Ev nedir, Ev ne demek
- Yalnız bir ailenin oturabileceği biçimde yapılmış yapı

- Aile.
- Bir kimsenin veya ailenin içinde yaşadığı yer, konut, hane.
- Soy, nesil.
"Ev" ile ilgili cümle
- "Ana oğul, yeni kiraladıkları eve bir pazar günü taşındılar." - N. Cumalı
- "Evine bağlı bir adam."
Yerel Türkçe anlamı:
Arabalarda yük konulan yer. 3.bk. ev içi.
Ev, hane
Mutfak.
Oda.
Ev.
Güzel Sanatlar alanındaki anlamı:
(Mimarlık) İçinde oturup barınılacak yapı.
Tarih'teki anlamı:
Padişah çocuklarının bucak içindeki özel daireleri.
Diğer sözlük anlamları:
Zevce.
Burç, menzil.
Bilimsel terim anlamı:
Kat iyeliğine göre kullanılan çokbarklı yapılardaki bağımsız bölümlerden her biri.
Yalnız bir ailenin oturabileceği biçim ve büyüklükte konut.
İngilizce'de Ev ne demek? Ev ingilizcesi nedir?:
house, dwelling
Osmanlıca Ev ne demek? Ev Osmanlıca'da ne anlama gelir?:
hâne
Ev hakkında bilgiler
Ev, içinde insanların yaşadığı, çevresi duvarlarla çevrili, odalara bölünmüş, kendine ait çatısı ve bazen de bahçesi olan ahşap, toprak veya betonarme yapı. Etrafındaki evlere temas etmeyen ve genellikle kendine has bahçesi olan evlere müstakil ev denir. Ev kavramı mimarî bir terimdir ve apartman dairesi gibi diğer barınak türlerinden farklı bir kavramı ifade eder. Bununla birlikte gündelik kullanımda türüne bakılmaksızın her türlü barınak için de kullanılır. Günümüzde tipik bir evde salon, odalar, mutfak, banyo ve tuvalet bulunur.Evler bölgenin iklimine konumuna göre yapı malzemeleri farklılık gösterir.
İlk barınaklar önceki çağlarda yağış, soğuk hava, yabanî hayvanlardan korunma amacı güdülerek içinde bulunulan çevreye göre değişik şekillerde ortaya çıkmıştır. Buna karşın ilk çağlarda barınaklar insanların sadece kendilerini ve ailelerini doğanın yıpratıcı etkilerinden ve yabanî hayvanlardan korumak için kullandıkları, genel olarak sadece uyumak için içine girdikleri sığınaklardır. İlk çağlarda insanlar barınak olarak ağaç kovukları veya mağaraları kullanırlardı. Marangozluk ve inşaatçılık bilgilerinin ilerlemesi ile insanlar kendilerine doğadaki malzemeleri kullanarak ev inşa etmeye başladılar.
Evler, birey ya da ailenin sürekli olarak yaşadığı sosyal ünitedir. İçinde bulunulan çağa göre bir yapının ev niteliklerini taşıması için sahip olması gereken bazı kriterler vardır. En az bir tuvalet, yatma ve mutfak ünitesinin bulunduğu yerler ev olarak adlandırılabilir.
Daha ilerleyen çağlarda, günümüzdeki yazlık evlerde olduğu gibi bu dönemlerde de insanlar yaz aylarında ağaç dalları ile kütükleri birleştirip aralarını balçıkla kapatarak kendilerine yazlık evler inşaa etmişlerdir. Yağışların evleri yıkması ile de tekrar mağaralarına dönmüşlerdir.
Ev ile ilgili Cümleler
- O benim kaldığım ev.
- Bir ev.
- Ev ahşaptan.
- O, ev hayvanlarına düşkün değil.
- Satürn buz ve tozdan oluşan 1000'den fazla halka ile çevrilidir. Halkaların bazıları çok ince ve bazıları çok kalındır. Halkalardaki parçacıkların boyutları çakıl boyutundan ev boyutuna kadar değişir.
- Tom, Mary'nin ev sahibidir.
- Ev alevler içindeydi.
- O yaşlı adam elli yıldır ev yapımı viski imal etmekteydi.
- Ev adresin nedir?
- Burası artık ev.
Ev anlamı, kısaca tanımı:
Ev açmak : Evlenmek. ayrı bir eve yerleşmek, ayrı bir eve geçmek.
