıldığında bayılma, uyuma, düş görme, sayıklama ya da tutarık tutmasına, dönmemek üzere ayrıldığında ise ölümüne yol açan ölümsüz güç. Simge. Hissiyat. Tin. Can. Timsal. Öz.

Feeler : Duyarga. Anten. Delik pergel. Duygulu insan. Dokunaç. Mastar ağzı. Böceklerde ya da omurgasız başka bazı hayvanlarda bir veya iki çift bulunan, boynuzumsu duyu örgenciği. Sentil. Filer çakısı. Algılayıcı.

Proximity switch : Yakınlık anahtarı. Yaklaşma anahtarı. Tahdit şalteri. Yaklaşım sensörü. Temassız şalter. Yaklaştırma sensörü.

Hearers : Duyan kimse.

Sniffer synonyms : sniffers, person, hearkener, mortal, hearer, listeners, individual, listener.