Dar nedir, Dar ne demek
Dar; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır. kökeni arapça, farsça dillerine dayanır.
- İçine alacağı şeye oranla ölçüleri yetersiz olan, geniş ve bol karşıtı.
- İdam mahkûmlarını asmak için dikilen direk.
- Yetersiz

- Yurt.
- Güçlükle, ucu ucuna, ancak.
- Genişliği az veya yetersiz olan, ensiz, mikro.
- Sıkıntılı.
- Az, elverişsiz, sınırlı.
- Ev.
"Dar" ile ilgili cümleler
- "Dar bir gün gelmiş, birinden üç beş kuruş almışım, bundan ne çıkar?" - M. Ş. Esendal
- "Dar ve alıştığımız çerçeve içinden çıkmak bizi şaşırtacağı için onu istemeyiz." - A. H. Çelebi
- "En sonra, pek çok sıkılan çocukların zoru ile akşam altı postasına dar yetiştiler." - M. Ş. Esendal
- "Sahilleri kucaklayan tatlı meltemler, bu mahallenin dar sokaklarından geçmiyordu." - S. Derviş
- "Bazıları mefkûrenin enginliğini ve azametini tamamıyla kavrayamayacak derecede dardırlar." - Y. K. Karaosmanoğlu
- "Bütün gece eski kentin dar sokaklarında dolaştım." - A. Ağaoğlu
Yerel Türkçe anlamı:
Darağacı
Küp.
Mısır
Dar hakkında bilgiler
Dâr (Arapça الضار), İslam'da bir kavram olan ve Kur'an'da geçen Allah'ın 99 adından biridir.
Dâr, zarar verici şeyler yaratan mânâsındadır. Elem ve zarar verecek şeyleri yaratan, hüsrana uğratan demektir.
Dar ile ilgili Cümleler
- Bu pantolon belde biraz çok dar.
- O dar görüşlü dindar bir kızdı.
- Evimin önündeki sokak oldukça dar.
- Evimin arkasındaki sokak, dağıtım kamyonları için çok dar.
- Dar görüşlü birisin.
- Ali dar görüşlü.
- Sanırım Mustafa dar görüşlü.
- Dar bir yol boyunca gittik.
- Dar bir patika boyunca yürüdük.
- Siz dar görüşlüsünüz.
Dar anlamı, kısaca tanımı:
Dar gelmek : Sıkıntı ve huzursuzluk vermek.
Dar kaçmak : İstemediği bir çevreden kendini dışarı atmak.
Dara boğmak : Birinin güç durumundan yararlanmak.
Dara düşmek : Para sıkıntısına düşmek.
Dara gelmek : Aceleye gelmek. mecbur olmak.
Dara getirmek : Aceleye getirmek.
Darda bulunmak : Bir şeyin sıkıntısını çekmek.
Darda kalmak : Zor duruma düşmek. paraca sıkıntı içine girmek.
Dar açı : Ölçüsü 90 dereceden küçük olan açı.
Dar aralık : Borsada hisse senetlerinin alım satım emirlerinin verilmesi sırasında geçen kısa süre.
Darboğaz : Piyasalarda üretimin, kredilerin, döviz imkânlarının, sürümün, ham madde arzının ve malzeme stoklarının gereksinim düzeyi altına düştüğü sıkıntılı durum. Toplumun, çözümlenmesinde güçlüklerle karşılaştığı bunalımlı durum.
Dar boğaz : Kanyon.
Dar darına : Darı darına.
Dar gelirli : Geliri normal bir geçim sağlamaya yetişmeyen, geçim sıkıntısı çeken (kimse).
Dar görüşlü : Yeni ve değişik görüşleri benimsemeyen, anlayış göstermeyen (kimse), kısa görüşlü.
Dar hat : Dar demir yolu.
Dar kafalı : Kavrayışı az, anlayışı kıt, yenilikleri benimseyecek yetenekten yoksun (kimse).
Dar paça : Eni normal ölçüden daha dar olan pantolon veya şalvar paçası.
Dar ünlü : Alt çenenin az açılmasıyla oluşan ünlü: u, ü.
Dar zaman : Zorluk, üzüntü, sıkıntı ve yokluk içinde geçen süre, dar vakit. Çok kısa bir süre, dar vakit.
Dara dar : Güçlükle, ancak, son dakikada.
Darı darına : Güçlükle ve son anda, güç hâl ile, dar darına.
Gönlü dar : İçi sıkıntılı olan (kimse).
Havsalası dar : Anlama kabiliyeti olmayan, anlayışı kıt (kimse). Hoşgörüsü olmayan (kimse).
İçi dar : Beklemeye dayanamayan, tez canlı, sabırsız.
Ufku dar : İleriyi göremeyen, bakış açısı geniş olmayan (kimse).
Yüreği dar : Çabuk sıkılan (kimse).
Darağacı : İdam cezası alanları asmak için kurulan sehpa, yağlı ip.
Darıdünya : Dünya, yeryüzü.
Darülaceze : Düşkünlerevi.
Darülbedayi : Güzel sanatlar kuruluşu.
Darüleytam : Yetimlerin barındığı yer.