Ev bozmak : Karı koca ayrılmak. karı kocanın ayrılmalarına sebep olmak.
Ev ev dolaşmak : Her eve uğrayarak dolaşmak.
Ev işletmek : Genelev sahibi olmak.
Ev tutmak : Ev kiralamak.
Evde kalmak : Kızın evlenme çağı geçmiş olmak.
Evi ev eden avrat : "bir evin dirlik ve düzenini kadın sağlar" anlamında kullanılan bir söz.
Evdeki pazar çarşıya uymaz : "önceden tasarlanan bir iş umulduğu gibi sonuçlanmaz, düşünüldüğü gibi olmaz" anlamında kullanılan bir söz.
Eve çıkmak : Aileden ayrılıp ayrı bir evde oturmak. öğrenci yurttan ayrılıp ev kiralayarak yaşamak.
Evlerden ırak : Ölüm veya kötü bir durumdan söz edilirken dinleyenlerin aynı durumla karşılaşmamalarını dilemek için söylenen bir söz.
Evlere şenlik : Beğenilmeyen, olumsuz karşılanan bir durum, bir davranış karşısında söylenen bir söz.
Ev adamı : Evine bağlı erkek.
Ev altı : Eski evlerde ambar, ahır olarak kullanılan zemin katı.
Ev bark : Ev, mülk. Aile, çoluk çocuk.
Ev ekmeği : Evde kullanılan fırınlarda veya tandırlarda mayalı hamurdan yapılmış olan ekmek.
Ev ekonomisi : Evin bakımı, geçimi ve yaşayışı ile ilgili bilim dalı.
Ev eşyası : Evde kullanılan değişik nitelikli eşyaların bütünü, barhana.
Ev gezmesi : Akraba veya komşulara oturup sohbet etmek amacıyla yapılmış olan ziyaret.
Ev halkı : Bir evde yaşayanların hepsi.
Ev işi : Ev içinde gündelik olarak yapılmış olan her türlü iş.
Ev kadını : Dışarıda herhangi bir işte çalışmayıp kendi ev işlerini gören kadın, ev hanımı.
Ev sahibi : Konuk ağırlayan kimse, kurum, şehir vb. Evi veya konutu yasalara göre tasarrufu altında bulunduran, evin sahibi olan kimse. Kiradaki evin sahibi olan kimse veya kurum.
Ev sineği : Böcekler sınıfının, çift kanatlılar takımından, kül renkli, dizanteri ve tifo mikropları taşıyan bir tür eklem bacaklı (Musca domestica).
Ev yemeği : Evde yapılmış olan yemek.
Evi sırtında : Çok az olan eşyasını hemen yüklenip göçebilen. Yeri yurdu olmadan herhangi bir yerde yaşayan.
Genelev : Genel kadınların erkek kabul ettikleri yer, aşağı mahalle, kırmızıfener, koltuk, kerhane, umumhane.
Taşınır ev : Geçici bir süre kullanılmak üzere değişik yerlere kurulan küçük konut, konteyner ev.
Yüzer ev : Nehir veya deniz üzerinde kurulan, hareketli konut.
Arıtımevi : Şeker, petrol vb. maddelerin arıtıldığı yer, tasfiyehane, rafineri.
Aşevi : Yoksullara parasız yemek yedirilen veya dağıtılan yer, aşhane. Düğün, nişan vb. toplantılarda, verilecek yemekleri hazırlamak için geçici olarak mutfak gibi kullanılan yer. Lokanta. Tekkelerde yemek pişirilen yer.
Ayevi : Ayla.
Babaevi : Baba ocağı.
Bağ evi : Bağ (II) içerisine yapılarak yaz aylarında kalınan ev.
Bakımevi : Kurum ve kuruluşlarda motorlu araçların onarıldığı ve korunduğu yer veya birim. Kademe. Bakıma gereksinimi olan kimselerin bakıldıkları, barındıkları kuruluş. Belirli noktalarda özellikle kar mücadelesinde kullanılan araç ve gereçlerin barındırıldığı bina.
Basımevi : Basım işi yapılmış olan yer, matbaa.
Bıçkıevi : Tomruklardan kalas, kalaslardan daha ince tahtalar kesen, boylarını ve kenarlarını düzgün ve eşit olarak düzelten iş yeri.
Buğuevi : Hastalık dolayısıyla mikroplu sayılan eşyanın sıcak buğu ile temizlendiği yer, tephirhane.
