Tube türkçesi Tube nedir

  • Kullanım yerine göre çapı değişebilen genellikle camdan yapılmış içinde üşekler bulunan, havası alınmış ya da amaca uygun uçunlarla doldurulmuş yuvak biçimli kapalı gereç. temel parçacıkları algılayan geiger borulanndan televizyon görüntü borusuna ve eksicik borularına değin değişik kullanım yerleri vardır.
  • Deney tüpü.
  • Motorlu taşıtlarda dıştaki koruyucu lastiğin içinde yeralan ve içine hava doldurulan lastik.
  • Metro.
  • Fizik, kimya, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır.
  • Radyo ışıtacı.
  • Boru.
  • Alıcının, mercekten gelen görüntüyü elektriksel ime çeviren ana bölümü.
  • Tüp.
  • Uzun, içi boş ve bir ucu kapatılmış boru. 2-yüksek basınçtaki gazların içinde saklandığı özel metal kap (bunlara bomba da denir.).
  • İçi boşaltılmış ya da özel bir gazla doldurulmuş camdan bir kap içinde, ısıtılan bir elektrikucunun (eksiuç) serbest bıraktığı elektronların pozitif yüklü bir başka elektrikucuyla (artıuç) toplandığı ışıtaç çeşidi.
  • Alıcı ışıtacı.
  • Yeraltı treni.
  • İçlastik.

Tube ile ilgili cümleler

English: Please buy a tube of toothpaste.
Turkish: Lütfen bir tüp diş macunu al.

English: I want a large tube of toothpaste.
Turkish: Büyük bir tüp diş macunu istiyorum.

English: Ali died from tuberculosis.
Turkish: Ali tüberkülozdan öldü.

 

English: Ali is watching the boob tube.
Turkish: Ali TV izliyor.

English: Ali rolled up the poster and put it into a cardboard tube.
Turkish: Ali posteri sardı ve karton bir tüpün içine koydu.

Tube ingilizcede ne demek, Tube nerede nasıl kullanılır?

Tube aggluination test : Tüp kümelenme testi. Deney tüplerinde seri halde sulandırılmış serum numunelerinin belirli antijenlerle muamele edilmesi sonucu tüplerde oluşan kümelenmeye bağlı olarak hem kuşkulu serumdaki antikorların varlığını hem de antikor seviyesini belirlemekte kullanılan immünolojik tanı yöntemi.

Tube baby : Tüp bebek.

Tube clamp : Boru kelepçesi.

Tube colors : Yağlıboya (tüpte).

Tube counter : Boru sayaç. Tüp sayaç. İki yanı kapalı ve amacına göre belirli bir uçun ile doldurulmuş içinde iki üşeği bulunan üşer sayacı.

Tube holder : Tüp mahfazası. Tüplük.

Tube feed : Boru ile beslemek.

Tube mill : Boru profil makinesi. Borulu değirmen.

Tube foot : Tüp ayak. Ambulakral ayakçık. Ambulakral ayakcık. Derisi dikenlilerde özel bir sistemle hayvanın yer değiştirmesine yarayan, su kanal sistemine küçük yan kanallarla bağlı, solunum, besin yakalama, duygu alma fonksiyonlarını da yapmak üzere değişebilen, vücut dışına uzanan deri çıkıntısı. ambulakral ayak.

Tube voltmeter : Eksicik voltölçeri. Elektronik voltmetre. Çok küçük değişken akımları ve gerilimleri ölçmekte kullanılan yükselteçli aygıt. Tüp voltmetre. Elektronik voltölçer.

İngilizce Tube Türkçe anlamı, Tube eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Tube ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Gun barrel : Namlu. Top namlusu. Tüfek namlusu.

Conduit : Su yolu. Kablo kanalı. Suyolu. Nakil boru hattı. Avgın. Arna. Mecra. İletme. Aracı kuruluş.

Bugling : Borazan. Boru çalmak. Boru (askerlere işaret vermek için kullanılan çalgı). Boru çalgı. Büğlü. Kokain.

Tank : Film açındırmasında kullanılan, içine açındırmaç konulup film daldırılan kap. sürekli açındırma aygıtında çeşitli açındırma eriyiklerini taşıyan yan yana dizilmiş bu çeşit kaplardan her biri. Su deposu. Tekne. Madencilik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Hapishane koğuşu. Birikimlik. Su haznesi. Hazne. Depo.

Camera tube : Kamera lambası. Kamera tüpü. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Radio valve : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Conduits : Oluk. Suyolu. Kanal. Nakil boru hattı.

Straw : Olgunlaşmış otsu bitkilerden tohum ayrıldıktan sonra kalan ürünün öğütülmüşü, materyalin kaynağı ürünün öğütülmüşü. Kamış çubuk. Zerre. Önemsiz şey. Kamış. Pipet. Hasır. Ekin sapı. Hasır işi.

Hosepipe : Hortum. Sıvı veya gaz nakletmek için kullanılan uzun ve esnek boru (britanya).

Drain : Boşaltmak. Tahliye etmek. Akaçlamak. Yarayı temizlemek. Süzülmek. Pansuman yapmak. Kurutmak. Suyunu çekmek. Pis su borusu. Pissu, kirli su, yağış suları v.b. suları zararsız hale getirmek için dışarı akıtan boruların tümü.

Tube synonyms : blow tube, television pickup tube, capillary tubing, pipage, well point, rectifying tube, chromatography column, television camera tube, wellpoint, pea shooter, rectifying valve, pipe, piping, blowtube, cathode, electric circuit, flue, chimney, tubes, cylinder, ducts, metro, magnetron, capillary, torpedo tube, ductus, stem, electronic device, electrode, subway train, underground railroad, electron tube, silencer.

Tube zıt anlamlı kelimeler, Tube kelime anlamı

Anode : Artı uç. Üst-üşek. Bir elektrik devresinde negatif yükleri çeken pozitif elektrot röntgen tüpü içindeki (+) kutup. Fizik, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Anod. Bir üşerçözüşüm gözesinin, bir boşalım borusunun ya da bir eksicik ışınları borusunun, üretecin yüksek gerilimli ucuna bağlı üşeği. Elektrikle ayrışım olayında ve pillerde, yükseltgenme tepkimesinin oluştuğu elektrot. (elektrikle ayrışımda anotun imi artı, katotun imi eksidir; bu nedenle yalnızca elektrikle ayrışım olayında artıuç da denebilir.). Artıuç. Pozitif kutup. Artı uç +.

Cathode : Elektrik devresinde negatif kutup. Alt-üşek. Bir üşerçözükte artı üşerleri çeken, aksileri iten, elektriksel erkili düşük olan üşek. Katod. Negatif elektrikucu. (özellikle radyo ışıtaçlarında negatif yüklü olan ve elektron üreten elektrikucu). Katot. Eksiuç. Fizik, kimya, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Eksi uç. Kotot.

Walk : Eşlik etmek. Taşımak (iterek). Yürüyüş biçimi. Gezmek. Yürütmek. Gezdirmek. Dolaşmak. Yürüme. Dolaştırmak. Yürüyüş.

Tube ingilizce tanımı, definition of Tube

Tube kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To furnish with a tube. Also (Colloq.), a tube railway. As, to tube a well. A hollow cylinder, of any material, used for the conveyance of fluids, and for various other purposes. A tunnel for a tube railway. A pipe.