Cannula türkçesi Cannula nedir
- Kanül.
- Kannula.
- Kanül (sonda).
- Sonda.
- Vücuda bağlanan sıvı borusu.
- Bir damar, kanal veya boşluğa girmek için kullanılan içi boş tüp.
- Sonda, kanül.
- Veterinerlik alanında kullanılır.
Cannula ingilizcede ne demek, Cannula nerede nasıl kullanılır?
Cannulae : Sonda. Kanül. Kanüller.
Cannular : Boru şeklinde. Silindirik ve içi oyuk. Borulardan oluşan.
Cannulas : Kanül. Sonda.
Cannulate : Silindirik ve içi oyuk. Kanül sokmak. Kanül ile delerek boşluğa girmek. Boru şeklinde. Borulardan oluşan.
Cannulated : Delikli.
Cannabin : Kenevir sakızı.
Cannabis indica : Liflerinden sicim yapılan ve kendisinden haşhaş elde edilen bitki. Haşhaş veya afyon bitkisi.
Cannulation : Kanülasyon. Herhangi bir boşluğa kanül sokma, tüp geçirme. Tüp geçirmek. Tüp geçirme.
Cannabinoid : Kenevir veya haşhaş (marihuana) bitkisinin içerdiği bazı aktif kimyasal maddelerin her biri. Marihuana ve ondan türetilen şeylerin aktif uyaranı. Kanabinoid.
Cannabism : Kanabizm.
İngilizce Cannula Türkçe anlamı, Cannula eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Cannula ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Abdominal fat necrosis : Karın yağı nekrozu. Karın içi yağ nekrozu.
A c deformity : A-c kusuru. Arnold-chiari yapılış bozukluğu.
Prob : Prop. Ölçüm ucu. Olasılık. Problem.
Bougie : Supozituvar. Kandil. Mum. Buji. Fitil (tıp veya medikal terimi). Fitil.
Tube : Metro. Uzun, içi boş ve bir ucu kapatılmış boru. 2-yüksek basınçtaki gazların içinde saklandığı özel metal kap (bunlara bomba da denir.). Deney tüpü. İçlastik. Tüp. Yeraltı treni. Kullanım yerine göre çapı değişebilen genellikle camdan yapılmış içinde üşekler bulunan, havası alınmış ya da amaca uygun uçunlarla doldurulmuş yuvak biçimli kapalı gereç. temel parçacıkları algılayan geiger borulanndan televizyon görüntü borusuna ve eksicik borularına değin değişik kullanım yerleri vardır. İçi boşaltılmış ya da özel bir gazla doldurulmuş camdan bir kap içinde, ısıtılan bir elektrikucunun (eksiuç) serbest bıraktığı elektronların pozitif yüklü bir başka elektrikucuyla (artıuç) toplandığı ışıtaç çeşidi. Radyo ışıtacı. Alıcının, mercekten gelen görüntüyü elektriksel ime çeviren ana bölümü.
Bore : Delmek. Kuyu. Bela. Canını sıkmak. Sıkıcı tip. Bunaltmak. Delik. Oyu. Birisinin canını sıkmak. Sondalamak.
Tubing : Boru hattı. Yokuştan aşağı kayılan veya bunun için özel hazırlanmış parklarda yapılan bir çeşit kızak etkinliği. Boru sistemi. Boru tesisatı. Boru ağı. Boru malzemesi. Borulama. Borular. Tübaj. Bir bütün olarak boru veya borular.
Abdominal ovariectomy : Laparotomi yoluyla gerçekleştirilen kısırlaştırma. Abdominal ovaryektomi.
Sounder : Ses iskandili. Mil. Ses yapıcı. Alıcı. İskandil.
Abattoir : Kesimevi. Mezbaha. Salhane. Hayvanların etleri için kesildikleri yerler, hlk. ekdi.
Cannula synonyms : abdominal distention, a band, abdomen, abaxial, searcher, prop, a c syndrom, cannulae, carotis, abdominal palpation, searchers, sonde, a clay, bores, a amplitude mod, catheters, abamectin, abdominal pain, a crochordon, seeker, cannulas, catheter, a dna.
Cannula ingilizce tanımı, definition of Cannula
Cannula kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A small tube of metal, wood, or India rubber, used for various purposes, esp. for injecting or withdrawing fluids. It is usually associated with a trocar.

Bu kısımda Cannula kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Cannula ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Cannula anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Cannula ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.