Camevi : Cam yuvası. Cam takma işleri yapılmış olan dükkân, camcı.
Canevi : En duyarlı yer, yürek, kalpgâh. Kalbin altındaki bölge.
Cemevi : Alevilerin toplanma yeri.
Cezaevi : Hükümlülerin içinde tutuldukları yapı, hapishane, mahpushane, dam, kodes, mahbes.
Ciltevi : Cilt işleri yapan dükkân, ciltçi.
Çayevi : Çay, kahve vb. içeceklerin hazırlandığı ve içildiği yer, çay ocağı, çayhane.
Çiçekevi : Çiçek yetiştirilen ve satılan yer.
Dağ evi : Şehirlerin kirli havasından uzaklaşmak, tabiat varlıklarından ve güzelliklerinden yararlanmak için dağlık bölgelerde yapılmış ev.
Dağıtımevi : Dağıtım işiyle uğraşan kuruluş merkezi.
Damıtımevi : Damıtma işlemlerinin yapıldığı yer.
Dernekevi : Bir dernek veya kuruluşun üyelerinin buluşmaları için ayrılmış yer, lokal.
Dikimevi : Giysi ve çamaşır dikilen iş yeri.
Doğumevi : Doğum yapılmış olan sağlık kuruluşu.
Doyumevi : Gösterişsiz, küçük lokanta.
Dökümevi : Fabrikalarda döküm yapılmış olan yer, dökümhane.
Düğünevi : Düğün yapan aile.
Dümenevi : Dümen boğazının geçmesi için kıç bodoslamasının üst ucuna ve teknenin kümbet olan bölümüne açılmış oval delik.
Dünyaevi : Evlilik.
Düşkünlerevi : Çalışma gücünden yoksun, kazancı olmayan yoksul kimselerin barındırıldığı toplumsal bir yardım kuruluşu, bakım yurdu, darülaceze.
Ezimevi : Tohumların ezilip yağ çıkarıldığı yer.
Giyimevi : Her türlü giysi satan dükkân veya mağaza, konfeksiyon mağazası.
Gökevi : Gök olaylarını yıldızların, güneş, ay ve gezegenlerin konumlarını, hareketlerini küresel bir kubbenin iç yüzeyinde, çeşitli araçlarla gösteren yapı, yıldızlık, planetaryum.
Gözevi : Göz yuvası.
Gözlemevi : Gök gözlemleri yapan, gök cisimlerini ve olaylarını inceleyen yer, rasathane, observatuvar.
Hakimevi : Hâkimlik hizmetinde bulunanların dinlenmek ve barınmak amacıyla kullandığı bina.
Halkevi : Bu kuruluşun görev yaptığı yapı. Halkı eğitip millî birliğe ve ülküye yöneltmek amacıyla açılan kuruluş.
Hekimevi : Sağlık personelinin dinlenmek ve barınmak amacıyla kullandığı bina.
Huzurevi : Yaşlanmış kimselerin bakımlarının yapıldığı ve barındığı kurum.
Hücre evi : Yasa dışı örgüt üyelerinin toplandığı ev.
Islahevi : Suç işleyen çocukları ıslah etmek, eğitmek ve topluma kazandırmak amacıyla açılmış kurum, ıslahhane.
İmamevi : Kadınlara özgü cezaevi.
Kadınevi : Yoksul, mağdur veya başka bir özelliği dolayısıyla muhtaç durumda kalan kadınların geçici olarak barındıkları yer.
Kahveevi : Kahve içilen yer.
Kayakevi : Kayak yapılmış olan yerlerde kurulmuş tesis.
Kesimevi : Kasaplık hayvanların kesilip yüzüldüğü yer, kesimhane, kanara, mezbaha.
Kızevi : Evlenme sürecinde kız tarafı.
Kitabevi : Kitap satılan yer.
Konukevi : Resmî veya özel kuruluşların kendi görevlilerinin yararlanması için yaptırdığı konut, misafirhane.
Kuş evi : Kuşların barınmalarını ve korunmalarını sağlamak için saray, köşk vb. konutların duvarlarına veya bahçelerindeki büyük ağaçların dallarına özel olarak yapılmış olan yuva.
Merdivenevi : Binalarda merdivenden yapılmış olan duvarlarla çevrili kısım.