Darülfünun : Üniversite.
Darüşşifa : Sağlık yurdu.
Az : Nicelik, nitelik, güç, süre, sayı bakımından eksik, çok karşıtı. Alışılmış olandan, umulandan veya gerekenden eksik olarak. Azot elementinin simgesi.
Elverişsiz : Uygun olmayan, uygun gelmeyen.
Sınırlı : Az sayıda. Sınırı olan, bir sınırla ayrılmış olan, hudutlu. Sınırlanmış, belirlenmiş, belirli, limitet.
Sıkıntılı : Sıkıntı veren, çileli, kasvetli, meşakkatli, mukassi. Sıkıntısı olan.
Yetersiz : İşlevini tam olarak yapamayan (organ, alet vb.). Gereken, istenen niteliği olmayan. Gerekli bilgi ve yeteneği olmayan, yeterliği olmayan, kifayetsiz, ehliyetsiz. Eksiği olan, yetecek kadar olmayan. Verimli olmayan.
Güçlükle : Kolay olmayan bir biçimde, zar zor, zor bela.
Ancak : "Lakin, ama, fakat, yalnız" sözleri gibi bir düşünceye karşıt ikinci bir düşünceyi anlatan bir söz. "Olsa olsa, en çok, daha çok, güçlükle" anlamlarında, bir şeyin daha çoğunun, ilerisinin olmadığını gösteren bir söz, dar, gücün. En erken. "Yalnızca" anlamında, sınırlama bildiren bir söz, bir.
Yurt : Bir şeyin ilk veya çok yetiştirildiği yer, vatan. Memleket. Bakıma ve barınmaya muhtaç bir grup insanın oturduğu, yetiştirildiği veya bakıldığı kurum. Diyar. Sahip olunan arazi, emlak. Bir halkın üzerinde yaşadığı, kültürünü oluşturduğu toprak parçası, vatan. Göçebe Türklerin oturduğu çadır. Yörüklerin yazın veya kışın oturdukları yer. Öğrencilerin kaldığı, barındığı yer.
Ev : Bir kimsenin veya ailenin içinde yaşadığı yer, konut, hane. Aile. Soy, nesil. Yalnız bir ailenin oturabileceği biçimde yapılmış yapı.
Dar ışın : Açısı 91-179° olan ışın demeti. Geniş (açılı) ışının karşıtı. Dar bir oylum açısı içine toplanmış ışın. 45 -90 kadar olan açılarla sahneye verilen ışın.
Dar açılı üçgen : Tüm açıları dar açı olan üçgen.
Dar ağızlı yılangiller : Sürüngenler (Reptilia) sınıfının, yılanlar (Ophidia) alt takımının, solucan yılanları (Opoterodonta) bölümünden, solucana benzeyen, alt çeneleri dişli, Afrika'da ve Asya'da oyuklar açarak yaşayan türleri olan bir familya.
Dar anlamda fiyat farklılaştırması : Tekel piyasasında firmanın ürettiği ve üretildiği anda tüketilen hizmetler ile elektrik, su ve doğalgaz gibi malları farklı tüketici gruplarına farklı fiyatlardan sattığı üçüncü derece fiyat farklılaştırması türü.
Dar anlamda laguerre polinomu : ( )
Dar anlamda para : Paranın yalnızca bir değişim aracı olarak kullanıldığı varsayımı altında mal para, saymaca para ve itibari paradan oluşan, para ikamelerini kapsamayan para. bk. M0 M1
Dar aralıkta dalgalanma : Döviz kurlarının para yetkesince belirlenen oranın yüzde bir altında veya üstünde dalgalanmasına izin verildiği kur bandı sistemi.
Dar boş film : Dar filmin kullanılmamış, ışıklanmamış olanı.
Dar burunlu maymunlar : (Yun. kata: aşağı; rhinos: burun) Memeliler (Mammalia) sınıfının, etenliler (Placentalia) alt sınıfının, maymunlar (Primates) takımının, gerçek maymunlar (Simiae) alt takımından, burun duvarları dar, burun delikleri birbirine yakın ve aşağı doğru, 32 tane dişleri olan, yanakları keseli, sarılıcı olmayan kısa bir kuyrukları bulunan bir üst familya. Eski Dünya maymunları.
Dar canlı : Sabırsız, aceleci.
Diğer dillerde Dar anlamı nedir?
İngilizce'de Dar ne demek? : [DAR (Daughters of the American Revolution) ] v. give; present; deal; produce, yield; cause; perform; say; take; teach; lecture; start, begin; overlook; surrender
pref. mal, un, non
v. give, hand, deal; yield, render, handsel; impart, accord, confer; afford, provide; administer; allow; inflict
Fransızca'da Dar : étroit/e, juste, borné/e, resserré/e, rétréci/e, serré/e, strict/e, restreint/e
Almanca'da Dar : n. Mief
adj. beschränkt, eng, knapp, schmal
Rusça'da Dar : n. балка (F)
adj. бедный, убогий, ограниченный, стесненный, тесный, узкий
adv. труд: с трудом, тесно, узко

Bu kısımda Dar nedir? Dar ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Dar tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Dar hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.