Delik nedir, Delik ne demek

"Delik" ile ilgili cümle

  • "Küçük çocuk, kulübenin kenarına yığılmış taşlardan yukarıda bir deliğe sıkışmıştı." - S. F. Abasıyanık
  • "Fare deliği."
  • "Anahtar deliği karanlıktı, içeriden belli belirsiz sesler geliyordu." - Y. Atılgan
  • "Hangi evden istedilerse gittim, dama çıktım, akan delik kiremidi buldum, yerine sağlam kiremit koydum." - H. S. Tanrıöver

Delik kısaca anlamı, tanımı:

Delik eğirmek : Hapse girmek, tutuklanmak.

Deliğe tıkmak : Tutuklamak, hapsetmek.

Delik deşik : Her yanı deliklerle dolu.

Cebi delik : Tutumlu olmayan (kimse), savurgan.

Kara delik : Parasal açıdan kapatılamayan açık. Yakınındaki nesnelerin kaçıp kurtulmasına izin vermeyecek kadar yüksek çekim kuvvetine sahip, çok yoğun bir kütlenin oluşturduğu uzay bölgesi.

Kubbeli delik : Trakeit gözelerinin uçlarında bulunan ve besin suyunun düşey yönde ilerlemesini sağlayan geçiş yolu.

Kulağı delik : Olup bitenleri çabuk haber alan (kimse).

Noktalı delik : Trakeit hücreleri ile öz ışınların kesişme noktalarında bulunan ve yatay yönde besin suyu iletimini sağlayan geçiş yolu.

Yüreği delik : Dertli (kimse).

Budak deliği : Tahtalardaki budak yerinin çıkarılmasından sonra ortaya çıkan boşluk.

 

Burun deliği : Burnun iki boşluğundan her biri.

Fare deliği : Küçük barınak. Evlerde farenin yaşadığı küçük yer. Gizlenecek yer.

Gözetleme deliği : Kapının dışındakileri görmeye yarayan ve kapı ortasında açılmış mercekli delik, dikizlik.

Hava deliği : Bir şeyin içindeki havanın yenilenmesine yarayan delik.

İğne deliği : İğnenin arkasında iplik geçirilen delik.

Deli : Aklını yitirmiş olan, akli dengesi bozulmuş olan, mecnun. Coşkun, azgın (hayvan, duygu vb.). Davranışları aşırı ve taşkın olan (kimse), çılgın.

Delik büyük yama küçük : "eldeki imkânlar gerekenden çok az" anlamında kullanılan bir söz.

Delik deşik etmek : Bir şeyin her yanında delikler açmak. bir canlının vücudunda bir araçla birçok yara, kesik açmak.

Delik deşik olmak : Bir canlının vücudunda bir araçla birçok yara, kesik oluşmak. bir şeyin her yanı delinmek.

Delikanlı : Sözünün eri, dürüst, namuslu (kimse). Çocukluk çağından çıkmış genç erkek. Gençlere bir seslenme sözü.

Delikanlılık : Delikanlı olma durumu.

Delikli : Kevgir. Deliklerle kaplı esnek doku şeridi. Bir tür olta iğnesi. Deliği veya delikleri olan.

Delikli boncuk yerde kalmaz : "az çok işe yarayan her şeyin isteklisi bulunur" anlamında kullanılan bir söz.

Delikli demir : Tüfek.

Deliksiz : Deliği olmayan.

Deliksiz uyku : Derin uyku.

Girecek delik aramak : Saklanmak istemek.

İhtiyar delikanlı : Yaşlı olmasına karşın dinç, canlı, hareketli ve etkin bir hayat süren kimse.

Kaçacak delik aramak : Korku ile saklanacak yer aramak.

Tek delikliler : Kuşlar gibi yumurtlayarak üreyen, dışkılığı olan memeliler takımı.

 

Yama küçük delik büyük : "eldeki imkânlar sorunu çözmek için yeterli değil" anlamında kullanılan bir söz.

Küçük : Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Niteliği aşağı olan, bayağı. Değersiz, önemsiz. Kısık, parlak olmayan (ses). Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Yaşı daha az olan. Küçük abdest. Niceliği az olan. Geri aşamada.

Açıklık : Açık olma durumu, aleniyet. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik. Uzaklık, mesafe. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer.

Çukur : Çevresine göre aşağı çökmüş olan yer. Çene ve yanaktaki gamze. Mezar.

Hayvan : Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse). Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık.

Yuva : Kuşların ve başka hayvanların barınmak, yumurtlamak, kuluçkaya yatmak, yavrularını büyütmek veya yavrulamak için türlü şeylerden yaptıkları ve türlü biçimlerde hazırladıkları barınak. Bir şeyin içinde yerleşmiş olduğu veya yerleştirildiği oyuk. İki buçukla dört yaş arası çocukların bakıldığı, okul öncesi eğitim kurumu. Bazı kötü nitelikli kimselerin çok bulunduğu, toplandığı yer. Kimsesizlere veya yoksullara yardım etmek ve onları barındırmak amacıyla açılan yer. Bir şeyin öğretildiği yer. Bir şeyin çok bulunduğu yer. Genellikle ailenin oturduğu ev.

Cezaevi : Hükümlülerin içinde tutuldukları yapı, hapishane, mahpushane, dam, kodes, mahbes.

Dar : Az, elverişsiz, sınırlı. Yetersiz. Yurt. İdam mahkûmlarını asmak için dikilen direk. Ev. İçine alacağı şeye oranla ölçüleri yetersiz olan, geniş ve bol karşıtı. Güçlükle, ucu ucuna, ancak. Sıkıntılı. Genişliği az veya yetersiz olan, ensiz, mikro.

Delik ile ilgili Cümleler

  • Ali bir delikanlı iken gazeteler dağıtarak para kazandı.
  • Açık hedef olarak takılmaya devam mı edecektik, delikanlıysan kimseyi sokmazdın içeriye, herkes sokakta yürümeye çay içmeye devam ederdi.
  • Delikanlı ol da adam gibi karşımda dikil, bana benim yanımdaymışsın gibi davranma.
  • Hiç kurşun delikleri görmüyorum.
  • Delikanlı ne dedi?
  • Delik ne kadar derin?
  • Belize set resifi, kuzey yarımküredeki en büyük set resifidir ve aynı zamanda popüler bir dalış noktası olan Büyük Mavi Delikle de ünlüdür.
  • Delikanlı iken şarkı söylemeye başladım.
  • Delikanlı karanlıktan korkuyor.
  • Saat ona kadar deliksiz uyudum.
  • Delik çoraplarımı giydim.
  • Ali bir delikanlı iken çok iyi bir kayakçıydı.
  • Delikanlı gibi ne diyeceksen yüzüme de.
  • Duvar mermilerden delik deşik olmuştu.

Diğer dillerde Delik anlamı nedir?

İngilizce'de Delik ne demek? : adj. hollow

n. hole, opening, aperture, bore, den, prison, cavity, mortice, mortise, perforation, port, slot, stir, vent, ventage, vent hole

Fransızca'da Delik : défoncé/e, perforé/e, troué/e

Almanca'da Delik : n. Auge, Ausfluss, Loch, Lochung, Öhr, Schacht

Rusça'da Delik : n. дыра (F), прореха (F), отверстие (N), прокол (M), проушина (F), очко (N), глазок (M), лаз (M), горловина (F), ушко (N), течь (F), лазейка (F), лунка (F), кутузка (F)

adj. дырявый, худой