Sonde türkçesi Sonde nedir

Sonde ingilizcede ne demek, Sonde nerede nasıl kullanılır?

Dropsonde : Dropsonde. Damla sondaj.

Radiosonde : Radyosonde. Radyosonda. Işınlı sonda balonu. Radyasond aleti.

Radiosondes : Radyo sonda cihazları.

Rawinsonde : Ravinsonda. Ravinsonde. Ravinsond.

Nasogastric sonda : Burun-mide sondası. Burun-meri sondası. Burundan sokularak mideye kadar gidebilen sonda, burun-meri sondası, nazogastrik sonda. Nazogastrik sonda.

Poissondistribution : Poisson dağılımı. Küçük olasılıklar dağılımı.

Messiah son of david : Dünya'nın son günlerinde ortaya çıkacak olan kurtarıcının lakabı (mahşer günü). Davud'un mesih oğlu.

Son of a bitch : Orospu çocuğu. Orospu evladı. İtoğluit. İtoğlu it. Alçak. Puşt. İt oğlu it. İt herif. Orospunun evladı. Onun bunun çocuğu.

Son of god : Tanrı'nın oğlu. (hristiyanlık'ta) hz. isa.

Son of a gun : Hay aksi. Kerata. Şamata herif. Fırlama. Ciğeri beş para etmez. Beş para etmez kişi. Anasının gözü. Değersiz kişi. Hay allah. İtoğluit.

İngilizce Sonde Türkçe anlamı, Sonde eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sonde ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cannula : Sonda, kanül. Kanül. Kanül (sonda). Bir damar, kanal veya boşluğa girmek için kullanılan içi boş tüp. Kannula. Vücuda bağlanan sıvı borusu.

 

Sounder : Ses iskandili. Ses yapıcı. İskandil. Mil. Alıcı.

Searcher : Arayan. Araştıran. Araştırmacı. Araştıran kişi. Arama yapan kimse. Arayıcı.

Catheter : Daldıraç. Sonda. hayvanlarda dişi genital kanala gerekli materyali vermek için kullanılan madeni veya plastikten yapılmış boru şeklinde araç. Kateter. Vücut içinde veya dışında sıvıları taşıyan ince esnek kanal. İdrar almak, mideye ilaç veya besin maddelerini sulu olarak vermek, özofagusta tıkanıp kalan yabancı cisimleri çıkarmak, atlarda hava keselerinin tedavisinde yaraların derinliği ve yönünü anlamak, kapanmayan yaralarda buna engel olan yabancı bir cisim veya ayrılmış bir kemik parçası olup olmadığını kontrol etmek gibi amaçlarla kullanılan aygıtlar, katater. Akaç.

Cannulae : Kanüller. Kanül.

Cannulas : Kanül.

Bores : Kalibre. Yüksek dalga. Sıkıcı tip. Kuyu. Çap (mermi). Bela. Dert. Delik. Oyu.

Phon : Bir sesin fizyolojik gürlüğünü, yani kulakta bıraktığı izlenimi ölçmeye yarayan birim. (herhangi bir sesin fon olarak gürlüğü, 1000 hz yinelenimdeki bir sesin desibel olarak gürlüğüne eşittir). Ses şiddeti birimi. Gürültü birimi. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Fon.

Searchers : Arayan. Arayıcı. Araştırmacı. Araştıran. Arama yapan kimse.

Carotis : Şah damarı. Karotis.

Sonde synonyms : sound unit, prob, bore, seeker, bougie, prop, catheters.