Modaevi : Moda giysilerin yapıldığı ve satıldığı yer.
Müzikevi : Çeşitli müzik türlerine ait kursların verildiği, müzik aletlerinin satıldığı yer.
Oğlanevi : Evlenme sürecinde erkek tarafı, erkekevi.
Orduevi : Kara, deniz ve hava subay ve astsubaylarının buluştukları, sosyal gereksinimlerini karşılayabilecek biçimde yapılmış lokal veya yapı.
Orman evi : Orman koruma memurunun evi. Şehirlerin kirli havasından uzaklaşmak, tabiat varlıklarından ve güzelliklerinden yararlanmak için orman bölgelerinde yapılmış ev.
Öğretmenevi : Öğretmenlerin barınma, yemek, eğlence vb. gereksinimlerini karşılamak üzere yapılmış bina.
Ölüevi : Bir ferdi veya yakını ölmüş olan aile.
Polisevi : Emniyet mensuplarının dinlenmek ve barınmak amacıyla kullandığı bina.
Radyoevi : Radyo yayınlarının gerçekleştirildiği yapı.
Randevuevi : Gizli fuhuş amacıyla işletilen yer.
Sağlıkevi : Sağlık ocağı.
Sanatevi : Sanat eserlerinin üretildiği veya sergilendiği yer.
Sayrılarevi : Hastane.
Sazevi : Sazlı sözlü eğlence yeri. Her türlü müzik aleti yapılmış olan ve satılan yer.
Sergievi : Sanat eserlerinin sergilenmesi için hazırlanmış yer.
Sığınmaevi : Korunmaya muhtaç kişilerin barındırıldıkları yer.
Taziyeevi : Cenaze sahiplerine baş sağlığı dilenmesi için yapılmış olan özel yer.
Tecimevi : Ticarethane.
Tutukevi : Tutukluların kapatıldığı yer, tomruk, dam, tevkifhane.
Üretimevi : Fabrika.
Yapımevi : İmalathane. Film yapımı işiyle uğraşmak için kurulmuş ortaklık.
Yargıevi : Mahkeme.
Yarı açık cezaevi : Cezalarının bir kısmını tamamlamış, iyi hâlleri görülen tutukluların geri kalan sürelerini çiftçilik, el sanatları vb. işlerle geçirebilecekleri, dıştan korunmasız olmasına karşın, kaçmaya karşı engelleri olan cezaevi.
Yayınevi : Dergi, kitap vb.ni yayımlayan veya satan kuruluş.
Aile : Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik. Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu, familya. Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü. Eş, karı. Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü. Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü.
Soy : Manzum söz. Bir atadan gelen kimselerin topluluğu, sülale. İyi ve üstün nitelikleri bulunan. Cins, tür, çeşit.
Nesil : Hayvanlarda döl. Kuşak.
Ev ahor : Kapı baca, ev ve ev havalisi, bk. ev ocah
Ev akrebi : türlerinden herhangi biri.
Ev alma, komşu al : komşuluk ilişkileri, iyi komşuya sahip olma çok çok önemlidir anlamında kullanılan bir söz.
Ev arası : Mahalle, sokak arası.
Ev avradı : Ev işlerini gereğiyle yapan, kendini ev işlerine bağlayan kadın.
Ev barh : Ev bark
Ev bark yıkmak : karı kocayı birbirinden ayırmak. İlgili cümle: "Bir kızı vardı ki dünyanın bütün kusurları bir araya gelse onun kadar ev bark yıkamazdı." P. Safa.
Ev baş olmak : Yapılmakta olan ev tümden bitmek.
Ev başkanı : Genellikle ev halkının geçimini sağlayan ve en çok saygı gördüğü düşünülen ev halkı üyesi.
Ev be ev : Ev ev
Diğer dillerde Ev anlamı nedir?
İngilizce'de Ev ne demek? : [ev (Electron Volt) ] v. registered association
Fransızca'da Ev : maison [le], domicile [le], chez-soi [le], foyer [le], habitation [la], home [le], lieu [le], logement [le], logis [le]
Almanca'da Ev : n. Haus, Häuslichkeit, Heim, Wohngebäude, Wohnhaus, Wohnung, Zuhause
Rusça'da Ev : n. дом (M), жилище (N), кров (M), жилплощадь (F), семья (F)
adj. домашний, комнатный

Bu kısımda Ev nedir? Ev ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Ev tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Ev hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.