Sınırlı nedir, Sınırlı ne demek

Sınırlı; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

  • Sınırı olan, bir sınırla ayrılmış olan, hudutlu.
  • Az sayıda
  • Sınırlanmış, belirlenmiş, belirli, limitet.

"Sınırlı" ile ilgili cümleler

  • "Bizim divan edebiyatımızın da halk edebiyatımızın da konuları sınırlıdır." - N. Cumalı
  • "Bu, sınırlı bir topluluk önünde küçük bir rol oynamak da olsa bana ölüm gibi gelmişti." - A. Ağaoğlu

Bir fizik terimi olarak tanımı:

Terimleri sayısı verilen bir N sayışımdan küçük olan bir kümenin bu niteliği.

Hukuki terim anlamı:

mahdûd. ~ nesnel hak: mahdûd aynî hak. ~ yetenek: mahdûd ehliyyet. ~ yetenekli: mahdûd ehliyyetli. ~yeteneksiz: mahdûd ehliyyetsiz.

Orta Öğretim alanındaki anlamı:

[Bakınız: tanımlı]

İngilizce'de Sınırlı ne demek? Sınırlı ingilizcesi nedir?:

finite

Sınırlı anlamı, tanımı:

Sınırlı doğru : Başı ve sonu belli olan doğru.

Sınırlı ortaklık : Belirli bir sermaye ile kurulan ortaklık.

Sınırlı sayı : Sonsuz değerli olmayan sayı.

Sınırlı sorumluluk : Borçlunun borcunu ödememesi durumunda, bütün mal varlığıyla değil de mal varlığının bir bölümüyle sorumlu olması durumu.

Sınır : Bir şeyin yayılabileceği veya genişleyebileceği son çizgi, uç. Uç, son. İki komşu devletin topraklarını birbirinden ayıran çizgi, hudut. Komşu il, ilçe, köy veya kişilerin topraklarını birbirinden ayıran çizgi. Değişken bir büyüklüğün istenildiği kadar yaklaşabildiği durağan büyüklük, limit. Bir şeyin nicelik bakımından inebileceği veya çıkabileceği en alt ve en üst yer, limit.

 

Hudutlu : Sınırlı.

Limitet : Sınırlı.

Belirli : Açık ve kesin olarak sınırlanmış veya kararlaştırılmış olan, muayyen.

Az : Azot elementinin simgesi. Alışılmış olandan, umulandan veya gerekenden eksik olarak. Nicelik, nitelik, güç, süre, sayı bakımından eksik, çok karşıtı.

Sınırlı analitik fonksiyonların teklik teoremi : "Birim dairede analitik ve sınırlı f(z) fonksiyonu, z noktası daire üstündeki pozitif ölçümlü bir kümenin noktalarına yarıçaplar yönünde yaklaştığında sıfır değerleri alırsa, f(z) = 0 dir," önermesi.

Sınırlı artımlı dizi :

Sınırlı bağımlı değişken modelleri :

Sınırlı basım : Belli bir amaçla, belli sayıda yapılan basım. (Bu tür basımlarda genel olarak çok iyi ve pahalı kâğıt ve cilt göze çarpar. Sayı, çok ender olarak 1500'ü aşar ya da 10-15'e düşer; genel olarak 200-500 arasında değişir. Çoğunlukla her sayı numaralanmıştır.)

Sınırlı basım kaydı : Sınırlı basımlarda, sınır sayısı İle, eldeki kitabın bu sınırlı sayı içinde kaçıncı sırayı aldığını belirten yazı.

Sınırlı basım numarası : Sınırlı basımlarda, her kitabın taşıdığı numara.

Sınırlı bellek yitimi : Belli bir yaşantının ya da sıkı ilişkileri bulunan bir yaşantı kümesinin unutulması.

Sınırlı bilgi ençok olabilirlik :

 

Sınırlı bölge : Dip çizgileri, serbest atış çizgileri ve dip çizgilerinin orta noktalarına 3 metre uzaklıktan başlayıp, bu çizgilerle serbest atış çizgilerini birleştiren çizgilerin sınırladığı alan.

Sınırlı bütçe yineleme yöntemi : Bütçe dönemi sona erdiğinde hesapların kapanmayıp belirlenmiş bir tarihe kadar eski bütçe uygulamasının devam etmesine dayanan bir bütçe dönemi hesap kapatma yöntemi. krş. sınırsız bütçe yineleme yöntemi

Sınırlı ile ilgili Cümleler

  • Sınırlı su kaynaklarımızı koruyalım.
  • Sınırlı görüş nedeniyle yolculuk zor olabilir.
  • Sınırlı alanımız var.
  • Benim kelime hazinem sınırlı.
  • Tom'un seçenekleri sınırlıdır.
  • Hayal gücü bilgiden daha önemlidir. Bilgi sınırlıdır.
  • Sınırlı bir bütçeyle seyahat ediyoruz.
  • Nükleer soykırım senaryosu sadece eski propagandadır. Silah depoları sınırlı ve paslı.
  • Biletler hızla satılıyor ve yer sınırlı.
  • Sınırlı kaynaklarımız var.
  • Sınırlı su kaynağımızı koruyalım.
  • Sınıf mevcutları sınırlıdır.
  • Bisiklet girişi sınırlı.

Diğer dillerde Sınırlı anlamı nedir?

İngilizce'de Sınırlı ne demek? : adj. limited, restricted, determinate, contracted, finite, measurable, narrow, parochial, scant, scanty, scarce, slender, stinted, strait

n. nerve, sinew, temper, fury, tantrum, pet

n. border, frontier, borderline, boundary, limit, borderland, bound, bourn, bourne, butting, circumscription, compass, confine, deadline, line of demarcation, extreme, extremity, limitation, March, pale, purlieu, skirting, stint, verge, watershed

Fransızca'da Sınırlı : limité/e, défini/e, restreint/e

Almanca'da Sınırlı : n. Zone

adj. bedingt, begrenzt, beschränkt, einseitig

Rusça'da Sınırlı : adj. ограниченный